Mutlaka İzlemeniz Gereken Tek Mekân Filmleri

Film izlemeyi sevenler için tek mekân filmleri ayrı bir keyiftir. Tek mekânda geçtiği için sinematografi etkisi azalır. Bu açığı; karakterleri, konuları ve diyalogları ile kapatmaları gerekir. Ama maalesef düşük tempolarından dolayı; sıkıcı olmayan, kaliteli tek mekân filmi bulmak biraz zorlaşıyor. Bu yazımda tek mekâna dünyaların sığabileceğini kanıtlayan, çok kaliteli bulduğum birkaç filmi spoiler’ı minimum düzeyde tutacak şekilde anlatacağım. Şimdiden iyi seyirler.

The Breakfast Club (1985) (IMDb:7,8)

Farklılıklarımıza rağmen aslında hepimiz aynı problemler ile mi mücadele ediyoruz?

Harika bir gençlik filmiyle başlayalım. Birbirinden çok farklı karakterde 5 tane lise öğrencisi farklı sebeplerden dolayı ceza almışlardır. Cezaları 1 gün boyunca okul kütüphanesinde zaman geçirmektir. Üstüne üstlük başlarında duran müdür çok sinir bozucu ve katı bir adamdır. Aynı okulda okumalarına rağmen birbirlerinden haberi dahi olmayan ekibimiz için böyle bir ceza işkenceden farksızdır. Uzaktan bakınca bu kadar farklı duran ekibimiz (bir nerd [inek öğrenci], bir freak [ucube], bir sporcu, bir serseri ve okulun en popüler kızlarından biri) muhabbet ettikçe aslında benzer hayatları olduğunu fark edecektir. Ön yargılarımızın ne kadar anlamsız olduğunu anlatan bu filmi izlerken kimi zaman içiniz ısınacak kimi zaman gözleriniz yaşaracak.

Rear Window (Arka Pencere) (1954) (IMDb:8,5)

“Eski filmler izlenmez” tabusunu yıkmak için alın size harika bir başlangıç.

Başrolünde zamanının Leonardo DiCaprio’su olan James Stewart, yönetmenliğinde tüm zamanların en iyi yönetmenlerinden biri olan Alfred Hitchcock’un bulunduğu Rear Window’u listeye koymamak ayıp olurdu. Gerilim üstadı Hitchcock, tek mekânda en fazla ne kadar gerilim yapılabilir sorusunun cevabını veriyor.

Fotoğrafçı L.B. Jeffries işi sırasında bacağını kırmıştır. Evinde zorunlu tatilini yaparken canı sıkıldığı için komşularını teleskop kamerayla izlemenin eğlenceli olacağını düşünür. Komşularından birinin, karısını öldürdüğünden şüphelenmeye başlayınca olaylar ilginç bir hal alır. Sevgilisi ve hemşiresinin yardımıyla olayı araştırmaya başlar. Acaba ortada gerçekten bir suç var mıdır yoksa tüm bunlar başrolümüzün yanlış yorumlamaları mıdır? Polisiye/dedektiflik/gizem filmlerini severler bu filmi sakın kaçırmasın.

The Guilty (original title: Den skyldige) (Suçlu) (2018) (IMDb:7,5)

Sırada listemizin İngilizce olmayan tek filmi var. Bu filmi hiçbir beklentim olmadan izlemiştim. Film boyunca masa başında oturarak telefonla konuşan bir adam en fazla ne kadar heyecanlı olabilir ki?

Rütbesi masa başı işine indirilen polis memuru Asger Holm filmimizin başkarakteridir. Acil durumlar için gelen telefonlara bakan Asger gününün çok sıkıcı olacağını düşünmektedir. Ancak kaçırıldığını söyleyen bir kadından gelen telefonla olaylar başlar. Yakınındaki kişiden dolayı şifreli konuşan kadından bilgiler almaya çalışan Asger adeta zamanla yarışmaktadır. Zor bir durumda olduğunu belirten kadının her geçen saniye zamanı daralmakta ve olayın ciddiyeti artmaktadır. Bir yandan kendi mahkeme süreciyle ilgilenen bir yandan kadını kurtarmaya çalışan Asger’in gerilim dolu dakikalarını izlerken heyecandan kalbinizin küt küt atacağından şüpheniz olmasın.

