Film İncelemesi – One Flew Over the Cuckoo’s Nest (Guguk Kuşu)

Otoriteye karşı çıkmak insanoğlunun doğasında vardır. Yemeği
yedikten sonra tam tabağı kaldıracakken annenin ‘Tabağını kaldır!’ lafını
duyduğumuzda bile artık o işi yapmak istemeyiz. Bu konuyu işleyen yüzlerce
film, dizi, resim, heykel, şarkı vs. mevcuttur. Yazımda bu konuyu en iyi
işleyen filmlerden birinin incelemesini yapmaya çalışıcam. Öncelikle filmi
henüz izlemeyenler için spoilersız küçük bir anlatımını yapayım:

One Flew Over the Cuckoo’s Nest
(Guguk Kuşu) (1975) (IMDb:8,7) (Benim Puanım:9)

Akıl
hastanesinden kaçmanın hapishaneden kaçmaktan çok daha kolay olacağını düşünen Randle
McMurphy (Jack Nicholson) akıl hastası rolü yaparak akıl hastanesine yatırılır.
İlk başlarda burada kısa bir süre kalıp hemen kaçış planını uygulamaya sokmayı
düşünür. Ama geçirdiği vakit artınca yanındaki hastaların aslında akıl hastası
olmaktan çok toplum normlarına uyum sağla(ya)mayan ve dışarıdaki insanlardan
çok daha iyi kalpli çok daha akıllı olduklarını fark eder. Ve oradakilerle
yakın bir dostluk ilişkisi kurmaya başlar. Beraber yaptıkları aktiviteler
hastaların durumunu farklı bir yere getirmeye başlayınca otoriter ve çok katı
olan başhemşire Mildred Ratched (Louise Fletcher) bu durumdan çok rahatsız
olmaya başlar. Bundan sonra başına buyruk ve neşeli McMurphy ile diktatör ve
kuralcı Ratched arasında amansız bir psikolojik savaş başlar.

Oyunculuklar, senaryo, görüntü ve sinematografi açısından
enfes bir film. Filmimiz sinema tarihinde ‘Big Five’ denilen beş en önemli
oscarın (en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi erkek oyuncu, en iyi kadın
oyuncu, en iyi senaryo) hepsini kazanan 3 filmden biridir.

Yazının bundan
sonraki kısmı spoilerlı olacak!!!

Öncelikle
filmin ismine kısaca değinmek istiyorum. Orijinal çevirisi ‘Guguk kuşunun
yuvasının üstünden biri uçtu’dur. ‘Cuckoo’nun asıl anlamı ‘guguk kuşu’ olsa da
ikinci anlamı ‘deli’dir. İki anlamıyla da bize bir şeyler anlatmak istemiştir
yazar. Guguk kuşları yuva yapmazlar, yumurtalarını başka kuşların yuvasına
bırakırlar. Yumurtadan çıkan guguk kuşu hemen bir tane yumurtayı aşağı atar ve
hayatta kalmaya çalışır. Filmimizin kahramanı McMurphy de ait olmadığı bir yere
bırakılır ve burada çeşitli mücadeleler verir. İkinci anlamı ise konumuzu çok
daha açık belirtiyor: Delinin yuvasının üstünden biri uçtu. Hastaneye gelip
geçen McMurphy’yi belirtiyor. Son olarak da filmin ismini kendimce çevireyim:
Deliler Diyarından Biri Geçti

Filmimiz; yayınlandığı tarihte çok büyük ses getiren ve filmle
aynı isimli bir kitaptan uyarlanmış olan bir film.

Hastaneye gelen McMurphy burayı bir eğlence, saçmalık ve
basit bir yer olarak görür. Hastalarla tanışır, onlarla muhabbet eder,
ellerindeki paraları ve sigaraları alarak neşeli zamanlar geçirir. Ama bir süre
sonra başhemşire Ratched ile yolları kesişmeye başlar. Her istediğini yapamayacağını
anlar. Koğuşta çok ağır bir otorite olduğunu görür. Günlerin programlı,
disiplinli, neşesiz ve rutin geçtiğini fark eder. Bu durumdan çok rahatsız olup
başhemşire Ratched’a savaş açar.

Zaten seans
ve terapi sahnelerini izlediğimizde görüyoruz ki başhemşire Ratched’ın aslında
tedavi etmek ya da hastaların durumunu daha iyiye ilerletme gibi bir amacının
olmadığını anlıyoruz. Normalde bu konuşma seanslarında kişiler içini boşaltmak,
özgür iradeleriyle konuşmak için toplanırlar. Ama Ratched bunların tam tersi
herkesi konuşmaya zorlar ve herkesin en zayıf noktalarından bahsederek kişileri
küçük düşürür.

