Geçtiğimiz günlerde direksiyon sınavını geçmiş birisi ve aynı zamanda bir üniversite öğrencisi olarak araba almak, kullanmak ve ‘’rahatlıkla’’ gezmek için heyecanlıyım. Fakat, beni tedirgin eden iki konu var. Bunlar;
- Trafik
- Park Sorunu
İstanbul’un Sorunu

İstanbul, baktığımız zaman küçük bir şehir değil fakat yatay bir şekilde ortadan hayali bir çizgi çektiğimiz zaman bu şehrin sadece yarısını kullandığımızı fark ediyoruz. Diğer yarısı ormanlardan oluşuyor. Bu yazıda bu şehirleştirdiğimiz kısıma odaklanalım. 5,315 Kilometre karelik alanın yarısı yani. Böylesine küçük bir alana yaklaşık 20 milyon insan sığdırmak o kadar kolay değil ve sonuç olarak böyle fotoğraflar ortaya çıkıyor.
Böylesine kalabalık bir nüfusta tabi ki de trafik kaçınılmaz oluyor. İstanbul’un bu kadar hızlı büyümesi, temeli değiştirilemeyen eski bir yol ağı üzerine kurulu olması çözümleri zorlaştırıyor. Bunların üzerine Mecidiyeköy, Maslak, Ünalan, Kozyatağı, Cevizlibağ gibi önemli yerlerde bulunan E-5 gibi ana yolların hemen yanlarına gökdelenlerin yapılması ileride yol genişletme veya altarnatif yolların yapılmasını da engellemektedir. Araştırmalara göre, şehir içindeki caddelerde ve sokaklarda oluşan trafik sıkışıklığının %70 derecesinde oranı park etmeye çalışan veya yanlış şekilde park eden insanlardan dolayı oluşuyor.
Kentsel Dönüşüm’ün Katkısı Olabilir
Deprem riskine karşılık olarak İstanbul’da büyük düzeyde kentsel dönüşüm mevcut fakat bunun çok büyük bir eksikliği var. Bunun çözümü için uzak doğudan bir örnek vereceğim. Bangladeş’te hırsızlık olayları hat safhada. Bunun yüzünden her apartmanın giriş katında, apartman sakinlerine özgün otopark yerleri mevcut. Buna benzer bir sistem Türkiye’de yapılabilir. Yer altı otoparkları yapmak inşaat şirketleri için çok maliyetli bir iş olabilir fakat şuanda kentsel dönüşüme giren binaların zemin katlarına daire yapmaktan vazgeçip, otopark yapılsa ve binalara birer kat daha eklense sokaklarda bulunan park sorununu çözmüş oluruz. Bununla birlikte site’de oturmayan insanlar akşam eve geldiklerinde sokak sokak park yeri aramamış olurlar ve trafik yoğunluğu ise azalır.
Peki Amerika’da bu sorun nasıl?
Steve Jobs vefat etmeden 4 ay önce ‘’12,000 insanı tek bir çatı altında toplayacak bir tasarım ile karşınızdayız’’ demişti. Ve bu sayede Apple, otopark yerlerini yıkıp yerine insanların baktıkça huzur bulabilecekleri bahçeler yaptı. Fakat Apple, bu bina için 11,000 otopark alanı yapmaları gerektiğini bilmiyordu. Amerika’da her bir araba için 8 park yeri mevcut. Ve şehirlerin %30’u bu park yerlerine adanmış vaziyette. Otoparklar ne kadar çoğalırsa, insanlar o kadar araba kullanmak zorunda kalacaklar çünkü binaların arasında ki mesafeler uzayacaktır.
Ev yapmak için arazi pahalı fakat binaların temellerinden kat ve kat daha geniş otoparklarda ücretsiz park edilebiliyor. Bir lokanta düşünelim. Diyelim ki içinde 20 masa var. Belediye lokanta sahibinden 20 park alanı yaptırmasını isteyebiliyor. 20 masalık bir lokantaya 20 park yeri yaptığı zaman otopark alanı lokantanın birkaç katı oluyor. Gelen müşteriler ücretsiz bir şekilde park edebiliyor fakat bu masraf ödeyeceği hesaba bir şekilde eklenmek zorunda kalıyor. Yukarıda bulunan fotoğrafı Google Maps’ten aldım ve gördüğünüz üzere bu kadar küçük bir alan içerisinde bulunan açık otopark sayısının ne kadar fazla olduğunu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu soruna bir çözüm buldu. Sokaklarda gördüğümüz çocuk parklarının altlarına birkaç katlı yeraltı otoparkı yapmaya başladı. M4 hattının son durağı olan Hacıosman’da metro peronu ile cadde arasında yüzlerce aracın park edebileceği 3-4 katlı otopark mevcut.
Çözümü Nedir?
Çözüm aslında basit. Kentsel dönüşümde olan binaların zeminlerine otopark yapılarak şuanda dönüşümde olan yüzlerce bina sayesinde on binlerce otopark alanı kazandırılabilir. Buna ek olarak neredeyse her mahallede bulunan parkların altlarına bir veya iki katlı otoparklar yapılırsa, şehrimiz hepimiz için dahada yaşanılabilir olacaktır. Bu araçların sokaklara değil otoparklara park edilmeleri ile birlikte trafiğin azalacaktır ve kaldırımlar tekrar yayalara kalacaktır ve böylece yayalar rahatlıkla kaldırımlarda yürüyebileceklerdir.





























