Kahvenin Tarihçesi, Kahve İçmenin Faydaları ve Zararları

Kahve günümüzde çok tüketilen bir üründür. Arkadaşlarla sohbetlerde, işte, derste, kız istemelerinde, evde vs. artık hayatın olmazsa olmazı olan kahve yaşamımızın bir parçası olmuştur. Muhtemelen siz de bu yazıyı okurken kahvenizi yudumluyorsunuzdur. 😊

İçerken sizi canlı tutan, geceleri uyumamanızı sağlayan ve tadına doyamadığınız kahvenin bugünkü haline nasıl geldiğini, kimler tarafından ve nerede bulunduğunu, nasıl ve nerelerde yetiştirildiğini muhtemelen merak etmişsinizdir. İşte bu yazımda bunları öğrenebilirsiniz.

Şimdi hep beraber kahvenin nasıl keşfedildiğini öğrenelim.

Tarihi kesin olmayıp bazı kaynaklarda  M.S 1000, bazı kaynaklarda 1258 ve bazı
kaynaklarda da 1415 yıllarında Etiyopya’da bir çoban, keçi sürüsünün bir tür
bitkiyi yedikten sonra daha canlı ve daha az uyuduklarını farketti. Sonra çoban
o keçilerin yediği bitkiyi alıp suda kaynatarak içmiştir. Bir süre sonra aynı
etkilerin kendisinde de olduğunu görmüş ve böylelikle kahve keşfedilmiştir. Kahve
kelimesi  Etiyopya’da Kaffa isimli yerden
geldiği biliniyor.

Peki kahve nasıl yaygın hale geldi?

Etiyopya’da yıllar boyunca ekmeklerde ve tıbbi amaçlarla kullanılıyordu.
Asıl içecek olarak Yemen’de içilmeye başlanmış ve buradan Arap Dünyası‘na
ticaret yoluyla yayılmıştır. Günümüzde Mocha kelimesi ise Yemen’deki ‘’Mokka’’ şehrinden
alınmıştır. Ritüellerde şarap yerine kahveyi kullanan dervişler kahvenin
yaygınlaşmasına yardım etmişlerdir. Bu yüzden eskilerde kahve ‘’Arap şarabı‘’
olarak da biliniyordu.

Kahvenin İslam dünyasında yaygınlaşması 15. Yüzyılın sonlarında olmuştur. Mekke’de, Şam’da, Kahire’de ve birçok şehirlerde kahvehaneler açılıp insanların eğlence, sohbet etme ve sosyalleşme mekanı olmuştur. Fakat daha sonra devlet muhaliflerinin toplandığı ve siyasi fikirlerin görüşüldüğü bir yere dönüşen kahvehaneler tehlikeli bir yer olarak görülmeye başlandı. Bu durumu engellemek için kahvehane yasağı getirilmiştir.

Yavuz Sultan Selim döneminde Yemen valisi olan Özdemir
Paşa ilk kez kahveyi Yemen’de tatmış ve kendisiyle birlikte kahveyi İstanbul’a
getirmiştir. Ardından kahve padişaha sunulmuş. Padişah da kahveyi çok beğenince
sarayda ‘’kahveci başı’’ adıyla yeni bir rütbe belirlenmiştir. Bu olaydan sonra
kahvehane yasağı da yavaş yavaş kaldırılmıştır.

