Borsa Nedir?

Her zaman neden her gece borsanın durumunu duymak zorunda olduğumuzu merak etmişimdir.

Borsa patladığında ekonominin de patladığına inandırıldık. Ve Amerika’da borsa yaklaşık 40 yıldır sürekli patlama yapıyor, ama ABD’de satın alınan ve satılan ürünlerle hizmetleri eklediğinizde asıl ekonomi yani o sayı eskisi kadar hızlı büyümüyor. Peki ya Maaşlar? Yıllardır çok az kımıldadı ve ortalama bir Amerikan ailesinin net serveti Büyük Buhran’dan beri pek iyileşmedi. Peki borsanın tam olarak ölçtüğü şey nedir?

Amerika’da yıllara göre maaş değişimi

Amerika’da yıllara göre borsanın değişimi

             

Borsanın neyi ölçtüğünü anlamak için gözümüzde basit bir işi canlandırmak işe yarayabilir. Bir dondurma dükkanını düşünelim. Bu dükkânı işleten kişinin işi büyütmek için bankadan ve yatırımcılardan para alamaması durumunda dükkânın hisselerini halka açması bir seçenek olacaktır. İnsanlar işletme sahibine para ödeyerek dükkânın bir kısmına ortak olduğu sırada işletme sahibi bu para ile işini büyütebilir. Yeni dükkanlar açarak karını artırabilir ve hatta hisse sahiplerine kâr payı bile verebilir. Dükkânın değeri artmaya başladığı sırada başka bir alıcı dükkân sahibinden veya hissedarlardan hisse satın almak isteyecektir. Yeni hisse alacak kişiler, dondurma işinin büyüyeceğini ve hisselerini daha yüksek fiyata satabileceklerini düşünerek hisse alacaklardır. İşte borsa budur. İnsanların şirketlerinin ileride değer kazanıp kazanmayacaklarını düşünerek alıp satmalarıdır. Ama gerçek hayatta dünyanın her yerinde, saniyede binlerce kez gerçekleşir. Her yerde borsa var ama New York Borsası bu işin merkezidir. 1792’den beri işlem yapılmaktadır. Nasdaq ise 1971’de kurulan ve fiziksel bir yeri olmayan, tüm işlemlerin elektronik ortamda yürütüldüğü bir borsa işlem merkezidir.

            Amerika’da
borsa durumunu merak edenlerin bu iki işlem merkezine bakması gerekmektedir. Endeksler
buralardan gelir. Bir dizi hisse fiyatı alınır ve onlar tek bir temiz sayıya
dönüştürülür. S&P 500, iki merkezde bulunan en büyük 500 şirketi takip
eder. Dow ise daha özeldir, sadece en önemli gördüğü 30 şirketi takip eder.
Bütün ülkelerin kendi borsalarını ölçen endeksleri vardır. Bugün dünyanın
birçok büyük şirketi halka arz edilmiştir ama bu hep böyle değildi. 1900’lü
yıllarda sektörler belirli kişilerin kontrolü altındaydı. Örneğin Andrew
Carnegie (Çelik), John D. Rockefeller (Oil) gibi. 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki
yıllarda borsa, paylaşılan Amerika refahının yükselişini sağladı.

            Değer
yatırımı, bir şirketi dikkatli analiz etmek, bilançosuna bakmak, yaptığı işe
bakmaktan geçer. Hisse fiyatlarını belirleyen şey ise şirketlerin gerçek değerleri
değildir. Bu insanların o şirketler hakkında inandıkları popüler hikayedir.
Bazen bu hikayeler gerçekliğe dayanır. Örneğin VW Emisyon Skandalı hisselerde
serbest düşüşe neden olmuştu. Ama bazen bu hikayeler tamamen yanıltıcıdır. İnternet
şirketleri bir nesildeki en ateşli ve en çok kar getiren yatırımlardı.
Değerleri atmosfere kadar ulaşmıştı. Örneğin Lycos, Excite, Yahoo… Bu şirketler
kar elde etmeye çalışmamalıydılar. Bu kısmen doğru olan bir hikâye. Sorun
kimsenin piyasanın ne kadar yüksek olması gerektiği konusunda hikâyeyi
yönlendiremiyor olması. Bir balon etkisi diyebiliriz, kartopu etkisi ile
gittikçe yükseliyor. Bu sonsuza kadar devam edemez. Peki ne oldu? Birçok
nokta.com şişti ve nokta.bom oldu. 300 bin teknoloji işi son buldu. Puanlar
Amerikan Borsasında hiç görülmemiş şekilde düşüş yaşadı. Borsa balonu
patladığında sadece yatırımcı zarar görmüyor aslında ekonomi de altüst oluyor.

