Sosyal Medya, Teknoloji ve Gençlerin Ruh Sağlığı

Imperial College London sitesinde yayımlanan röportajda, Prof. Dasha Nicholls, sosyal medya, dijital teknoloji ve gençlerin ruh sağlığı arasındaki ilişkiye dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Röportaj, teknoloji şirketlerine yönelik davaların ve sosyal medya düzenlemelerinin dünya genelinde hız kazandığı bir dönemde yayımlandı.

Nicholls, son dönemde özellikle Avrupa ülkeleri ile Avustralya’da gündeme gelen “16 yaş altına sosyal medya yasağı” tartışmalarına ilişkin, tamamen yasaklayıcı yaklaşımın doğru çözüm olmadığını söyledi. İnternet ve sosyal medya platformlarının çocuklar düşünülerek tasarlanmadığını belirten Nicholls, asıl önemli meselenin “zararın nasıl ortaya çıktığını anlamak” olduğunu ifade etti. Her çocuğun aynı ölçüde risk altında olmadığını vurgulayan uzman isim, bazı gençlerin belirli içeriklere karşı daha hassas olduğunu kaydetti.

Nicholls’a göre mevcut bilimsel veriler, sorunun yalnızca “ekran süresi” olmadığını gösteriyor. Asıl riskin, sosyal medya kullanımının uyku, fiziksel aktivite ve yüz yüze sosyal ilişki gibi ruh sağlığını koruyan faaliyetlerin yerini almasıyla ortaya çıktığını belirtti. Bazı durumlarda ise neden-sonuç ilişkisinin ters işlediğini söyleyen Nicholls, gençlerin bazen uykusuz kaldıkları için sosyal medyada daha fazla vakit geçirdiğini dile getirdi.

Röportajda özellikle içerik türlerinin önemine dikkat çekildi. Nicholls, sosyal medyanın bazı kaygıları büyütebildiğini, özellikle yeme bozukluğu, mükemmeliyetçilik ve sosyal kıyaslama eğilimi bulunan gençlerde etkilerin daha belirgin görüldüğünü söyledi. İnsanların sosyal medyada kendilerini “en iyi halleriyle” sunduğunu ifade eden uzman, bunun geçmişte dergilerde de bulunduğunu ancak bugün farkın erişilebilirlik ve gerçeklik hissi olduğunu belirtti.

Siber zorbalığın da en ciddi risk alanlarından biri olduğunu vurgulayan Nicholls, çevrim içi ortamların gençlerin yüz yüze yapmayacakları davranışları sergilemelerine imkan tanıyabildiğini söyledi. Yaptıkları araştırmalarda, çevrim içi zorbalık yapan bazı gençlerin gerçek hayatta “aşırı saldırgan” kişilik özellikleri göstermediğini belirten Nicholls, sosyal medyanın bireylerde hesap verebilirlik hissini azalttığını ifade etti.

Özellikle yeme bozukluklarıyla ilgili bazı sitelerin gençlere doğrudan zarar verici davranışları öğrettiğini söyleyen Nicholls, bu alanlarda kesin biçimde düzenleme gerektiğini kaydetti. Ancak daha yaygın problemin, okul zorbalığının dijital ortama taşınması olduğunu belirten uzman isim, sosyal medya nedeniyle zorbalığın artık çocukların “güvende hissettiği özel alanlara” kadar ulaştığını ifade etti. Bununla birlikte ailelerin ve okulların doğru yaklaşım geliştirmesi halinde siber zorbalığın azaltılabileceğini savundu.

Nicholls, sosyal medya ve akıllı telefonların yalnızca zarar veren araçlar olarak görülmemesi gerektiğini de söyledi. Özellikle ruh sağlığı desteği alanında dijital teknolojilerin önemli fırsatlar sunduğunu belirten uzman, sosyal medya fenomenlerinin olumlu beden algısı ve psikolojik destek konusunda kullanılabileceğine dair araştırmalar yürüttüklerini anlattı. Yapılan küçük ölçekli çalışmalarda, fenomenler aracılığıyla verilen kısa müdahalelerin gençler üzerinde olumlu etkiler oluşturabileceğine dair bulgular elde edildiğini ifade etti.