Avrupalıların kahveyle nasıl tanıştıklarını sorarsanız işte cevabı: Türkler savaşlarda bile kahveyi yanlarına getirmeyi unutmamışlardır. Viyana kuşatmasından sonra geri dönen Osmanlı ordusu arkalarında torbalar dolusu kahve bıraktı. Avusturyalılar önce torbaların içinde ne olduğunu anlayamadılar, sonra İstanbul’da daha önce resmi görevlerde bulunan kişilerden torbaların içinde ne olduğunu sordular. Onlar da torbanın içindekinin  kahve olduğunu söyleyip yararlarını ve meşhur bir içecek olduğunu anlattılar. Böylelikle Avrupalılar ilk kez kahveyle tanıştılar. Avrupa, Osmanlı devleti ile kahve ticaretine başladı. Ardından Avrupa’da kahvehaneler açıldı, bitkisi getirildi ve farklı tariflerle yapılmaya başlandı. Avrupalı devletler üzerinden Amerika’ya, kolonilerine ve dünyanın birçok bölgesine yayılan kahve dünya çapında tüketilen bir içecek haline geldi. Öyleki ABD, kahveyi kendi ulusal içeceği ilan etmiştir.

İlk başlarda sade olarak içilen kahve Avrupa’ya gelince sütlü
ve çikolatalı gibi farklı tatlarla da kullanılmaya başlandı. Sütlü kahve
1680’lerde fransız bir doktorun tavsiyesiyle kullanılmıştır. Buzlu kahve ise
Japonya’da yaygınlaşmıştır.

Avrupa’da o kadar sevilen bir içecek ki İtalya’da
herkesin evinde Mocha kahve makinesi mutlaka bulunur, kahvaltılarda da içilir.
Bu yüzden kimse  dışarıda kahve içme
ihtiyacı duymaz. Starbucks’ın İtalya’da başarılı olamama sebebi ise bu olsa
gerek.

Kahve ağacı, tropik bölgelerde yetişir. Daha çok nemli ortamları sever. Dikildikten 3 yıl sonra meyve vermeye başlar.

Kahvenin hem fayda ve hem zararları vardır. Şimdi biraz
bunlardan bahsedelim:

Amerika’da bilimsel araştırmalar sonrası, kahvenin insan
ömrünü uzattığı belgelenmiştir. 30 yıl süren bir başka araştırmaya göre de
günde ortalama 4 kupa kahve içenlerin içmeyenlere oranı kalp, şeker hastalığı
ve ölüm  riskinin %15 daha az olduğu
ortaya çıkmıştır. Vücutttaki iltihaplanmayı azaltır, kan şekerini dengeler ve
vücudü az da olsa zararlı maddelerden temizler.

Faydaları sadece bunlarla kalmayıp depresyon oranını
ortalama %20 ve intihar riskini de %53’e kadar azaltan mucize bir içecektir.

Fakat haddinden daha fazla yani günde 5 kupadan çok
tüketilirse zararlı olup bir çeşit psikolojik rahatsızlık olan  anksiyete yaratabilir. Kan potasyumu yüksek
olanlar, böbrek ve karaciğer hastası olanların da kahve tüketmemeleri tavsiye
edilmiştir.

Günümüzde petrolden sonra en çok konuşulan konu olan
kahve, dünyada önemli bir pazara sahiptir. En çok kahveyi üreten ülkeler
sırayla Brezilya, Vietnam, Kolombiya, Endonezya ve Etiyopya ile toplam 45
ülkede kahve üretilir. Tahminen dünya genelinde günde 2.25 Milyar fincan ve
yılda 8.5 Milyar kilo kahve tüketilmiştir. En çok kahve tüketen ülke ise
Finlandiya olup kişi başı 11.4 kg , İtalya kişi başı 5.8 kg ve İngiltere ise
2.8 kg kahve tüketilmektedir. Türkiye kişi başı 920 gram kahve tüketimiyle
dünyada 10. sırada yerini alıyor. Ayrıca 1 Ekim’in dünya kahve günü olduğunu da
unutmayalım.

Umarım bu yazıda size kahve hakkında yeterli bilgi sunabilmişimdir.

Hergün kahve için ve

Sağlıcaklı kalın.

KAYNAKLAR:

www.onedio.com

www.taftcoffee.com

www.tarihiolaylar.com

www.kahvve.com

www.medikalakademi.com.tr

www.investopedia.com

PAYLAŞ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here