Yale University araştırmacıları, mutfakların vazgeçilmez malzemelerinden biri olan sarımsağın yalnızca yemeklere tat katmadığını, aynı zamanda sivrisineklerin ve bazı zararlı uçan böceklerin üreme davranışlarını ciddi biçimde engelleyebildiğini ortaya koydu. “Cell” dergisinde yayımlanan çalışma, çevre dostu ve düşük maliyetli yeni nesil haşere kontrol yöntemlerinin önünü açabilecek önemli bir keşif olarak değerlendiriliyor.
Araştırmaya göre sarımsakta doğal olarak bulunan “diallyl disulfide” adlı organik bileşik, sivrisineklerin çiftleşmesini ve yumurta bırakmasını durduruyor. Bilim insanları, etkisinin kötü kokudan değil, doğrudan böceklerin “tat alma sistemi” üzerinden gerçekleştiğini belirledi. Böceklerin tat organlarında bulunan “TrpA1” adlı reseptör, bu bileşiği algıladığında kaçınma ve üremeyi durdurma davranışlarını tetikliyor.
Araştırmanın başında yer alan Yale profesörü John Carlson, ekiplerinin başlangıçta tam tersini beklediğini söyledi. Araştırmacılar, meyve sineklerinin meyveler üzerinde çiftleştiği düşüncesinden hareketle bazı sebze ve meyvelerin “afrodizyak etkisi” gösterebileceğini varsaymıştı. Bunun üzerine laboratuvar ekibi marketten 43 farklı meyve ve sebze satın aldı; her biri püre hâline getirilerek sineklerin davranışları gözlemlendi. Ancak deneyler beklenmedik bir sonuç verdi: Sarımsak, çiftleşmeyi tamamen durdurdu.
Araştırmayı yürüten bilim insanlarından Shimaa Ebrahim, sonuçların tesadüf olmadığından emin olmak için deneyleri farklı marketlerden alınan ürünlerle yeniden gerçekleştirdi. Sonuç yine değişmedi. Sarımsak, meyve sineklerinde yüzde 100 oranında çiftleşme engeli oluşturdu. Daha sonra deneyler tsetse sinekleri ve hastalık taşıyan sivrisinek türleri üzerinde de tekrarlandı ve benzer etkiler gözlemlendi.
Çalışmada özellikle sarımsağın, sarı humma, dang humması ve Zika virüsü taşıyan sivrisinek türlerinde etkili olması dikkat çekti. Buna karşılık eşek arılarında aynı etkinin görülmediği belirtildi. Araştırmacılar bunun nedeninin, eşek arılarında TrpA1 reseptörünün bulunmaması olduğunu düşünüyor.
Bilim insanlarına göre keşif yalnızca sarımsakla sınırlı değil. Araştırmada kullanılan ve “phytoscreen” adı verilen yöntem sayesinde, insanlar tarafından tüketilen sebze ve meyvelerdeki doğal bileşiklerin zararlı canlılar üzerindeki etkileri hızlı biçimde test edilebilecek. Böylece hem tarım zararlılarına hem de hastalık taşıyan böceklere karşı çevreye zarar vermeyen yeni biyolojik mücadele yöntemleri geliştirilebilecek.
Araştırma ayrıca, halk arasında uzun yıllardır kullanılan bazı geleneksel yöntemlerin bilimsel temelini de açıklıyor. Özellikle bahçıvanların ve çiftçilerin yıllardır sarımsağı doğal böcek kovucu olarak kullanmasının arkasındaki mekanizma ilk kez net biçimde ortaya konmuş oldu.
Profesör Carlson, çalışmanın ardından sarımsağın tarihsel kullanımına da dikkat çekti. Sarımsağın binlerce yıldır yetiştirildiğini, Antik Mısır’da Tutankamon’un mezarında bile bulunduğunu belirten Carlson, ünlü yazar Bram Stoker’ın 1897 tarihli “Dracula” romanında sarımsağı kan emici yaratıklara karşı koruyucu unsur olarak kullanmasını da hatırlattı. Carlson esprili bir ifadeyle, “Belki de Bram Stoker gerçekten bir şeyleri doğru tahmin etmişti” dedi.




























