Yüzyıllardır Venüs’te yaşam olup olmadığı merak konusu. 1960’larda yapılan teleskop gözlemleri ise merakımızı giderdi ve Venüs hakkında önemli bilgiler sağladı: Günümüzün Venüs’ü, kalın asitli bulutlarla örtülü ve 900°F’de bunaltıcı, canlılığa tamamen elverişsiz bir gezegen. Bu cevapların devamında bilim insanlarının merakını farklı bir konu çekti: Venüs daha öncesinde hiç yaşama elverişli şartlara sahip olmuş muydu?
Ancak Chicago Üniversitesi’nden yapılan yeni bir çalışma, gezegenin ilk hallerinin yaşanabilir olma ihtimalinin çok az olduğunu öne sürüyor.
Araştırmacılar, Venüs’ün bugünkü atmosferinin bileşimini inceleyerek ve bu koşulları yeniden yaratmak için geçmişine ilişkin simülasyonlar yürüterek, gezegenin sıvı suyu ve orta dereceli sıcaklıkları uzun süre koruyabileceği çok az senaryo buldular.
Chicago Üniversitesi’nden yüksek lisans öğrencisi ve makalenin ilk yazarı olan jeofizik bilimci Sasha Warren, “Sonuçlarımız, Venüs’ün tarihinin en az % 70’inde yaşanmaz olduğunu gösteriyor. Bu süre önceki bazı tahminlerden dört kat daha uzun” dedi.
‘Dünya ve Venüs kuzen olabilir’
İnsanlar başka dünyalara seyahat etmek hakkında spekülasyon yapmayı severler; Venüs’e bir geziyi anlatan bir yazarın ilk kaydedilen sözü, ikinci yüzyıldan kalma bir Suriye romanına dayanıyor ve hem Venüs hem de Mars, 1960’lara kadar bilim kurguda yemyeşil tropik cennetler olarak gösterildi.
Bu çok mantıksız bir fikir değildi aslında. Venüs, Dünya ile benzer bir boyutlardalar ve benzer miktarlarda karbona sahip gibi görünüyorlar ve geçmişte güneş o kadar parlak değildi ki bu da daha ılımlı yüzey sıcaklıkları anlamına geliyor.
UChicago gezegen bilimcisi ve makalenin diğer ortak yazarı doçent Edwin Kite, “Uzun bir mesafeden, Dünya ve Venüs kuzen olabilir” dedi. “Her ikisi de kayalık ve güneşe benzer mesafelerde konumlanmış. Ama açıkça yaşanabilirlik söz konusu olduğunda son derece farklı sonuçlar elde ettikleri aşikar.”
Uzak yıldızların yörüngesinde dönen daha fazla gezegen keşfettikçe, bilim adamları bir gezegenin iklimini ve yaşanabilirliğini hangi faktörlerin etkilediğini anlamakla çok ilgileniyorlar.
Sorun şu ki, Venüs bize yakın olsa da gezegen hakkında bilinmeyen çok fazla şey var. Venüs’ün aşırı sıcak yüzeyi, hiçbir keşif aracının birkaç saatten uzun sürmediği ve volkanik patlamaların antik kayalardan elde edilen kanıtların çoğunu yok ettiği anlamına gelir.
Bununla birlikte, Venüs’ün atmosferinin bileşimi hakkında çok iyi ölçümlerimiz var. Bilim adamları bundan yola çıkarak geçmişine yönelik olasılıkları anlamaya çalışmak için geriye dönük çalışabilirler.
Warren ve Kite, gezegenlerin iklimlerinin bu tür simülasyonlarını oluşturuyorlar. Bunlar, gezegenin yüzeyinin ve atmosferinin zaman içinde nasıl etkileşime girdiğini anlamak için güneşten gelen ısıdan volkanik patlamaların türüne kadar her şeyi hesaba katan çok detaylı parametlere sahip simülasyonlar.
Venüs’ün bir zamanlar sıvı su içeren yaşanabilir bir gezegen olduğu fikriyle ilgili en büyük sorun şu sorudur: Oksijen nereye gitti?
Gezegende bir noktada su olsaydı, gezegen ısınırken buhara dönüşür ve ardından atmosferde hidrojen ve oksijene ayrılırdı. Ancak günümüzün Venüs’ünün atmosferinde fazla oksijen yok, bu yüzden bu oksijeni yok etmek için bir şeyler olması gerekiyordu. Warren ve Kite bunun gerçekleşmiş olabileceği yolları aradılar.
Bir miktar oksijen atmosferden uzaya kaçmış olabilir, ancak oksijen ağır bir elementtir ve gezegen atmosferinden uzaya çıkması pek gözlemlenmez. Bir miktar oksijen, atmosferdeki karbondioksit gibi diğer bileşiklere de eşleştirilmiş olabilir veya gezegenin yüzeyinde sıcak lav veya magma olarak birleşmiş olabilir. Bilim adamlarının hesaplarına göre, bu son iki teoriyle ilgili sorun, çok fazla aktif volkan gerektirmesidir – ki bu, atmosfere pek göremediğimiz argon-40 gibi başka maddeler salması gerekirdi.
Toplamda, analiz çok fazla oksijen saklamanın iyi bir yolu olmadığını buldu ve bu veriye göre yapılacak en basit açıklama, başlangıçta pek fazla okyanus olmamasıydı.
Warren, hangisinin daha olası olduğunu bulmak için yüzlerce farklı senaryonun simülasyonlarını yürüttü ve bu senaryoların %1’inden daha azında Venüs’ün ilk günlerinde yaşanabilir olduğunu buldular. Dahası, simülasyonların hiçbiri Venüs’ü tarihinin ilk üçte birini geçtikten sonra yaşanabilir bulmadı.
Bir sessizliğin sonu
Ancak Venüs’ün tarihi hakkında daha fazla ipucu keşfetmek için yeni bir umut var.
Uzun bir aranın ardından, önümüzdeki on yılda Venüs için üç yeni görev planlanıyor: Venüs’ün yüzeyine bir sonda gönderecek olan NASA’nın DAVINCI, Venüs’ü yörüngeden haritalandıracak olan VERITAS görevi ve Avrupa Uzay Ajansı’nın gönderdiği gezegenin içini yörüngeden analiz etmeye çalışmak için ses ve radyo dalgalarını kullanacak olan EnVision sondası.
Bilim adamlarına göre bu tür çalışmalar, NASA ve ESA’nın Venüs hakkında daha fazla bilgi edinmek için verileri nerede ve nasıl arayacağına karar vermesine yardımcı olabilir.
Warren: Daha fazlasını öğrenmek üzereyiz. Gezegen bilimi için gerçekten heyecan verici bir zaman.
Kaynak: Uchicago




























