Siz Bizim Profesyonelleştiremediklerimizden misiniz?

Böyle uzun bir başlık herhalde böyle büyük bir konuya yakışırdı. Konu o kadar büyük ki her türlü kavram / konu için kullanılabiliyor. Yeri geldiğinde bir düşünce, yeri geldiğinde bir duruş, yeri geldiğinde hareket, uygulama tarzı, meslekte bir aşama olarak tanımlanabiliyor.

 

İş hayatımıza baktığımızda profesyonel olarak çalışıyoruz. Belli bir kazanç karşılığında bilgimizi, becerimizi, aklımızı, tecrübemizi kullanarak bir şirket için bir görev tanımını, bir unvanı icra etmeye çalışıyoruz. Ve bu kavramın içini doldurmaya çalışıyoruz. Zıt eşleniğinin amatör olduğunu düşününce, sanırım hepimiz profesyonel olmak istiyoruz.

 

Nedir bu çok kapsamlı profesyonel olmak?

Zor bir şey olsa gerek. Gelin her zamanki gibi incelemeye başlayalım.

Düşünce tarzı olduğunu düşünürsek, çözüm odaklı olmakla başlar sanırım bu kavram. Pozitif psikolojinin tüm inceliklerini kullanarak işlerin nasıl olmayacağını değil de, oldurtma yönünde işlerin nasıl olacağını düşünsel beceriler ile sergilemektir.

İnsanı dövmekten öte, problemleri kişilerde hata aramaktansa, problem de çözüm arayıp, çözerken elindeki kaynakları en etkin şekilde kullanmaktır.

Kendi kişisel menfaatleri yönünde değil de, içinde olduğu organizasyonun, takımın, çıkarlarını en üstte tutmaktır. Mış gibi yapmaktan öte kural koyup kuralsız yaşamamaktır bu duruş.

Yakışıklı bir duruş olsa gerek bu profesyonellik. Nerde, nasıl giyineceğini bilen bir duruştur. Kılık, kıyafet önemsiz demeyin sakın iş hayatında. Kürkün yemek yediğini iddia ettiğimiz coğrafyamızda, abesle iştigal kıyafetler her zaman akılda kalır unutmayın.

Kendi egosunun ötesinde, kendi hırsını, tutkusunu dengeleyip takımı içinde bütün olmaya çalışmaktır.

Duygularıyla iş yapmayıp, rasyonel akılcı hedef odaklı olabilmektir. Yani özünde kendini yönetebilmek ile başlar profesyonellik.

Problemlerine, sıkıntılarına, dertlerine, çözüm ararken, düzgün üslubu seçebilmektir.

Mesleki etik, iş ahlakı, uyum konularında değer yaratıp, örnek ve ön ayak olabilmektir.

Kendimi dinlendirebilmeyi de bilmektir. İş hayatının getirdiği yorgunluk, stres gibi faktörlerin kendi üzerindeki etkisini en az kılabilmektir.

Sorumluluk alabilmektir. Verdiği ya da kendisi ile ilgili verilen kararların getirdiği yükü kaldırabilmektir.

Aslında kişisel olarak bir olgunluk seviyesini ifade etmeye çalışırız ya…Ne kadar da kolay bunları söylemek ya da yazmak…

Hem yetkin ol, olgun ol, öyle yap, şöyle giy, böyle dur…

Yoksa profesyonel olmak mükemmel olmak gibi bir şey mi? Ya da yapılması gerekenleri mi yapmak acaba !

Sporla çok eşleştirilir mesela bu kavram. Hiç düşündünüz mü neden !

Sporda yetenekli olmak çok önemli. Ama profesyonel olmanın başında disiplin gelir. Yetenekli olmak yetmiyor, çünkü icrasında gelişim ve süreklilik öne çıkıyor. Tıpkı iş hayatında olduğu gibi.

Disiplinli çalışabilmek için zamanı iyi yönetebilmemiz, doğru işleri ve işleri doğruca yapmamız gerekmektedir.

Bir konunun uzmanı, bileni olmak da bu kavramın içine girmekte. O zaman kişisel gelişimimizi de yönetmemiz icap etmekte.

En önemlisi ne bilmemiz gerektiği, bunu nasıl elde edeceğimizi düşünebilmeyi ve gerçekleştirmeyi profesyonel olmanın mihenk taşları olarak tanımlayabiliriz.

Unutmayın ki sonuç elde edebilmek plan yapabilmeyi, öngörü üretebilmeyi gerektirmektedir. Sonuca giden adımlar aslında yaşamanın adımları değil midir ? Bence hayata asılmaktır aslında.

profesyonel

Hayata asıldığımızda neler oluyor bir düşünsenize?

İlham yaratmaya başlıyorsunuz çevrenize, etki yaratıyorsunuz etrafınıza. Güçlü oluyorsunuz, insanlar birikiyor yanı başınızda. Dönüştürmeye başlıyorsunuz istekleri, hayalleri gerçeğe. Liderlik yapmaya başlıyorsunuz en moda tanımıyla.

Konuşurken verdiğiniz mesajlar, seçtiğiniz sözcükler ortaya koyduğunuz davranışlar ve duruşunuz hayata karşı. İşte koyunların ak mı yoksa kara mı olduğunun ortaya çıktığı anlardır.

Akılda kalmalı ki amatör olmayıp para karşılığında iş yapıyorsunuz. Mesleğiniz oluyor o iş. Aslında tabiri caiz ise özel iş hayatınızda cv’mizi kiraya verip para kazanıyoruz.

Ama kiracımız olan işimizin bizden istekleri çok fazla olacaktır. Bu isteklerin içinde en önemlisi ise profesyonel olmak olacaktır. Sonuçta sık sık kiracı değiştiremeyeceğiz? Unutmamız lazım.

Bence hayatımıza asılırken, kendimize dolayısıyla da işimizi de asılıyoruz. Ama ne istediğimizi bilerek tabiki…

PAYLAŞ
1996 İTÜ End. Müh. mezunu. 1998-2002 yılları arasında Arçelik'te İK uzmanı olarak çalıştı. 2002-2004 yılları arasında Akbank T.A.Ş Md. yardımcılığı yaptı. 2004 yılından beri BSH'de çalışıyor.