Akıllı telefonların kriz anlarında psikolojik destek sağlamak için de kullanılabileceğini söyleyen Nicholls, gençlerin gece saatlerinde yardım alabilmesini sağlayan dijital destek sistemlerinden örnekler verdi. Ayrıca telefonların bireylerin davranış değişikliklerini analiz ederek “tam zamanında müdahale” sağlayabileceğini belirtti. Örneğin uyku düzeninde bozulma, sosyal geri çekilme veya iştah kaybı gibi belirtiler görüldüğünde telefonun kullanıcıya “Bir şeylerin farklı olduğunu fark ettik, iyi misin?” benzeri bildirimler gönderebildiğini söyledi.

Bu kapsamda geliştirilen “Mindcraft” adlı uygulamadan da söz eden Nicholls, kişiye özel dijital müdahalelerin etkisini araştırdıklarını anlattı. Yapay zeka ve büyük veri teknolojileri sayesinde farklı kişilik özelliklerine sahip gençlere farklı yöntemlerle yaklaşmanın mümkün hale geldiğini belirten uzman, geleceğin ruh sağlığı desteğinin “tek tip” değil, kişiselleştirilmiş sistemlere dayanacağını ifade etti. İçedönük bir gençle dışadönük bir gence aynı yaklaşımın uygulanmasının doğru olmadığını vurguladı.

Röportajda dikkat çeken bir diğer başlık ise DEHB, depresyon ve anksiyete tanılarındaki artış oldu. Nicholls, özellikle pandemi sonrası dönemde gençlerin ruh sağlığında ciddi bozulmalar görüldüğünü ancak bugün tartışılan konunun “gerçek artış mı yoksa aşırı tanı mı” olduğu olduğunu söyledi. Özellikle DEHB konusunda mevcut verilerin aşırı tanıdan çok yetersiz tanıya işaret ettiğini belirten uzman, teşhis ve tedaviye erişimde ciddi sosyal eşitsizlikler bulunduğunu kaydetti. Beyaz ve orta sınıf çocukların tanı alma ihtimalinin daha yüksek olduğunu, diğer toplumsal gruplarda ise çok sayıda vakanın gözden kaçtığını ifade etti.

Okulların ruh sağlığını desteklemede önemli rol oynayabileceğini belirten Nicholls, ergenliğin yoğun duyguların ilk kez deneyimlendiği bir dönem olduğuna dikkat çekti. Gençlerin reddedilme, kaygı ve sosyal baskıyla nasıl baş edeceklerini öğrenmeleri gerektiğini söyleyen uzman, bu süreçte hem ailelerin hem öğretmenlerin hem de dijital platformların sorumluluk taşıdığını ifade etti.

Gençlerin bugün savaşlar, ekonomik krizler ve iklim kaygısı gibi yoğun olumsuz haber akışı altında büyüdüğünü söyleyen Nicholls, ana akım haber medyasının da ruh sağlığı üzerinde sosyal medya kadar yıpratıcı olabileceğini savundu. Sürekli felaket haberlerine maruz kalmanın kaygıyı artırdığını belirten uzman, haber tüketiminin sınırlandırılmasının ruh sağlığı açısından faydalı olabileceğini söyledi. Her bireyin risk düzeyinin farklı olduğunu vurgulayan Nicholls, bu nedenle herkese uygulanacak katı ve tek tip yasakların etkili olmayabileceğini ifade etti.

PAYLAŞ
Kariyerim Dergisi, Türkiye kampüslerinin sesi ve mecrası olmak için kurulmuş üniversite ve kariyer odaklı bir dergi ve web platformudur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here