
İnsanlar yıllardır enerjinin verimli olarak kullanılabilmesi için çeşitli enerji dönüşümlerine başvurmaktadırlar. Bunun için yenilenebilir ve yenilenemeyen enerji kaynaklarından ısı veya iş elde edilmeye çalışılır. Güneş, rüzgar, hidroelektrik, bioyakıt, fosil yakıtlar gibi daha birçok kaynağın yanı sıra nükleer enerji de hatırı sayılır bir enerji kaynağıdır. Şu an ülkemizde de nükleer enerji santrali yapılma aşamasında olduğu için bu konuda daha fazla bilinçlenmeye ihtiyacımız var. Öncelikle nükleer enerjinin ne olduğunu anlayalım:
Nükleer enerji atom çekirdeğinde bulunan enerjidir. Nükleer enerjinin oluşumu sırasında bir element başka elemente dönüşür. Bu dönüşüm sırasında maddenin bir kısmı enerjiye çevrilmiş olur. Nükleer enerji üretiminin ham maddesi ise uranyumdur, ham madde hacmine göre çok yüksek miktarda enerji sağlar. Basit bir örnek vermemiz gerekirse 1kg kömürden 3 kWh, 1 kg petrolden 4 kWh elektrik enerjisi üretilmekteyken 1 kg uranyumdan ise 50.000 kWh elektrik enerjisi üretilmektedir.
Nükleer enerji, çağımızın ve geleceğin en önemli ve gerekli enerji kaynaklarından birisi olarak görülmektedir. Petrol ve doğalgaz gibi yenilenemez enerjilerin kaynaklarının sınırlı olması, nükleer enerji üretimine ve bundan faydalanmaya en büyük neden olarak gösterilmektedir. Ülkemizde ise elektrik üretiminde doğal gaz kullanımı çok yüksek düzeylere ulaşmıştır. İthal bir kaynağın elektrik üretiminde ilk sıraya yerleşmiş olmasının çeşitli sakıncaları var. Bir doğalgaz ülkesi olan Rusya’nın elektrik üretiminde doğalgazın payı % 40’ın altındadır. Bugün işletimde olan 438 nükleer santrallerin dörtte üçü OECD ülkelerinde (nispeten gelişmiş ülkelerde) bulunmaktadır; 104 tane ABD’de, 59 tane Fransa’da, 55 tane Japonya’da. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) verilerine göre, nükleer santrallere sahip ülkeler ürettiği enerjinin yüzde 17,71’ini bu santrallerden elde ediyor.
Gelişmiş ülkelerde de kullanılan bu enerji kaynağının elbette ciddi riskleri de mevcut. Biraz bunlardan bahsedelim:
Öncelikle nükleer santrallerde kaza riski yüksektir. Bu risk doğal afetlerle daha da artar. Kurulan santraller enerji tüketim merkezlerine uzaktır. Bu yüzden üretim ve tüketim merkezlerine enerji nakil hattının çekilmesi pahalıya mal olacak ve nakil esnasında önemli ölçüde enerji kaybı meydana gelecektir. Nükleer santraller uranyumu işlerken bunu çekirdek parçalanması yoluyla yüksek radyoaktivite taşıyan nükleer atıklar haline dönüştürmektedir. Nükleer atıklar, yaydıkları yüksek dozdaki radyoaktif ışınlar nedeniyle insanlar için hayati tehlike taşıyor. Bu nedenle nükleer atıkların yüzbinlerce yıl boyunca insanlara, tüm canlılara ve bitkilere ulaşamayacak şekilde saklanması gerekiyor. Nükleer santrallerin ürettiği yüksek radyoaktivite taşıyan atıkların güvenilir bir şekilde bertaraf edilmesi için dünya çapında bulunmuş bir yöntem ise mevcut değildir.
Nükleer enerjinin 50-60 yıllık geçmişinde 7 önemli kaza olmuş ve bunların ikisi insan ve çevre üzerinde ciddi etkilere yol açmıştır. Ancak mesele kısa vadedeki yaşam kayıpları ile sınırlı değildir. Nükleer kazalarla ilgili bir başka endişe kaynağı kaza sırasında etrafa yayılan radyoaktif maddelerin neden olabileceği uzun vadeli risklerdir.

Rüzgar, güneş, jeotermal enerji, dalga ve gelgit enerjileri, hidrojen gibi çeşitleri olan yenilenebilir enerji kaynakları, doğa açısından en temiz ve sürdürülebilir enerji üretim metodudur, enerji üretiminde bu kaynaklara yatırımlar yapılmalıdır. Burada en öne çıkan metot, rüzgar tribünleridir. Rüzgârdan elde edilecek elektrikle suyun elektroliz edilmesi sonucunda; su, oksijen ve hidrojen elementlerine ayrılarak çok ucuz bir yolla hidrojen elde edilmiş olacaktır Özetlememiz gerekirse nükleer enerji ile ilgili gerçekler, siyah veya beyaz değil gridir. Nükleer kaza riskleri, yüksek radyoaktivite yayan nükleer atıklar ve bunların güvenli bir şekilde saklanmasının getirdiği masraflarda göz önünde tutulursa, nükleer enerjinin kısa bir süre için sürebilecek olan getirisi pek te ekonomik olmayacaktır. Alternatif enerji kaynaklarının kullanılmasının yanında dünyanın enerji ihtiyacındaki artışı sınırlandırmak için enerji kullanımında tasarrufu sağlayan teknolojilere yönelmesi gerekmektedir.




























Bilgilendirici bir yazı olmuş teşekkürler😊👍
Tebrikler:))
Kesinlikle katılıyorum, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinmeli, hem ülke ekonomisi açısından hemde manevi zararlar açısından..