Avrupa’nın birçok bölgesinde giderek şiddetlenen orman yangınları, yalnızca iklim değişikliğinin değil, yıllardır uygulanan arazi ve yangın yönetimi politikalarının da sonucu olabilir.
ETH Zürih araştırmacısı ve beş yıllık FiRES projesinin yürütücüsü Christine Eriksen’e göre, Fransa, İspanya ve Yunanistan’da görülen büyük yangınların sıklığı, şiddeti ve ölçeği artıyor. Yangın riski artık İsviçre, Avusturya ve Slovenya gibi geçmişte yüksek riskli kabul edilmeyen Alp ülkelerine de yayılıyor.
Eriksen, daha sıcak ve kurak iklim koşullarının; ağaç ölümleri, kırsal bölgelerin terk edilmesi ve yanıcı bitki örtüsünün birikmesiyle birleştiğine dikkat çekiyor. Geçmişte kontrollü ve düşük şiddetli yangınlarla temizlenen alanların artık uzun süre hiç yakılmamasının da büyük yangınlar için ciddi miktarda yakıt oluşturduğunu belirtiyor.
Araştırmacıya göre çözüm, bütün yangınları engellemeye çalışmak yerine yangına dayanıklı yaşam alanları oluşturmak. Daha çeşitli orman yapıları, yangına dayanıklı binalar, doğru bölgesel planlama ve yerel halkın hazırlık süreçlerine aktif katılımı büyük önem taşıyor.
Avustralya’nın bu konuda Avrupa’ya örnek olabileceğini belirten Eriksen, yangın riski bulunan bölgelerde yaşayan insanların tahliye yollarını bilmesi, çevresindeki riskleri azaltması ve komşularıyla birlikte hareket etmesinin toplumların direncini artırdığını vurguluyor.
Eriksen’e göre Avrupa’nın kabul etmesi gereken temel gerçek ise şu: Yangını tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil. Asıl hedef, doğadaki rolünü anlayarak yangını daha akıllı biçimde yönetmek ve yıkıcı yangınların önüne geçmek olmalı.




























