Dünyada önemli birçok ülke sineması olmasına karşın bazıları kalitesiyle bunların arasından sıyrılmayı başarmıştır. Bu yazımda sizlere sansür, baskı ve dayatmaların şekil verdiği; hayatın gerçekliğini tüm çıplaklığıyla önümüze seren İran sinemasından çok sevdiğim 4 filmi anlatacağım. Öncelikle İran sinemasının birkaç özelliğinden bahsedeyim. Adeta gizli kameradan insanların kişisel yaşamını gösterircesine gerçekçiliği filmlerinin merkezine alır. Normal hayatta karşılaşabileceğimiz olayları bize farklı bakış açılarından sunarak olaylar hakkında kendi yargılarımızı vermemize sebep olur. Bu sayede bizleri filmlere dahil ederek karakterler ile fazlasıyla empati yaptırır. Ayrıca karakterler hiçbir zaman Hollywood filmlerindeki gibi “ya tamamen iyi ya da tamamen kötü” değildir. Gerçek hayattaki gibi iyi ve kötü yanları olan normal insanlardır. Size filmleri anlatırken spoiler miktarını tabii ki az tutmaya çalışacağım ama zaten İran sinemasında filmlerin sonu değil yolculuğun kendisi daha önemlidir.
A Separation (original title: Jodaeiye Nader az Simin) (Bir Ayrılık) (2011) (IMDb:8,3)
İlk anlatacağım film İran’ın en iyi yönetmenlerinden biri olan Asghar Farhadi’nin bir filmi olacak.
Nadir ve Simin boşanma aşamasında olan bir çifttir. Simin yurt dışına çıkmak istemektedir. Ama Nadir alzheimer hastası olan bakıma muhtaç babasını bırakmak istemez. Ayrıca ikisi de kızları Termeh’in velayetini almak istemektedir. Karısı Simin evden ayrıldığından dolayı Nadir, babasının bakımı için birini t
utar. Bakım için gelen kadın bir gün hasta babayı evde bırakıp bir işini halletmek için evden ayrılır. O esnada eve gelen Nadir babasını tek başına evde bulunca çok sinirlenir. Kadınla tartışırlarken aralarında bir itişme olur ve kadın merdivenlerden düşer. Hastanede kadının karnındaki çocuğun öldüğü öğrenilir ve kadının problemli kocasının da işe dahil olmasıyla olaylar iyice içinden çıkılmaz bir hale gelir. Tüm bu olaylara birinci elden şahit olan Termeh bir annesinin bir babasının tarafına kayar. Biz de seyirci olarak karakterleri sürekli yargılayıp kimin haklı kimin haksız olduğunu film boyunca düşünürüz.
Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ı da dahil olmak üzere birçok ödülü kazanan A Separation, bütçesinin 10 katı bir hasılat elde etmiştir.
Children of Heaven (original title: Bacheha-Ye aseman) (Cennetin Çocukları) (1997) (IMDb:8,2)
Cennetin Çocukları, İran’ın en iyi yönetmenlerinden bir diğeri Majid Majidi’nin filmidir.
Majid Majidi bu filmle bizlere harika bir film yapmak için her zaman olağanüstü bir konunun gerekli olmadığını ispatlamıştır. Konumuz aslında çok basit: Kız kardeşinin ayakkabısını kaybeden bir çocuğun hatasını telafi etmek için bir dizi küçük macer
aya atılması. Çok yoksul bir ailede yaşayan Ali ve Zehra okula giderken aynı ayakkabıyı paylaşmak zorundadır. Biri sabah biri öğleden sonra okula giden küçük kardeşler okula geç kalmamak için öğle arasında hızlı bir şekilde ayakkabıları değiştirirler. Bir gün ayakkabıları kaybeden Ali yüzünden ikisi de ayakkabısız kalır. Bir çift ayakkabı bulmak için her yolu deneyen Ali son çare olarak üçüncülük ödülü ayakkabı olan bir koşu yarışına katılmaya karar verir. Şimdi yapması gereken tek şey yarışta 3. olmaktır.
Film bize o kadar dokunuyor ki küçük çocukların dertleriyle dertlenip sevinçlerine ortak oluyoruz.
Taste of Cherry (original title: Ta’m e guilass) (Kirazın Tadı) (1997) (IMDb:7,7)
Efsane yönetmen Abbas Kiarostami’nin efsane bir filmiyle devam ediyoruz.
Hayatın anlamsızlığıyla boğuşmaktan sıkılıp intihar etmeye karar veren Bay Badii, cesedini bir kiraz ağacının altına gömecek birini aramaktadır. Arabasıyla şehri gezer
ek hiç tanımadığı insanlarla etkileşime girer. Üstüne para vermesine rağmen insanların bu olaya sıcak bakmadığını fark eder. Kürt bir asker, Afgan asıllı bir öğretmen, ihtiyar bir Türk gibi çok çeşitli insanların Bay Badii’nin teklifine karşı verdiği cevaplarla ana karakterimiz kendi düşünceleriyle boğuşmaya başlar.
Filmdeki fikirleri dinledikçe biz de karakterlerle beraber tartışıyoruz. Hayatın anlamına dair fikirler üretiyoruz. Böyle bir teklif bize sunulursa ne diyeceğimizi düşünüyoruz. Yani iş/okul çıkışı çerezlik bir film izlemek istiyorsanız bu filmi izlemeyin sakın 🙂
Persepolis (2007) (IMDb:8,0)
Yazımı İran’da çekilmediği için resmi olarak İran filmi olmayan bir animasyonla bitirmek istiyorum. Listeye almamın sebebi ise filmin İranlı yönetmeninin kendi otobiyografisinden uyarlaması ve film İran’ın siyasi olaylarını, toplumsal yapısını bir kadının bak
ış açısından anlatmasıdır. Filmi izlerseniz neden İran’da çekilmediğini hemen anlayacaksınız 🙂
1970 yılı İran İslam Devrimi’nin getirdiği değişimleri küçük bir kız olan Marjane’in gözlerinden izliyoruz. Daha özgür ve refah bir hayatları olacağını düşünen İran halkı büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaktır. İsyankâr bir yapısı olan Marjane büyürken kendi çapında direnişini yapmakta ve insanlara kendi fikirlerini anlatmaya çalışmaktadır.
Marjane’in yaşadıklarını izlemek bizi kendi düşüncelerimizle çatışmaya ve yaşam biçimimizi sorgulamaya zorluyor. Son birkaç yıldır İran’da yaşanan olaylar bu filmi çok daha önemli bir hale getirdi.





























Bahsedilen tüm filmleri izlemiş biri olarak yapılan değerlendirmeyi ve bir tıp fakültesi öğrencisi olmasına rağmen hazırlanan bu metni çok başarılı buldum çok beğendim. Emeklerinize, kaleminize sağlık…
Yazımı beğenmenize çok sevindim, övgüler için teşekkürler. Gecikmeli bir yanıt oldu ama geç olsun güç olmasın 🙂