Bundan dolayı hastaların sürekli özgüvenleri azalır. Ratched’ın
tek amacı otoritesini güçlendirmek ve düzenin bozulmamasını sağlamaktır. Zaten McMurphy’ye
olan nefretinin temeli de budur. Çünkü McMurphy’nin tamamen eğlence amaçlı
yaptığı taşkınlıklar bile kendisinin yıllardır uyguladığı yöntemlerden daha
fazla hastaların iyileşmesine katkı sağlamaktadır. Ama tabii ki kolay kolay pes
etmeyecektir. McMurphy’e sürekli insanlık dışı cezalar vermeye başlar ve
psikolojik olarak çökertmeye çalışır.

Ratched
karakteri diktatör devletleri, McMurphy karakteri de özgürlüğü isteyen halkı
temsil ettiği gibi filmde başka birçok simgesel figürler vardır. Bunların en
önemlilerinden biri de ‘Chief’ diye hitap edilen iri yarı Kızılderili abimiz.
Kendisi filmde hiç kimseyle iletişime geçmeye çalışmadığı için sağır-dilsiz
olarak adlandırılır. Aynı Amerika’daki ezilmiş, susturulmuş, esir olmuş
Kızılderililer gibi bastırılmış bir karakterdir. Ve film boyunca hastaneden
ayrılan otobüslere ve dağlara bakarak özgürlüğe nasıl da hasret kaldığını
görebiliyoruz.

Ratched’in Billy’yi annesine söylemekle tehdit ettikten
sonra Billy’nin intiharı filmin en hüzünlü sahnesiydi bence. Filmdeki en masum
karakterlerden biri olan Billy’nin belki de yalan olan bu basit tehditle
hayatını sonlandırmış olması bizlere herhangi birine bu kadar ağır bir şekilde
yüklenilirse sonuçlarının ne derece feci olabileceğini gösteriyor.

Son olarak filmin finaline değinmek istiyorum. İşkencelerden
dolayı artık akli dengesini kaybetmiş McMurphy koğuşa getirilir. Kaçmak için McMurphy’yi
bekleyen Chief arkadaşını bu halde görünce onu bu halde bırakıp gitmeye gönlü
el vermez. Hastaneye sağlıklı olarak gelen McMurphy deli bir şekilde hayata
gözlerini yumar. Ve tabii ki son olarak muhteşem son: Chief’in özgür bir
şekilde ovalara doğru koşuşu yüreğimize bir nebze de olsa su serper.

Yazımı yüzünüzde
hafif bir tebessüm bırakacak bir fıkrayla bitirmek istiyorum:

Adamın lastiği tam tımarhanenin önünde patlamış, kaldırıma ancak yanaşabilmiş. Sonraki işlem malum: kriko, stepne, bijon anahtarı derken, bir de bunların yanına talihsizlik eklenince söktüğü 4 adet bijon yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer. Mazgal açılır gibi değil, bijonlar görünür gibi değil.Talihsiz sürücü bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz duygular içinde kaderiyle baş başa, kaldırıma çöker. Olayı en başından beri tımarhanenin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, çaresiz adamın halini bir süre daha acıyarak izledikten sonra seslenir:

+ Ulan salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?

– Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm.

+ Düşündüğün şeye bak! Sök öbür lastiklerden birer tane bijon, hepsi 3 bijonlu olsun.

Adam bir lastiklere bakar bir de deliye ve hemen işe girişir. Her şeyi tamamlayıp bagaj kapağını kapatan sürücünün aklı deliye takılır. Arabasına binmeden evvel döner dikkatli dikkatli adama bakar. Akıl hastanesindeki adama seslenir:

-Bu zekâyla senin ne işin var tımarhanede?

+ Biz burada delilikten yatıyoruz kardeşim, salaklıktan değil.

PAYLAŞ
İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencisiyim. Herhangi bir sanatsal yeteneğim olmasa da sanata çok ilgiliyim. Yoğun okul hayatımda sınav haftalarından sıyrılabildiğim vakitlerde bol bol sinemaya, tiyatroya ve bulabildiğim bütün sanatsal faaliyetlere katılıyorum. Fakültemizin Sinema Kulübünde de aktif olarak görev alıp etkinlikler düzenliyoruz. Amfiweb aracılığıyla da bütün bunlar hakkında yazılar yazıp başka alanlar hakkında da yazılara ulaşabiliyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here