ABD Hava Kalitesi İyileştirme Çalışmalarında Irkçılık Şüphesi

Ulusal ekonomilerin karbonsuzlaştırılması, 2050 yılına kadar küresel net sıfır emisyona ulaşmanın anahtarı olacak; bu, Paris Anlaşması’nın küresel ısınmayı 2 santigrat derecenin (ve ideal olarak 1,5 C) çok altında tutma ve böylece en kötü senaryoyu önleme yönündeki uzun vadeli hedefi için önemli bir adım taşı olacak. Bu amaçla ABD, 2022 Enflasyon Azaltma Yasası’nın uygulanmasıyla desteklenen sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar 2005 seviyelerine göre yüzde 50-52 oranında azaltma sözü verdi. Bu strateji, on yılın sonuna kadar karbondioksitin (CO2) yüzde 50 oranında azaltılması anlamına geliyor.

ABD federal karbon politikası başarılı olursa ülkenin genel hava kalitesi de iyileşecektir. CO2 emisyonlarının azaltılması, Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl 200.000’den fazla erken ölüme neden olan ince partikül madde (PM2.5) oluşumuna yol açan atmosferik hava kirletici konsantrasyonlarını azaltır. Ancak hava kalitesindeki ortalama ülke çapındaki iyileşme aynı şekilde hissedilmeyecek; Hava kirliliğine maruz kalma, beyaz olmayan insanlara ve düşük gelirli nüfusa orantısız bir şekilde zarar veriyor.

PM2.5’e maruz kalma konusunda ABD’deki ırksal ve ekonomik eşitsizlikleri azaltmada mevcut federal karbonsuzlaştırma politikaları ne kadar etkilidir ve performanslarını iyileştirmek için ne gibi değişikliklere ihtiyaç duyulacaktır? Bu soruyu cevaplamak için MIT ve Stanford Üniversitesi’ndeki araştırmacılar yakın zamanda, mevcut ABD federal karbon politikaları gibi, ekonomi genelindeki CO2 emisyonlarını 2030 yılına kadar 2005 seviyelerine göre yüzde 40-60 oranında azaltan bir dizi politikayı değerlendirdiler.

İlk olarak, karbon fiyatlandırma politikasının tüm ırksal/etnik gruplar için PM2,5 maruziyetini azaltmada etkili olmasına rağmen maruziyetteki göreceli eşitsizlikleri önemli ölçüde azaltmadığını gösteriyorlar. Ortalama olarak beyaz nüfus Siyah, Hispanik ve Asyalı nüfusa göre çok daha az maruz kalıyor. Bu politika, maruziyet eşitsizliklerini azaltmak için çok az şey yapıyor çünkü sağladığı CO2 emisyon azaltımları esas olarak kömürle çalışan elektrik sektöründe meydana geliyor. Sanayi ve ağır hizmet dizel taşımacılığı gibi diğer sektörler PM2.5 ile ilgili emisyonlara çok daha fazla katkıda bulunuyor.

Araştırmacılar daha sonra bir optimizasyon yaklaşımı aracılığıyla binlerce farklı azaltım seçeneğini inceleyerek yüzde 40-60 aralığında olası herhangi bir karbondioksit azaltım kombinasyonunun eşitsizlikleri azaltıp azaltamayacağını tespit etti. Mevcut ABD karbondioksit emisyon hedefleriyle uyumlu hiçbir politika senaryosunun mevcut PM2.5 maruziyet eşitsizliklerini önemli ölçüde azaltmasının muhtemel olmadığını buldular.

Araştırmanın denetleyici yazarı ve MIT Veri Enstitüsü’nde profesör olan Noelle Selin: “CO2 emisyonlarının yalnızca yüzde 50’sini ele alan politikalar birçok kirletici kaynağı yerinde bırakıyor ve azınlıklar için emisyon azaltımına öncelik veren politikalar tüm nüfusa fayda sağlıyor. Bu, CO2’yi azaltan çok çeşitli politikaların genel olarak hava kalitesini iyileştirebileceği, ancak hava kirliliğine maruz kalma konusunda uzun süredir devam eden eşitsizlikleri gideremeyeceği anlamına geliyor.”

Peki, iklim politikası tek başına adil hava kalitesi sonuçlarına yeterince ulaşamıyorsa geriye hangi uygulanabilir seçenekler kalır? Araştırmacılar, daha iddialı karbon politikalarının uzun vadede ırksal ve ekonomik PM2.5 maruziyeti eşitsizliklerini azaltabileceğini, ancak önümüzdeki on yıl içinde bunun mümkün olmayacağını öne sürüyor. Kısa vadede bir fark yaratmak için, ideal olarak ekonomik sektör veya topluluk düzeyinde, CO2 dışındaki kaynaklardan kaynaklanan PM2,5 emisyonlarını azaltmak için tasarlanmış müdahaleler öneriyorlar.

Selin: “Amerika Birleşik Devletleri genelinde orantısız bir şekilde maruz kalan popülasyonlar için PM2.5 maruziyetinin iyileştirilmesi, mevcut CO2 politika stratejilerinin ötesine geçen, büyük olasılıkla büyük ölçekli yapısal değişiklikleri içeren düşünmeyi gerektirecektir” diyor. “Bu, karbonsuzlaştırmaya yönelik hızlandırılmış çabalarla birlikte yerel ve bölgesel ulaşım ve konut planlamasında değişiklikleri içerebilir.”

 

Kaynak: Massachusetts Institute of Technology31

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here