Okullar kriz nedeniyle kapandığında öğrenme nasıl sürdürülebilir?

Beş ülkede yürütülen rastgele kontrollü araştırmalar, internet veya bilgisayar gerektirmeyen telefonla bire bir derslerin okul kapanışları sırasında öğrenme kaybını azaltabildiğini gösterdi. Oxford Üniversitesi’nden Dr. Noam Angrist’e göre etkili olan yalnızca telefon değil; eğitimin çocuğun mevcut öğrenme düzeyine göre uyarlanması.

Savaşlar, salgınlar ve aşırı hava olayları milyonlarca çocuğun eğitimini kısa sürede kesintiye uğratabiliyor. UNICEF’in tahminine göre yalnızca 2024’te 85 ülkede en az 242 milyon öğrencinin eğitimi aşırı hava olaylarından etkilendi. Oxford Üniversitesi Blavatnik School of Government’tan Dr. Noam Angrist, eğitim sistemlerinin kriz başladıktan sonra geçici çözümler aramak yerine okullar açıkken dayanıklılık mekanizmaları kurması gerektiğini belirtiyor.

Angrist ve çalışma arkadaşlarının Hindistan, Kenya, Nepal, Uganda ve Filipinler’de yürüttüğü araştırma, basit telefon görüşmeleriyle verilen derslerin okul kapanışlarında anlamlı öğrenme kazanımları sağlayabildiğini ortaya koydu. Beş ülkede aynı temel soruyu sınayan beş rastgele kontrollü deney gerçekleştirilmesi, bulguların tek bir bağlama özgü olup olmadığını değerlendirme fırsatı verdi. Eğitim alanındaki etki çalışmalarının yüzde 1’inden azının aynı anda birden fazla ülkede yürütüldüğü düşünüldüğünde araştırmanın kapsamı özellikle dikkat çekiyor.

Uganda’da dördüncü sınıf öğrencileri arasında bölme işlemi yapabilenlerin oranı kontrol grubunda yüzde 10’da kalırken telefonla destek alan grupta yüzde 48’e çıktı. Filipinler’de ise COVID-19 kapanmalarına ek olarak Rai Tayfunu, yöntemin yeni bir kriz sırasında da işe yarayıp yaramadığını görmek için beklenmedik bir sınama oluşturdu.

Araştırmacılara göre başarıyı sağlayan iki unsur bulunuyor: erişim platformu ve pedagojik yöntem. Cep telefonu, güvenilir internetin ve bilgisayarın bulunmadığı hanelere ulaşmayı mümkün kılıyor. Ancak teknoloji tek başına öğrenmeyi artırmıyor. Ders içeriğinin her çocuğun o andaki beceri düzeyine uyarlanması, yani yaşına veya sınıfına göre varsayım yapmak yerine gerçekten bildiği yerden öğretime başlanması gerekiyor.

Çalışmada sivil toplum kuruluşları ile kamu öğretmenleri tarafından yürütülen farklı uygulama modelleri de karşılaştırıldı. Kontrollü koşullarda başarılı olan bir programın devlet sistemi içinde yüz binlerce öğrenciye aynı kaliteyle ulaştırılması her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle karar vericilerin yalnızca ‘işe yarıyor mu?’ değil, ‘burada işe yarar mı, mevcut sistemle ölçeklenebilir mi ve uygulama zamanla iyileştirilebilir mi?’ sorularını da sorması gerekiyor.

Beş deneme boyunca etkilerin giderek güçlenmesi, uygulama ekibinin hedeflemeyi ve öğretimi her turda geliştirdiği bir ‘öğrenme eğrisi’ oluştuğunu gösterdi. Bu sonuç, programların ilk uygulamadaki performansına bakılarak hemen terk edilmemesi; veriyle izlenip uyarlanması gerektiğine işaret ediyor.

Telefonla öğretim, okulun yerini alacak bir model olarak sunulmuyor. Çocukların öğretmenle yüz yüze ilişkiye, akran etkileşimine ve okulun sosyal ortamına ihtiyacı var. Önerilen sistem, normal eğitim geçici olarak erişilemez hale geldiğinde devreye girecek bir güvenlik ağı. Öğretmenlerin, iletişim listelerinin, ölçme araçlarının ve düşük teknolojili ders planlarının krizden önce hazırlanması, bir sonraki kapanışta öğrenmenin tamamen durmasını önleyebilir.

PAYLAŞ
Kariyerim Dergisi, Türkiye kampüslerinin sesi ve mecrası olmak için kurulmuş üniversite ve kariyer odaklı bir dergi ve web platformudur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here