Geçtiğimiz Çarşamba günü gerek hacim gerekse etki bazında dünyanın en büyük merkez bankası olan FED’in artan enflasyona karşı şahin ifadelerle işe koyulup daha sonra güvercine dönüşen tavırlarını izledik. “Dağ fare doğurdu” deyimi beklenen faiz kararını açıklayan FED için oldukça uygun bir tabirdir diyebiliriz.
FOMC toplantısından piyasa beklentisi olan 25 baz puanlık faiz artışının yanı sıra, yapılacak olan diğer 6 toplantıda da artış eğiliminin devam edeceğine dair sinyal veren FED, ilk etapta ortaya şahin tavırlar koymuş gibi görünse de, bu algı çok geçmeden yerini enflasyona karşı pasif mi kaldı düşüncesine bıraktı.
Piyasalara tedirginlik veren başlıca konu şüphesiz ki çift haneli sayılara giderek yaklaşan enflasyon oranıdır. En son açıklanan verilere göre Amerika’da enflasyon oranı %7,9, ki bu rakam süper güç diye adlandırdığımız bir ülke için ciddi bir rakamdır.
Basit bir matematikle Amerikan vatandaşlarının faiz-enflasyon arasındaki reel kayıplarını hesaplayalım. Önümüzde yapılacak 6 toplantı bulunuyor ve bu toplantılarda başkan Powell’ın açıklamalarına göre 25 baz puanlık faiz artırımı yapılmaya devam edildiği varsayımında toplantıların sonunda politika faizi %1,9 olacaktır. Basit hesaplamamızda bile görünüyor ki faiz-enflasyon arasındaki reel kayıp oldukça fazladır. Bu enflasyonist ortam göz önünde bulundurulduğunda FED’in tam anlamıyla şahin olabilmesi için ilk darbesini kuvvetli vurması gerektiği görüşündeyim. İlk faiz artırımı 25 baz puanlık beklentinin üstünde olmalıydı ki piyasalara şok etkisi verebilsin. Yoksa hâlihazırda beklentinin satın alındığı bir piyasada gerçekleriniz satılır. En nihayetinde dolar endeksinde gerileme, arzı kısıtlı yatırım araçları, emtia ve hisse senedi piyasalarında yukarı yönlü hareketlenmeler oldu.
Tabi şöyle de düşünmek gerekir: elinde 9 trilyon dolarlık bir bilançosu bulanan ve pandemi başından beri gevşek para politikası izleyen FED ağırdan da alsa bir sıkılaşmaya girdi. Ekonomide bir fren yaptı, borçların maliyetini artırdı, faiz artırımıyla dolaylı yoldan istihdama olumsuz müdahale etti. Büyüme beklentisini %4,3’ten %2,8’e çekti. Bunlar elbette ki bir sıkılaşma politikasının araçlarıdır. Fakat ben bu hamlelerden şunu çıkartıyorum: Fed Aralık ayındaki toplantısında daha keskin açıklamalar yapmıştı, son toplantıda ise Powell’in ifadelerindeki yumuşamada Ukrayna-Rusya savaşının etkisi hissediliyor. FED savaştan tedirgin bu nedenle enflasyona müdahale ederken çekingen davranıyor. Bu toplantının neticesinde FED’in daralma politikasının sıkı bir diyettense fazla kilolardan kurtulmak için hazırlanmış bir sağlıklı beslenme reçetesi olduğu anlaşılıyor.




























