UCL Üniversitesi 6 Şubat Depremini Raporladı

Deprem Mühendisliği Saha Araştırma Ekibi (EEFIT) tarafından yapılan inceleme ve analizlere dayanan bağımsız rapor, Yapı Mühendisleri Enstitüsü tarafından yayınlandı. Yazarlar, kâr amacı gütmenin inşaat sektörünün kısayollara başvurmasına yol açtığı, bunun da esasen uygunsuz betonarme yapılara yol açtığı ve bunun da can kayıplarının ana nedeni haline geldiği sonucuna vardı.

6 Şubat 2023’te Türkiye’nin güneydoğusu ve Suriye’nin kuzeyinde geniş bir alan 7,8 ve 7,5 Mw (moment büyüklüğü) büyüklüğünde iki depremle sarsıldı. Tahminen 50.000 kişi hayatını kaybetti ve yaklaşık 100.000 kişi de yaralandı. Sadece Türkiye için hasar maliyetinin 84,1 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor.

Sanayi ve üniversitelerin ortak girişimi olan EEFIT, depremlerden sonraki bir hafta içinde, hasarı değerlendirmek ve gelecekteki etkileri ve zayıf noktaları azaltmaya yardımcı olacak öneriler geliştirmek üzere dünyanın dört bir yanından 30 uzmandan oluşan disiplinler arası bir ekip topladı. Ekip, jeoteknik, yapısal ve altyapı etkisi ile yardım, müdahale ve kurtarma operasyonlarının etkinliği de dahil olmak üzere depremlerle ilgili bilimsel ve mühendislik verilerini inceledi.

Analizleri, Türkiye’deki yerleşik teknik bilgi birikimine, en son teknolojiye sahip bina yönetmeliklerine ve sıkı inşaat düzenlemelerine rağmen, en yeni bina stokunda bile eksikliklerin mevcut olduğunu ortaya çıkardı.

Bu, çelik donatının sismik yük altında yeterli mukavemeti sağlayacak şekilde düzgün şekilde detaylandırılmaması veya izin verilenden daha yüksek inşa edilen binalar gibi tasarım kurallarına uymayan betonarme betonun geniş ölçekli kullanımını içeriyordu. Hatta daha ileri gidilerek zemin kattaki ticari işletmeler için gereğinden fazla yer açmak için kolonların kesilmesi de gözlemlenen olaylardandı.

UCL İnşaat, Çevre ve Geomatik Mühendisliği EEFIT Takım Lideri Dr. Yasemin Aktaş şunları söyledi: “Analizimiz, Türkiye ve Suriye’deki depremler gibi büyük sismik olaylara karşı dayanıklılığın yalnızca teknik bir sorun değil, aynı zamanda kültür ve yönetişimle ilgili bir sorun olduğunu gösteriyor. Bu ülkelerdeki mühendisler dayanıklı yapıların nasıl inşa edileceğini biliyorlar ve inşaat yönetmelikleri, binalar inşa edilirken karşılanamayan yüksek standartları şart koşuyor.”

Rapor, gelecekteki depremlere ilişkin risk seviyelerini daha iyi anlamak için bina stokunun ve altyapının gözden geçirilmesinin gerekli olduğunu ve verilerin kamuya açık hale getirilmesinin kolaylaştırılacağını öne sürüyor. Ayrıca, binaların kurallara uygun olmasını sağlamak ve uyumlu olmayan binalara af uygulama uygulamasının kaldırılmasını sağlamak için daha sıkı yaptırımlar öneriliyor.

Cambridge Üniversitesi’nden EEFIT Ekip Lideri Profesör Emily So şunları söyledi: “2023 Türkiye ve Suriye depremleri gerçekten trajikti ve göçmenler de dahil olmak üzere zaten kırılgan olan bir nüfusu vurmuştu. Saha çalışmamız ve uzaktan analizimiz, depreme karşı dayanıklılığı az olan, uyumlu olmayan binalar sorunu da dahil olmak üzere birçok sorunu ortaya çıkardı. Bina mevzuatına uygunluğun güçlendirilmesi gerekiyor.”

Dr. Aktaş sözlerini şöyle tamamladı: “Bu raporla amacımız, iyi inşaat uygulamaları için stratejiler oluşturmak, dayanıklılığı aşılamak ve toplumların büyük doğal afetlerle başa çıkmalarına yardımcı olacak dersler çıkarmaktır. Çözümler, mühendisleri, politika yapıcıları ve yasa yapıcıları, daha geniş anlamda inşaat sektörünü ve düzenleyicileri içeren disiplinler arası ve çok kurumlu bir yaklaşıma dayanıyor.”

 

Kaynak:UCL

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here