Ceviz ağacı dalından düşenin iflah olmadığı, altında oturanın humar olduğu, dünyada yetiştirilmesi en zor ama meyvesi de bir o kadar değerli olan kadim bir ağaçtır. Ceviz ağacının altında kolay kolay başka bir bitki yetişmez, gölgesinde oturanın ise başını ağrıttığı söylenir. Sebebi, dallarından yayılan sülfür gazıdır. Sülfür gazı, onu soluyan insanları ve diğer canlıları hasta edecek kadar zarar verirken, güneşin zararlı ışınlarına karşı bizi koruyan ozan tabakasının da onarılmasını sağlar. Ceviz ağacı dünyada bu gazın yayılmasını sağlayan tek ağaçtır.
Ben gestalt psikolojisinde olduğu gibi ceviz ağacından çıkan sülfür gazını ve covid-19 virüsünü aynı yörüngeye koyuyorum. Şöyle ki covid-19 insanlığa ağır bedeller ödetirken, büyük resimde ise gezegende canlılarda ve sistemlerde yara alan, yorulan mekanizmaları onarıyor. Geçmişteki diğer pandemileri de incelediğimde insanoğlu aynı covid-19 pandemisinde olduğu gibi büyük kayıplar verirken, madalyonun öteki yüzünde ise atılımlar ve büyük devrimleri hep bu salgınlardan sonra gerçekleştirmiş.
Fransız lider Napolyon’un ‘Tarih; geçmişte yapılmış, fakat şu anda elimizde olan ve istikbâli gösteren bir dürbündür’ sözüyle, geçmişin ayak izlerini takip etmek istiyorum. Buna insanlığın başına büyük musibetler açmış iki büyük pandemiyi inceleyerek başlayacağım. O halde yarını dünden farklı hale getiren iki büyük salgını inceleyerek yola koyulalım…
Veba

Veba yani kara ölüm ilk olarak 14.yüzyılda Orta Asya’da görülmüş. Uzak doğulu tacirle yolu Avrupa’ya düşmüş, ve o zaman 350 milyon olan dünya nüfusunun yaklaşık 25 milyonunun ölümüne neden olmuştur. Veba, koronaya göre daha kapitalist yaklaşıp üst tabaka yerine, yoksul insanların kapısını çalmayı tercih etmiş.
Kara ölüm korkusuyla aile içindeki insanlar bile birbirleriyle görüşmeye korkar olmuş. Dönemin parlayan mesleği ise ölümü ensesinde hisseden insanların vasiyetnamelerini yazdıkları noterlermiş.
Durum bu kadar ağırken, dönemin otoritesi olan, yoksul halkı din istismarıyla sömüren ve cennetten tapu satan kiliselerin çaresiz kalmasıyla otoriteye olan isyanlar başlamış. İlk Floransa’da başlayan bu isyanlar bütün Avrupa’ya sıçrayarak yüzyıl savaşlarının başlamasına sebep olmuş. Savaşın verdiği zararlar sosyal, siyasal ve ekonomik değişimin, sonrasında ise Fransa’daki burjuva devriminin habercisi olmuş.
Ekonomik olarak sömürgeciliğe dayalı yeni bir dünya düzeni kurulmasına sebep olan Vebanın etkisiyle, tarıma dayalı ekonominin yerini ticaret almıştır. On beşinci yüzyıla kadar Avrupa’nın ekonomi merkezini Akdeniz oluşturuyordu. Coğrafi keşifler ve icatlarla birlikte Atlantik de ticaret alanı haline geldi. Ardından Avrupa ve Amerika arasında köle ticareti ve sömürgecilik dönemi başladı. Bu dönemi başlatan en büyük etken de veba pandemisi oldu.
Vebanın yaşattığı kayıplarla oluşan iş gücü eksikliği Avrupalıyı teknolojiye yatırım yapmaya yöneltti. Vebanın neden olduğu ölümler, insanları salgından kaçmak için uzun deniz yolculuklarına çıkmaya istekli hale getirdi. Bu da Avrupa sömürgeciliğinin hızla yayılmasına yardımcı oldu. Salgından etkilenen ülkeler hızla büyüdü ve Amerika kıtasının keşfi ile altın ve gümüş stokları Avrupa’ya aktı, önceleri vebadan kırılan Avrupa devletleri dünyanın en zengin ülkeleri haline geldiler.
İspanyol Gribi
İnsanların dünyayla olan irtibatını kesen diğer inceleyeceğim salgın ise tarihin bilinen en büyük salgını İspanyol gribi. Diğer salgınların aksine Orta Asya’da ortaya çıkmayıp ilk olarak 1918 yılında ABD’de dünyaya selam çakmıştır. Virüsün yayılması için en elverişli ortam olan 1. Dünya Savaşının göbeğine düşüp yayılmıştır. Savaşta 19 milyon can kaybı olurken, pandemi daha acımasız davranıp 75 milyon kişinin ölümüne sebep olmuştur. Virüs vebaya göre daha sosyalist davranıp toplumun bütünü etkilemiştir.
Virüsün bulaşma yolu, etkileri koronayla hemen hemen aynıydı. Bu sebeple de alınan önlemlerde çok benzer olmuştur.

