Küresel Isınma Nasıl Çözülür?

İklim değişikliği moral bozucu olabilir. Bilim insanları yıllardır Dünya’nın nasıl daha hızlı ısındığını dikkatle inceliyorlar. Bir sıcaklık rekoru diğerini takip ediyor. 2023 yılı, ölçümlerin başlamasından bu yana açık ara en sıcak yıl oldu. Sonuçları tüm dünyada olağandışı hava olayları olarak tezahür ediyor. Bu arada, küresel sera gazı emisyonları artmaya devam ederken, etkili uluslararası iklim politikası önlemleri hâlâ eksik.

Medyada iklim değişikliğine ilişkin haberler öncelikle iklim değişikliğinin boyutu ve tehlikelerine ilişkin bilgilerden oluşuyor; aşırı olaylara, afetlere ve kayıtlara odaklanıyor. Olumsuz mesajlar korkutucu ve moral bozucu olabiliyor. İnsanlar bu mesajlara çeşitli tepkiler verebiliyor. Bazıları kayıtsız, bazıları yüz çeviriyor, bazıları ise şüphe ediyor. Ayrıca kendilerinin veya çocuklarının geleceği konusunda ciddi endişe duyan insan sayısı da giderek artıyor. Bu, iklim kaygısı veya eko-kaygı olarak bilinir.

Etkilenenler kötü haber seli karşısında şaşkına dönüyor. Umutlarını kaybedip bununla birlikte kendileri için önemli olan şeyleri savunma iradelerini de kaybedebiliyorlar. Bu gelişme kimi araştırmacıları, iklim değişikliğinin kendisinden daha fazla endişelendiriyor.

ETH Zurich’den araştırmacılar, halktan insanlarla iklim değişikliğine karşı tutumları hakkında görüştüklerinde, krizle ilgili çalışmalarına rağmen korku hissetmeyip umutlu olduklarını ifade ediyorlar. Bu tutumu genellikle insanlar tarafından şaşkınlıkla karşılanıyor ve genellikle neden böyle hissettikleri soruluyor. Araştırmacılar, korkmamanın bir ayrıcalık olduğunu belirtiyorlar ve bu durumun bilinçli bir karar olmadığını vurguluyorlar. Yapılan araştırmalar, uzmanlık bilgisinin iklim kaygısını azaltmada yardımcı olduğunu gösteriyor. Ancak, bu tek başına yeterli değil. Araştırmacılar, kendi durumlarının, etkili iklim stratejilerini araştırabilmelerinden kaynaklandığını düşünüyorlar. Çözümlere odaklandıklarında, krizin umutsuz olmadığını, aksine umutların ortaya çıktığını ifade ediyorlar. İyileşme şansının olduğunu hissetmek ve ne kadar küçük olursa olsun ilerleme kaydetmek, umutlarını artırıyor.

İklim kaygısı yerine iklim çözümleri 

Araştırmacılar, çeşitli sera gazlarının iklim üzerindeki etkilerini inceleyerek net sıfır CO2 emisyonuna ulaşmanın atmosferin daha fazla ısınmasını engellemek için yeterli olduğunu belirtiyor. Hükümetin iklim taahhütlerinde yavaş ancak istikrarlı bir ilerleme görünüyor. Bu, 4 ila 5 derecelik bir ısınma yerine yaklaşık 1,9 derece olacağı anlamına geliyor. Geçen yıl başta Çin olmak üzere iklim eylemlerine 1,1 trilyon dolar yatırım yapılması, artan sayıda şirketin sağlam iklim stratejileri izlemesi ve tedarik zincirlerinde bu konuda standartlar belirlemeleri umutları arttıran gelişmeler.

Bu olumlu gelişmelerin yanı sıra, araştırmacılar durumu küçümsemediklerini ve moral bozucu buldukları birçok zorluğun olduğunu da ifade ediyorlar. Şu ana kadar sadece iki düzine ülkenin sera gazı emisyonlarını azaltmaya başladığını ve ilerlemenin çok yavaş olduğunu belirtiyorlar. Ancak, geçtiğimiz on yılda iklim politikası açısından önemli gelişmeler yaşandığı su götürmez bir gerçek. Antropojenik iklim değişikliğinin geniş çapta kabul gördüğünü ve dünya iklim konferansının son metninin fosil yakıtlardan uzaklaşmaya yönelik bir çağrı içermesi durumun ciddiye alındığını gösteriyor.

Çözümlerin yapıcı bir şekilde tartışılmalı 

Araştırmacılar, sosyal söylemi uyarlamanın gerektiğini belirtiyorlar. Sorunun tüm yönlerini incelemek ve her ekstrem olay için en kötü senaryoyu düşünmek yerine çözümlere odaklanılması gerektiğini vurguluyorlar. Steve de Shazer’ın ifadesiyle, “Sorun konuşması sorun yaratır, çözüm konuşması çözüm yaratır.”

Çözümlerin çoğunun hali hazırda bilinmesi oldukça avantaj sağlar. Yeni çözümler icat etmeye gerek yoktur. Ancak araştırmacılar toplum olarak bir seçim yapılması gerektiğini dile getiriyorlar: Düşük emisyonlu teknolojilere ne kadar odaklanmak istiyoruz? Güneş, rüzgar, su, jeotermal veya nükleer enerjiyi ne ölçüde tercih ediyoruz? Bu kaynakların ne kadarının ülkemizde, ne kadarının yurt dışından temin edileceği konusunda toplumsal bir uzlaşıya varmanın zorluklarını vurguluyorlar.

Araştırmacılara göre, çözümlerin yapıcı bir şekilde tartışılması, güveni artırır, iklim eylemini mümkün kılar ve iklim kaygısını hafifletir.

 

Kaynak: ETH Zurich

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here