Enflasyon, Faiz, DXY Denkleminde FED

İçinde bulunduğumuz küresel finans krizi gün geçtikçe derinleşiyor. Dünyanın en güçlü ekonomileri bile enflasyon batığına doğru çekilirken geçtiğimiz Şubat ayında patlak veren Rusya-Ukrayna gerginliğiyle birlikte enerji ve gıda fiyatlarında ciddi bir yükseliş yaşandı. Pandemi etkileri üstüne tuz biber olan savaşla birlikte gözler dünyanın bayrak taşıyıcı ekonomisi ve elinde bulunduğu ayrıcalıkla nihai borç verici mercii olan ABD’ye çevrildi.

Dünyada global bir ticaret sistemi olarak 1944 yılında hayatımıza giren Bretton Woods System, dünya ticaretinde Amerikan dolarının baz alınmasını öneriyordu. Bu durum Amerika’ya bir ayrıcalık getirdi. 1960’lı yıllarda Fransa bu ayrıcalığı “Exorbitant Privilege” yani aşırı ayrıcalık olarak tanımladı. Bu ayrıcalık küresel ticaret sisteminde ABD’nin kendi para biriminin kullanılmasıyla Amerika’da ödemeler dengesi krizi ya da kur krizi yaşanmamasını sağlıyor. Fakat bu avantajın bir de yükümlülüğü bulunuyor. Bu yükümlülüğü biz “Exorbitant Duty” yani aşırı görev olarak tanımlıyoruz.

Yatırımcıların risk iştahı arttığı dönemlerde S&P 500 endeksinin (VIX) 20’nin altında olduğunu ve DXY olarak adlandırdığımız ABD Dolar endeksinin düşüş trendinde olduğunu gözlemleriz. Bunun nedeni sıcak sermaye odağının, elinde bulundurduğu ayrıcalık ile güvenli bir liman haline gelen ama yatırımcısına düşük risk sağladığı için düşük getiri sunan Amerika’dan daha yüksek risk ve daha iyi fırsatlar sunan gelişmekte olan ülkelere kaymasıdır.

Risk iştahının kapalı olduğu dönemlerde ise DXY’da bir yükseliş, S&P 500 endeksinde volatilasyon, gelişmekte olan ekonomilerde satış baskısı gözlemleriz. Bu da içinde bulunduğumuz dönemde olduğu gibi riskli piyasalarda sermaye odağının güvenli liman olan Amerikan dolarına ve ABD borçlanma kâğıtlarına kaymasından kaynaklanmaktadır.

Bu durum riskli dönemlerde yerli para birimi cinsinden borçlanıp dolar cinsinden finansal enstrümanlara yatırım yapan yabancı yatırımcıların net aktif değerinin artmasına neden olmuştur. Böylelikle Amerikan ekonomisinden dünyanın geri kalanına önemli bir servet transferi gerçekleşmektedir. BIS (Bank for International Settlements)’ın Mart 2022 raporuna göre Amerika Birleşik Devletleri dışındaki borçlulara verilen dolar kredisi 13,4 trilyon USD’dir. Bu durum FED’in küresel piyasalardaki dolar likiditesini yönetebilmesini oldukça zorlaştırmaktadır.

Konunun başında da söylediğimiz gibi küresel bir enflasyon krizinin yaşandığı bir dönemdeyiz. Amerikan enflasyonu da son veriye göre %8,3 olsa da Haziran 2022 tarihinde %9,1 rakamıyla 41 yılın zirvesini gördü. Enflasyonla mücadele için faiz artırımı yoluna giden FED 16 Mart 2022 tarihinden beri federal fon oranında toplamda %2,25 oranında bir yükselişe gitti. Haziran ve Temmuz aylarında yapılan yetmiş beşer baz puanlık artış ile enflasyon burnunu aşağıya doğru eğdi. Son açıklanan enflasyon verisinin (8,3) beklentilerin (8,1) üzerinde gelmesi, 21.09.2022 tarihinde yapılacak olan FOMC toplantısında FED’in 100 baz puanlık bir faiz artışına gideceği yönündeki ihtimalleri artırdı.

Yapılan faiz artırımlarıyla birlikte değerlenen doları DXY’dan takip ettiğimizde ilk faiz artırımının yapıldığı 16.03.2022 tarihinde 99 civarında olan DXY, bugün 109 civarında seyrediyor. Yani Eylül 2002 tarihinden beri en yüksek seviyesinde bulunuyor. Dolar endeksinin ideal seviyeleri olarak 103-97 bandını söyleyebiliriz. Endeksin 103 puandan yüksek olması aşırı ayrıcalığı elinde bulunduran Amerikan şirketlerinde olumsuz olarak karşılanıyor.

Tüm dünyada faaliyet gösteren Amerika menşeili şirketlerin gelirlerinin yaklaşık %45’i yurtdışı faaliyetlerinden elde edilmektedir. Güçlü dolar bu şirketlerin rekabet güçlerini zayıflatmaktadır. Küresel anlamda artan dolar kuru, şirketlerin satış fiyatlarını da artırmaktadır. Yükselen fiyatlarla birlikte rakiplerine karşı dezavantaj yaşan şirketler, satışlarını yabancı ülkelerde yerel para birimleri ile yaptığında da gelirler dolar cinsinden beklentiyi karşılayamamaktadır.

Paylaştığımız grafikte, en değerli 500 Amerikan şirketinin bulunduğu S&P 500 endeksinde bulunan şirketlerin karlılıkları gösterilmektedir. Kırmızı çizgiyi takip ettiğimizde Mart ve Haziran 2022 verilerinde ki düşüşün oldukça bariz olduğunu görmekteyiz. Özetle güçlü dolar şirketlerin karlılıklarını tehdit etmekte.

Bütün bilgiler doğrultusunda Fed’i, yüksek bir enflasyon, enflasyonu baskılamak için artan bir faiz, yükselen faizle değerlenen bir dolar, değerlenen doların ve eldeki ayrıcalığın yükümlülüğünü çeken Amerika ve Amerikan şirketleri denkleminin içinde buluyoruz. Yukarıda bahsettiğimiz gibi son enflasyon verilerinin bir önceki aya göre düşük ama beklentilere göre yüksek kalması piyasalarda 100 baz puan seslerini yükseltti. Bazı ekonomistler için 100 puanlık bir yükselme olası gibi gözükse de enflasyonun düşüş trendinde, DXY’ın zirvede, FED’in bahsettiğimiz denklemin içerisinde olduğunu göz önünde bulundurduğumda Eylül 2022 tarihinde 75 puanlık bir faiz artırımına gidileceğini öngörmekteyim.

PAYLAŞ
Hazine ve Sermaye Piyasaları Yöneticisi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here