İspanyol gribi ardından ekonomik olarak veba salgını sonrasında feodalizmin düşüşü gibi bir toplumsal dönüşüm yaşatmamış olabilir ama kesin olan bir şey çoğu ülkede toplumsal cinsiyet rollerini kökünden sarsmış olmasıdır. Örneğin ABD’ de virüs öncesi kadınlar toplam iş gücünün yüzde 8’ini oluştururken virüs sonrası bu sayı yüzde 21’e çıkmıştır. Aynı yıl ise ABD’de kadınlara oy verme hakkı tanınmıştır.
Gribin çalışma hayatındaki bir başka etkisi artan iş gücü sıkıntısı nedeniyle birçok ülkede işçi sendikalarının güçlenmesi ve yine birçoğunda da işçi ücretlerinin artırılması olmuştur.
Ayrıca salgının yol açtığı büyük yıkım kamu sağlığı alanında, yani tıbbın imkanlarının topluma sunulması konusunda büyük adımlar atılmasını da beraberinde getirmiştir. Dünya Sağlık Örgütü’nün temelleri de bu dönemde atılmıştır.
Mahatma Gandi’nin önderliğini yaptığı Hindistan bağımsızlık hareketinin kıvılcımlarını da yine İspanyol Gribi çıkarmıştır.

Yazımın alt metninde kuytuda kalan bilgileri vermeye ve konuyla ilgili oluşturduğum küçük habitatımda ince faydalanmalar yapmaya çalıştım. Pandemi sürecinin neler doğurabileceğini yorumlamak, tahminler yapmak için en güzel yolun dünümüzü incelemekten geçtiğini düşünüyorum. Bunun için İspanyol gribi, veba gibi salgınlara değindim. Geçmiş salgınlarla günümüz pandemisinin kesişim noktalarını bulmaya çalıştığımda şu noktalar dikkatimi çekti; üzerinden yıllar geçmiş, teknoloji ilerlemiş, insanlar evrimleşmiş ancak insanların hastalık ve sonunda ölüm söz konusu olunca verdiği tepkiler hiç değişmemiş, sonra ise durumu kabullenerek tedbirler alıp bununla yaşamayı öğrenmiş. Devamında çözüm üretmeye çalışmış ve şunu anlamış, içinde bulunduğu sistemin bununla mücadele için zayıf yetersiz olduğu gerçeği. Bu duruma adeta bir refleks olarak tepki verip ilerleme kaydetmeye başlamış. İnsanoğlunun başına veba gelmiş sanayileşmiş, İspanyol gribi gelmiş demokrasi adımları atılmış. İşin başında olanlar, kötü gibi görünen süreçler için, şimdi dönüp baktığımızda iyiki de olmuş diyoruz.
Belki de Covid için biz ya da bizden sonraki nesiller de bizim geçmiş salgınlar için beslediğimiz duyguları besleyecek. Covid-19 pandemi süreci umarım sadece ekonomik, siyasi ve sağlık alanında değişimler değil yaşadığımız dünyada bize farkında olmadan kaybettiğimiz insanlığımızı hatırlamamız için bir soluklanma fırsatı da olur. Sağa sola bakmadan yürüyerek tepkisiz kaldığımız kadın cinayetlerine, hayvanlara uygulanan şiddete, cinsel istismarlara ve liyakat duygusunu kaybeden adaletsiz sistemleri sorgulama ve tepki verme fırsatı da verir. Ben pandemiye farklı bir pencereden bakmaya çalıştım. O pencereden Hep birlikte aydınlık resimlere bakmak dileğiyle…




