Ünlü ekonomist Friedman bir makale yayınlayarak şirketlerin asıl sahibinin hissedarlar olduğu ve şirketlerin ona göre hareket etmeleri gerektiğini söyledi. Bu bağlamda şirketler bu yönde hareket ederek CEO maaşlarını bile hisse fiyatlarına göre belirlemeye karar verdi. Bu durumda CEO’lar da hisse fiyatlarının artması için ellerinden geleni yapmaya başladılar. Sonuçları uzun vadede çalışanlar, müşteriler, toplum, çevre ve hatta kurumun kendisi için bile zararlı olacak olsa da.

Yukarıda bahsettiğim Friedman’ın açıklamalarını dikkate alan CEO’larla birlikte bazı şirketler sorun yaşamaya başlamışlardı. Örneğin, 2012 yılında Wausau Kâğıt Şirketi baskı ve yazı kâğıdı üretimi için yatırım yaptığı fabrikaları değiştirip pelür kâğıt üretimine başladı. Ama sonra bir serbest yatırım fonu bir dizi hisse aldı ve şirketi masrafı kısmaya zorladı. Çünkü hissedarlar kâr payının artmasını istiyorlardı. Fakat yönetim bu durumu kabul etmek istemedi. Çünkü bu durum büyük bir soruna yol açacaktı. Ki öyle de oldu şirket masrafları kısmak adına bir tesisi kapatmak zorunda kaldı ve bu durumda 450 kişi işsiz kalmış oldu. Başka bir örnek vermek gerekirse, bir şehirler arası otobüs şirketi düşünün. Bu otobüs firması bulunduğu ülkenin marka değeri ve güvenilirliği en yüksek otobüs şirketi olsun. Bu şirketin sahibi olan ailenin şirketi bir yatırım fonuna satıldığını düşünün. Yeni gelen CEO’nun ise hissedarları düşünerek sadece kâr amaçlı kararlar aldığını varsayalım. Masraf denebilecek birçok şeyin kısıtlandığını -en basiti otobüste verilen ikramlar, şoför başına düşen sefer sayısı, servis personelinin niteliği- düşünün. Bu şirkete olan talep ve halkın gözündeki imajı ne olacaktır. Kısa vadede hissedarları mutlu etmek isterken uzun vadede batmaya doğru gitmek değil midir?

Borsa büyüdükçe, CEO’ların maaşları da büyüyordu. 1973’ te ortalama bir CEO, ortalama bir işçinin 22 katı kazanıyordu. 2016’da 271 kat fazla kazanmaya başladı. Borsa büyüdükçe daha az Amerikalı bundan fayda görürken borsaya yatırım yapmış olan Amerikalıların sayısı orta sınıfın çıkmasıyla 20 yılın en düşük seviyesine ulaştı. Yani Amerika’ da hisse fiyatlarıyla eşitsizliğin yükselmiş olması şaşırtıcı değil ama böyle olmak zorunda da değildi. Borsa insanlara hangi şirketin başarılı hangi fikirlerin risk almaya değer kararının verme şansı sağlar. Hissedarlar, şirketler tarafından dikkate alındıkları için şirketlerin davranışlarını etkileyebilirler.

PAYLAŞ
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümü öğrencisiyim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here