GİRİŞ
Her kriz bir gün bitecek, sonra yenisi başlayacak. Evet, kriz öncekiler gibi ansızın gelecek, ama gelmeden önce pek çok sinyal de verecek. Siz yeter ki nereye bakacağınızı bilin. Hakan Özerol/Ekonomik Krizi Beklerken
Son dönemde bütün dünya halkları olarak global bir finansal krizin içerisine girdik. 2020 yılında her şey güllük gülistanlık giderken başlayan pandemi ile bütün ekonomilerde stagnasyon (durgunluk) görülmeye başlandı. Beklentilerden uzun süren bu pandemi süreci bizleri, içinde bulunduğumuz stagnasyon sürecine enflasyonu da katarak bir gömlek üste stagflasyon sürecine taşıdı. Stagflasyon, stagnasyon (durgunluk) ve enflasyonun aynı anda yaşandığı dönemler için türetilmiş bir terimdir. Yaklaşık iki yıldır dikkat edilmesini söylediğimiz Amerikan resesyonu da son birkaç aydır gündemimizde daha fazla yer tutmaya başladı.
Anatomi, Çılgınlık, Panik ve Çöküş konu başlıklarından oluşan dört sayılık Hoş Geldin Küresel Kriz serisinde yaşadığımız krizi inceleyeceğiz.
ANATOMİ
Yaşadığımız son küresel kriz olan 2008 krizi üzerinden 14 yıl geçti. 14 yıl önce bu krizden kurtulmak için birçok yeni metot birçok denenmemiş finansal plan denendi. Ama krizin etkilerinden çıkınca bir kez daha anladık ki bu kriz de diğer krizlerden farksızdı. Aslında her kriz bir döngü çerçevesinde oluşuyor, büyüyor, doygunluğa ulaştıktan sonra yavaş yavaş etkisini kaybedip yerini yeni refah ortamına bırakıyordu. Yeni refah ortamında parasal genişlemeler, düşük faizler, güvercin politikaları, çiçekler, böcekler, bahar havası hâkimken iktisadın en temel problemlerinden biri olan doyumsuz varlık insanoğlu sahneye çıkıp ortalığı bulandırdıktan sonra döngünün çarkları yeni bir kriz için dönmeye başlıyordu. Bahsettiğim döngüyü Kindleberger “Mali Krizler Tarihi” kitabında Çılgınlık, Panik ve Çöküş olarak tanımlamaktadır.
Çılgınlık dönemi yukarıda bahsettiğimiz yeni refah dönemidir aslında. Bu dönemde genel olarak piyasada spekülatif aşırılık hakimdir. İktisadın yıllardır cevabını bulamadığı doyumsuz insanı burada daha iyi anlayabiliriz. Para üstünden para kazanmak insanoğlunun dizginlenemeyen hırslarını ortaya çıkartır. Piyasaya ilk önce ürkek bir tavşan gibi tedirgin yatırımlarla başlayan yeni yatırımcı, dişine kan değdiği zaman hırçınlaşan ve doyumsuz bir risk iştahı içinde saldırgan bir aç kurda benzer. Beşe aldığını ona, ona aldığını yirmiye satma dürtüsü ilk önce onu daha sonra da çevresindekileri etkiler. Herkes bir anda yatırım uzmanı olur, sürekli yatırım sermayelerini artırırlar, artırdıkça kazanırlar, kazandıkça daha fazla insan etkilenir piyasalara daha fazla sermaye akar. Piyasa adeta bir balon gibi şişmeye başlar. Şiştikçe daha fazla kazandırır onlar da daha fazla yatırırlar. Ama unuttukları bir şey vardır. Balon bir gün patlayacaktır.
Piyasalar iyiyken herkes para kazanır. Yeni yatırımcı bunu bilmez. O marifeti kendinde sanır. Ama bunu bilen kurtlar vardır. Bu kurtlar balonun bir gün patlayacağını ve bu zamana kadar çılgınca şişen piyasaların yerle bir olacağını bilir ve beklerler. Neyi mi? Servet transferini.
Bu süreçte kazanılan para saçılır. Yeni gayrimenkuller, yeni araçlar, taşınır taşınmaz varlıklar alınır. Kredilerin de ucuzluğu bu alım yönlü baskıyı pompalamaktadır. Taleplerdeki artış, genel bir yükselen fiyat trendi oluşturur. Aynı eğilim yatırım ürünlerinde de mevcuttur. Artık balonun doygunluğa eriştiğini öngören yukarıdaki paragrafta bahsettiğimiz kurtlar, ellerindeki varlıkları yavaş yavaş yeni gelenlere tepeden satmaya başlar. Daha sonra onları piyasaların gediklisi dediğimiz daha önceden malını bu kurtlara kaptırmış ve en az onlar kadar cingöz olmuş takipçiler satmaya başlar. Yeni alımlarla balon iyice şişmektedir.
Balonu patlatacak ve döngünün panik etabını başlatacak olan şey olur. Ve bom! Genelde balonu toplumda ileri gelen birinin gafı, hareketi ya da bir itirafı yahut önemli bir şirketin iflası patlatır. 2008 krizini Bear Stearns ve Lehman Brothers’ın batışı patlatmamış mıydı? NASDAQ borsasının eski başkanı olan Bernie Madoff ’un aslında dünyanın en büyük ponzi sisteminin kurucusu ve bu sistemden yaklaşık 65 milyar dolarlık vurgun yapan bir dolandırıcı olduğunun ortaya çıkması piyasaları çökertmemiş miydi?
Panik başladığı zaman piyasalar hızla aşağı düşmeye başlar, parasal sıkılaşmalar yoğunlaşır ve en önemlisi servet transferi başlar. Marifeti kendinde sanan yeni yatırımcılar piyasadan on beşe aldığını çoktan sekize satmaya razı olmuştur bile. Değerli büyüğüm Prof. Dr. Asaf Savaş Akat paniği şöyle anlatır: “ Bu öyle bir durumdur ki dün para verenler coşku, umut ve heyecanla bekledikleri yatırımlarını satmak için bugün birbirlerini ezercesine yarışırlar. Her koyun kendi bacağından asılmaya çalışır. Hâlbuki sürü mezbahaya çoktan girmiştir.”
Panik döneminde devlet müdahaleleri başlar. Sıkı bir kemer sıkma sonucu yatırımlar neredeyse durma noktasına gelir. Ekonomi sendeler. Ardından ikinci darbe koca ekonominin suratında patlar, dizlerinin üstüne çöker ve nakavt. Artık çöküş başlamıştır.
Durağanlık artmaya başlamış, iflaslar birbirini takip etmiş, en likit piyasalarda bile alıcılar mumla aranır olmuştur. Çılgınlık döneminde giren yatırımcıların çoğu karlarını bırakın servetlerini kaybetmişlerdir. Belli bir süre sonra alınan önlemler işe yaramış çılgınlığın omuzlardaki ağır faturası hafiflemeye başlamış, krizde el değiştiren sermayeler yeni yatırımlarla ekonomiyi rahatlatmış, ekonomide yeni bir sayfa açılmıştır. Belliği zayıf toplum, bir önceki krizden dersini almamışçasına bu temiz sayfayı kirletmeye devam eder ve krizin çarkları yeni bir çılgınlık döneminin başlangıcı için dönmeye başlar.
Hep böyle olmuştur. Böyle de olacak. Ama unutmamız gereken bir şey var o da şu: Her krizin başı olduğu gibi sonu da vardır ve her kriz geliyorum der!





