Filmin büyük yankı getirdiğini gören Hollywood, hemen Jake Gyllenhaal’un başrolünde olduğu İngilizce versiyonunu çekti. Ben orijinal versiyonunu tavsiye ediyorum, doğru filmi izlediğinize emin olun.

Dog Day Afternoon (Köpeklerin Günü) (1975) (IMDb:8,0)

Al Pacino’nun çok az bilinen şaheserlerinden biri olan Dog Day Afternoon gerçek bir hikâyeyi anlatıyor. Planların ters gittiği birçok soygun filmi izledik ama olayların bu kadar farklı noktalara vardığı bir soygun filmi izlemediğinize eminim.

Çok iyi bir dolandırıcı olan Sonny ve arkadaşı Sal bir bankayı soymaya karar verirler. Yaşanan küçük aksiliklerden dolayı sinirleri gerilen ikili tüm kasaların boş olduğunu öğrenince şok olurlar. Bu esnada bankanın etrafını saran polisler karşısında ne yapacaklarını şaşıran soyguncularımız mecburiyetten içerdeki insanları rehin alırlar. Sonrasında gelişen birçok sürpriz olay karşısında kendilerini hem suçlu hem de halk kahramanı durumunda bulurlar. Sonny bir yandan özel hayatıyla ilgili problemlerle uğraşırken bir yandan da bu karmaşık olayların içinden çıkmaya çalışmaktadır.

12 Angry Men’in yönetmeni Sidney Lumet bu filmle de harikalar yaratmış. (Tek mekân filmlerinin babası olan 12 Angry Men’i çok bilindiği için bu yazımda anlatmayacağım. İzlemeyen varsa koşa koşa bu filmi izlesin lütfen.)

The Hateful Eight (Nefret Dolu) (2015) (IMDb:7,8)

Sırada nevi şahsına münhasır bir yönetmen olan Quentin Tarantino’nun eseri var. Nedenini anlamadığım bir biçimde Tarantino filmografisinde arkalarda kalmış ama benim favorilerimden olan bir filmdir.

Western türündeki film; dışardaki kar ve tipiden dolayı aynı mekâna sığınan bir grup yabancının hikâyesini anlatıyor. Eline kelepçelediği esiriyle beraber bir kelle avcısı, emekli bir general, bir cellat, bir gezgin, bir at arabası şoförü, şerif olduğunu iddia eden bir adam ve tabii ki Tarantino filmlerinin demirbaşı Samuel L. Jackson. Birbirinden çok alakasız ve tamamen tesadüfen bir araya gelmiş gibi görünen bu ekip saatler ilerledikçe aralarındaki bağlantıları fark etmeye başlayacaktır. Geçmiş hesaplar su yüzüne çıktıkça olaylar ilginçleşmeye başlar. Tarantino filmi olduğu için bol bol kan, uzun eğlenceli diyaloglar ve birbirinden kaliteli karakterler olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Ders çıkarılacak, gerçekçi bir film arıyorsanız bu film size göre değil ama eğlenceli vakit geçireceğinize kuşkunuz olmasın.

 

 

 

PAYLAŞ
İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencisiyim. Herhangi bir sanatsal yeteneğim olmasa da sanata çok ilgiliyim. Yoğun okul hayatımda sınav haftalarından sıyrılabildiğim vakitlerde bol bol sinemaya, tiyatroya ve bulabildiğim bütün sanatsal faaliyetlere katılıyorum. Fakültemizin Sinema Kulübünde de aktif olarak görev alıp etkinlikler düzenliyoruz. Amfiweb aracılığıyla da bütün bunlar hakkında yazılar yazıp başka alanlar hakkında da yazılara ulaşabiliyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here