Zaman VHS’ye İyi Davranmadı

Dijital yayıncılığın ve Blu-ray dünyasının çok öncesinde, video dünyasının mutlak hâkimi olan VHS (Video Home System) formatı 50. yaşına girerken, uzmanlar bu kasetlerde depolanan tarihi materyalleri kurtarmak için sıradışı yöntemlere başvuruyor. İlk kez 1976’da Japonya’da piyasaya sürülen ve her televizyonla uyumlu, uygun fiyatlı yapısıyla bir devrim yaratan VHS, bugün manyetik bantlarının bozulması nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.

Harvard Arşivlerinde On Binlerce Kayıt Alarm Veriyor
Harvard Üniversitesi küratörleri, VHS’nin bir zamanlar sunduğu “erişilebilirlik” avantajını fark ederek on binlerce materyali bünyesine katmıştı. 2018 verilerine göre, üniversitenin elindeki görsel-işitsel materyal sayısının on binleri bulduğu tahmin ediliyor. Ancak aradan geçen yarım asır, bu teknolojiyi tamamen demode hale getirdi.

Kadınların Gizli Tarihi Silinme Riskinde
Harvard Radcliffe Enstitüsü’ndeki Schlesinger Kütüphanesi, Amerikan kadınlarının yaşamına dair yaklaşık 5.000 adet VHS kaseti barındırıyor. Baş arşivci Joanne Donovan, kütüphanenin elindeki kasetlerin sadece dörtte birinin dijitalleştirilebildiğini belirtiyor. Arşivde yer alan; ünlü şef Julia Child, şair June Jordan ve avukat Florynce Kennedy gibi isimlerin kayıtlarının yanı sıra, Lamaze International ve Ulusal Kadın Örgütü’ne (NOW) ait eğitim videoları büyük risk altında.

Donovan, “Kadınların ve özellikle siyahi kadınların tarihine dair bilgiler zaten kısıtlı; bu formatın bu kadar geçici olması, bu tarihin tamamen kaybolması riskini doğuruyor,” sözleriyle durumun ciddiyetini vurguluyor.

Sanatı Demokratikleştiren Format: Joseph Beuys Koleksiyonu
Üniversitenin Busch-Reisinger Müzesi’nde ise Alman sanatçı Joseph Beuys’un VHS çalışmaları bulunuyor. Küratör Lynette Roth, Beuys ve neslinin videoyu, geleneksel resim sanatına kıyasla daha az elitist ve daha “demokratik” bir araç olarak gördüğünü ifade ediyor. Ancak bu “demokratik” eserler, izlendikçe yıprandıkları için yıllarca müze arşivlerinde saklı kaldı ve sergilenemedi.

Operasyonun Teknik Zorluğu: Sadece Bir Kutu Göndermek Değil
Konservasyon uzmanı Susan Costello, dijitalleştirme sürecinin lojistik zorluklarına dikkat çekiyor: “Her biri sanat eseri olduğu için değer biçilmeli, detaylı durum raporları çıkarılmalı ve güvenli sevkiyat için özel kasalar yapılmalıydı.” Geçtiğimiz Mayıs ayında, 70 parça analog medya, iklim kontrollü kamyonlarla Medya Koruma Laboratuvarı’na taşındı.

“Yapışkan Bant Sendromu” ve Sıradışı Çözüm: Kaset Pişirme
Laboratuvar başkanı Kaylie Ackerman ve ekibi, “yapışkan bant sendromu” (sticky shed syndrome) ile savaşıyor. Bu durumda bantlar birbirine yapışıyor ve oynatıldığında üzerindeki oksit tabakası yırtılarak içindeki veriyi sonsuza dek yok ediyor. Çözüm ise şaşırtıcı: Baking (Pişirme).

  • Süreç: Kasetler, özel laboratuvar fırınlarında 125 ila 130 Fahrenheit (yaklaşık 51-54°C) sıcaklıkta, beş güne kadar pişiriliyor.
  • Amaç: Bu ısı, manyetik materyalin geçici olarak yeniden sertleşmesini sağlıyor.
  • Risk: Bu işlem genellikle araştırmacıya kaseti dijitalleştirmek için sadece tek bir şans tanıyor.

150 Yıl Sonrasının Akademisyenleri İçin
Kaylie Ackerman, bu maliyetli ve zahmetli sürecin nedenini şu sözlerle özetliyor: “Eğer şimdi dijitalleştirmezsek, bu kayıtlar tamamen yok olacak. Bu materyaller üniversitedeki araştırmaları ve eğitimi destekliyor. Önemli olan sadece materyale sahip olmak değil, onu korumaktır; böylece 150 yıl sonraki bir akademisyen bile bu birincil kaynakla çalışabilir.”

 

PAYLAŞ
Kariyerim Dergisi, Türkiye kampüslerinin sesi ve mecrası olmak için kurulmuş üniversite ve kariyer odaklı bir dergi ve web platformudur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here