UCL: “Okullarda akıllı telefon yasağı tek başına çözüm değil”

İngiltere’de yürürlüğe giren okul içi akıllı telefon yasaklarının ardından yayımlanan yeni bir araştırma, yalnızca yasaklamaya dayalı politikaların öğrencilerin karşı karşıya olduğu dijital sorunları çözmekte yetersiz kalabileceğini ortaya koydu. University College London (UCL) tarafından hazırlanan rapora göre, gençlerin büyük bölümü akıllı telefon yasaklarını desteklemiyor ve bu yaklaşımın öğrencilerle yetişkinler arasındaki güven ilişkisini zedelediğini düşünüyor.

UCL Eğitim Enstitüsü (IOE) araştırmacıları ile eğitim danışmanlığı kuruluşu Life Lessons Education iş birliğinde hazırlanan raporda, okullarda uygulanan genel akıllı telefon yasaklarının “aşırı basitleştirilmiş” bir yaklaşım olduğu vurgulandı. Araştırmacılar, esas sorunun telefonların kendisinden ziyade zararlı çevrim içi içerikler, siber zorbalık ve sosyal medya platformlarının bağımlılık oluşturan tasarım anlayışı olduğuna dikkat çekti.

Araştırmaya 800’e yakın öğrenci katıldı

Çalışma kapsamında İngiltere’de 11-18 yaş aralığındaki 732 ortaöğretim öğrencisi, 27 öğretmen ve 41 veli ile anketler, odak grup görüşmeleri ve bireysel mülakatlar gerçekleştirildi.

Araştırmada öğrenciler, öğretmenler ve veliler ortak bir noktada buluştu: Akıllı telefonlar ders sırasında dikkat dağınıklığına neden olabiliyor. Ancak bu sorunun nasıl çözüleceği konusunda taraflar arasında ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıktı.

Öğrencilerin yüzde 75’i yasaklara karşı

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri kuşaklar arasındaki yaklaşım farkı oldu.

  • Öğretmenlerin %87’si okul genelinde telefon yasağını destekliyor.
  • Velilerin %88’i de benzer görüşte.
  • Buna karşın öğrencilerin %75’i bu yasaklara karşı çıkıyor.

Rapora göre yetişkinler, yasakların sınıf düzenini kolaylaştıracağını düşünürken; öğrenciler akıllı telefonların yalnızca eğlence amacıyla kullanılmadığını, günlük yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu ifade ediyor.

Gençler telefonlarını güvenlik ve günlük yaşam için kullanıyor

Araştırmaya katılan öğrenciler, akıllı telefonların;

  • aileleriyle iletişim kurmalarını,
  • toplu taşıma saatlerini takip etmelerini,
  • hava durumunu kontrol etmelerini,
  • ödev ve eğitim uygulamalarına erişmelerini,
  • arkadaş ve destek ağlarıyla bağlantıda kalmalarını sağladığını belirtti.

Özellikle kız öğrenciler, okul çıkışlarında veya tek başlarına seyahat ederken telefonlarının kendilerini daha güvende hissettirdiğini dile getirdi.

“Yasaklar sorunları görünmez hale getirebilir”

Raporda dikkat çekilen bir başka önemli nokta ise siber zorbalık ve dijital taciz oldu.

Araştırmacılara göre telefonların okuldan tamamen kaldırılması bu tür sorunları ortadan kaldırmıyor; aksine görünürlüğünü azaltabiliyor. Öğrenciler, yasakların ardından yaşadıkları dijital sorunları öğretmenlerle paylaşmak konusunda daha çekingen davranabileceklerini ifade etti.

Bu durumun, siber zorbalık ve çevrim içi istismar gibi problemlerin okul yönetimleri tarafından daha geç fark edilmesine yol açabileceği uyarısında bulunuldu.

“Yasak değil, dijital okuryazarlık”

Araştırmanın başyazarı, UCL Eğitim Enstitüsü Öğretim Üyesi Profesör Jessica Ringrose, öğrencilerin genel yasakları cezalandırıcı bir uygulama olarak gördüğünü belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Öğrenciler, kapsamlı telefon yasaklarını destekleyici değil cezalandırıcı olarak algılıyor. Ayrıca bu uygulamaların yetişkinlerle aralarındaki güven ilişkisini zayıflattığını düşünüyorlar.”

Araştırmacılar, okulların yalnızca yasaklara odaklanmak yerine öğrencilerin dijital dünyayı bilinçli kullanmalarını sağlayacak eğitim programlarına ağırlık vermesi gerektiğini savunuyor.

Raporda; dijital vatandaşlık, medya okuryazarlığı, çevrim içi etik, sosyal medya şirketlerinin iş modelleri ve algoritmaların nasıl çalıştığı gibi konuların eğitim programlarına daha fazla entegre edilmesi öneriliyor.

İngiltere’de yeni dönem başladı

Araştırmanın yayımlandığı günlerde İngiltere’de yeni düzenleme de yürürlüğe girdi. Yeni yasa kapsamında okullar, öğrencilerin eğitim günü boyunca akıllı telefon kullanmasını engellemekten yasal olarak sorumlu hale geldi.

Okullar bu uygulamayı farklı yöntemlerle hayata geçirebiliyor. Bazıları telefonları kilitli poşetlerde toplarken, bazıları cihazları dolaplarda muhafaza ediyor, bazı okullar ise öğrencilerin telefonlarını okul kampüsüne getirmesine tamamen izin vermiyor.

Araştırmanın vardığı sonuç

UCL araştırmasına göre, akıllı telefonların eğitim ortamında dikkat dağıtıcı etkileri konusunda geniş bir uzlaşı bulunuyor. Ancak araştırmacılar, tek başına telefon yasağının dijital çağın karmaşık sorunlarına çözüm üretmeyeceğini vurguluyor.

Rapor, öğrencilerin görüşlerinin politika geliştirme süreçlerine daha fazla dahil edilmesini ve yasak odaklı yaklaşım yerine dijital okuryazarlığı güçlendiren, güven ilişkisini koruyan ve çevrim içi risklerin temel nedenlerini hedef alan daha kapsamlı politikaların benimsenmesini öneriyor.

PAYLAŞ
Kariyerim Dergisi, Türkiye kampüslerinin sesi ve mecrası olmak için kurulmuş üniversite ve kariyer odaklı bir dergi ve web platformudur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here