Yoğun Bir Dönem Başlıyor…

Processed with Rookie Cam

Yaz tatilinin başladığını ancak İngilizce kursum bitince anlayabildim çünkü kurs temmuzda sona erdi. Okul zamanı başladığım için finaller ve kurs sınavları beni çok sıkıştırmış ve yormuştu. Temmuzda tatil başladı dedim ama bu sırada ailemle bir haftalık bir tatil kaçamağı yapıp Bodrum’a gittim. Hayatımda ilk kez Bodrum’a gittim ve havasına suyuna bayıldım! Kaldığımız yerin manzarası sanki yağlı boya bir tablonun içerisindeymişsiniz gibi hissettiriyordu. Buradayken bol bol dinlenme fırsatı buldum.

İstanbul’a döndüğümde ise geçen yıl olduğum omurilik ameliyatı yüzünden spora yazıldım. Doktorum spor yapmamı istemişti. Şimdiye dek hayatımda sporla ilgili bir şey yoktu ve ilk zamanlar zorunluluktan gittim. Fakat sonra kendimi zinde ve dinç hissettikçe hoşuma gitti ve haftanın neredeyse her günü kendi isteğimle spora gittim. Bu sırada sürekli internet üzerinden staj imkanlarına baktım ama çoğu şirket zorunlu staj ve üçüncü, dördüncü sınıf öğrencilerini istiyordu. Kriterlerine uyduğum birkaç yere başvurdum ama cevap alamadım. Birkaç gün annemin muhasebe bölümünde çalıştığı iş yerine gitme fırsatı buldum ve annemle çalıştım. İşletme okumamı zaten annem istemişti fakat ben muhasebeye veya sayısal veriler olan alanlara bir türlü ilgi duyamıyordum. Ben daha çok insan kaynakları pazarlama gibi alanlara yatkın olduğumu düşündüm işletme derslerini görmeye başladığım zamandan beri. Bunların dışında ağustos ayında bir arkadaşımla Akçay’a gittim. Babaannemin evinde kaldık, babaannemin Kaz Dağları’nı gören bir balkonu var ve buraya bayılıyorum. Burası kafa dinlemek, yürüyüş yapmak, huzur bulmak için mükemmel bir yer. Tam orada bulunduğumuz hafta yakınımızdaki Zeytinli’de festival vardı. Bir gün için bilet aldık ve konsere gittik. Konsere aşırı talep vardı ve çok kalabalıktı neredeyse hareket edecek yer yoktu. Sanatçılar arka arkaya çıkıyordu ama uzun saatler ayakta kalmıştık ve devamını getiremedik. Sonraki günler bol bol yüzdük ve etraftaki diğer güzel yerleri gezdik. İstanbul’a döndüğümde kardeşim de evdeydi. Bütün yaz evde kalmak istemediği için kuzenlerimi dolaşıp durmuştu. Darüşşafaka’da okuduğu için okul açıldığında hafta içleri okulda kalıyor, hafta sonları yanımıza geliyordu. O yüzden yaz tatilinde o ne isterse yapmaya çalıştım.

Eylül ayına geldiğimizde İngilizce kursuna tekrar kayıt oldum, kayıt esnasında önceki kurda notlarım yüksek olduğu için kur atlamak istedim ve sınava girdim. Ve sonuç olarak kur atlamıştım. Okuldaki ders programı açıklandığında bu dönemin zor geçeceğini anladım. Haftanın beş günü sabah erkenden ders vardı ve bazıları akşam bitiyordu. Buna hafta sonu sabah başlayan kursu da ekleyince beni yorgun ve koşuşturmalı bir dönemin beklediğini idrak edebildim. Bir de üstüne çoğu dersimiz sayısal… Ah şu sayısal derslerle aram hiçbir zaman düzelmeyecek herhalde. Daha ikinci haftadan stres yapmaya başladım neyi nasıl programlayacağım diye. Okulun başlamasının tek güzel yanı arkadaşlarımla sürekli görüşebilmek oldu sanırım. Okulumda yer alan İFMED Kariyer ve İletişim Ofisine geçen dönem biterken katılabilmiştim bu yüzden fazla etkinlik göremedim fakat bu yıl bunun için de heyecan duyuyorum. İçine kapanık biri olarak burası sayesinde daha rahat iletişim kurabildiğimi fark ediyorum insanlarla. Bu dönemden beklentim kendime yeni şeyler katmak, kendimi geliştirebilmek, derslerimi bırakmamak, bana bir şeyler katabilen insanlarla tanışmak, kendimi daha programlı davranan biri haline getirmek. Önümüzdeki yaz tatilinde de mutlaka staj yapmak veya yurt dışına çıkıp yabancı dilimi geliştirmek. Bunları gerçekleştirmeyi o kadar istiyorum ki. Umarım bunların hepsini gerçekleştirebilir ve çok güzel bir dönem geçiririz. İkinci haftadan sonra fark ediyorum ki okul gerçekten başladı! 🙂

PAYLAŞ