Yapay zekâ yarışını kim kazanacak? ABD mi? Çin mi? Belki de hiçbiri

ABD ve Çin, yapay zekâda üstünlük için yarışırken Harvard ekonomisti Jason Furman, bu rekabetin kesin bir bitiş çizgisi bulunmadığını savunuyor. Furman’a göre en güçlü modele sahip olmak bazı stratejik alanlarda belirleyici olsa da ekonomik kazancı, teknolojinin iş hayatında nasıl kullanıldığı şekillendirecek.

Harvard Kennedy School ve Harvard Ekonomi Bölümünde görev yapan Jason Furman, Harvard Gazette’in 24 Eylül 2026’da yayımladığı söyleşide, yapay zekâ rekabetinin tek bir ülkenin kalıcı zaferiyle sonuçlanacağı düşüncesini sorguladı.

Furman’a göre siber güvenlik, askerî istihbarat ve ileri araştırmalarda en gelişmiş sistemlere sahip olmak kritik avantaj sağlayabilir. Ancak birçok kullanıcı için daha sınırlı modeller yeterli olabilir. Bu nedenle model performansındaki üstünlük ile ekonominin tamamına yayılan faydaları birbirinden ayırmak gerekiyor.

Teknoloji pazarlarında geçmişin hâkimiyeti tekrarlanacak mı?

Furman, sosyal ağlarda kullanıcıların aynı platformda bulunmasının güçlü bir avantaj yarattığını hatırlatıyor. Yapay zekâda ise kullanıcılar farklı araçlardan yararlanabiliyor ve aralarında geçiş yapabiliyor. Dolayısıyla birkaç şirketin pazarın büyük bölümünü kontrol edeceği beklentisinin gerçekleşmesi kesin değil.

Bu ayrım, yatırımcılar açısından da önemli. Furman, beklenen verimlilik artışı oluşmazsa veya şirketler bunu kâra dönüştüremezse finansal piyasaların ve kredi sisteminin sorun yaşayabileceğini belirtiyor. Bununla birlikte, küresel finans krizi ölçeğinde bir sonuç beklemediğini söylüyor.

Veriler, rekabetin farklı boyutlarını gösteriyor

Gazette’in de bağlantı verdiği Stanford Üniversitesi 2026 AI Index raporu, ülkelerin üstünlüklerini tek bir ölçüte indirgemeyi zorlaştıran bir tablo sunuyor.

Rapora göre ABD’de özel yapay zekâ yatırımları 2025’te 285,9 milyar dolara, Çin’de ise 12,4 milyar dolara ulaştı. Ancak rapor, yalnızca özel yatırımlara bakmanın, devlet destekli fonlar nedeniyle Çin’in toplam harcamalarını olduğundan düşük gösterebileceğini belirtiyor.

ABD daha fazla üst düzey model üretirken Çin; yayın sayısı, atıflar, patent üretimi ve endüstriyel robot kurulumlarında öne çıkıyor. Raporda, ABD ve Çin modellerinin 2025 başından itibaren performans liderliğini birkaç kez birbirlerinden devraldığı da aktarılıyor. Bunlar, teknik performans, yatırım ve uygulama kapasitesinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Ortak riskler, iş birliğini gerekli kılıyor

Stanford raporu, güvenlik değerlendirmelerinin teknik kapasitedeki ilerlemeyi takip etmekte zorlandığına da dikkat çekiyor. Belgelenmiş yapay zekâ olaylarının sayısı, 2024’teki 233 seviyesinden 2025’te 362’ye yükseldi.

Furman da güvenlik, iş kaybı ve eğitim üzerindeki etkilerin ABD ile Çin’in ortak kaygıları olduğunu vurguluyor. Bilginin ülkeler arasında yayılmasını tamamen engellemenin güç olduğunu belirten ekonomist, riskleri gözeten iş birliğini en iyi yol olarak değerlendiriyor.

Bu çerçevede tartışma, yalnızca hangi ülkenin daha güçlü bir model geliştireceğiyle sınırlı kalmıyor. Teknolojinin ekonomik faydalarının nasıl paylaşılacağı ve ortak risklerin nasıl yönetileceği de yarışın sonuçlarını belirleyecek sorular arasında yer alıyor.

Kaynaklar: Harvard Gazette, Jacob Sweet

PAYLAŞ
Kariyerim Dergisi, Türkiye kampüslerinin sesi ve mecrası olmak için kurulmuş üniversite ve kariyer odaklı bir dergi ve web platformudur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here