BRICS Nereye Kadar?

brics

Goldman Sachs’ın baş ekonomisti Jim O’Neill’in 15 yıl önce kaleme aldığı bir çalışma ile literatüre giren BRIC ve son haliyle BRICS kavramı büyük bir heyecan oluşturmuş ve bu 5 ülkenin ekonomilerinin dünyadaki ekonomik dengeleri değiştireceği çokça dile getirilmişti. Fakat ekonomi kamuoyunda sık rastlanan bir durum bu başlıkta da oldu; balon şişirildi ve sonra biraz abarttık galiba denildi. BRICS efsanesinin artık yeterince konuşulduğu dile getirildiği sıralarda ise MINT ülkeleri gündeme geldi ama bu yazımızda konumuz BRICS ülkeleri.

 

BREZİLYA

5 ülkeyi tanımlayan bu kavramdaki B harfi Brezilya’yı temsil ediyor. Son günlerde hem ekonomik, hem siyasal çalkantıların yaşadığı bu kıta Amerikası ülkesinde özellikle son aylarda ciddi sıkıntılar baş göstermiş durumda ekonomi alanında.

 

Kavramdaki R harfi ise Rusya’yı temsil etmekte. Özellikle son 3 yılda önce Ukrayna ve sonrasında Suriye’de dünyayı etkileyen krizlerin parçası olan ve bu durumların ekonomik etkisini fazlaca hisseden Rusya düşen petrol fiyatlarıyla birlikte iyice köşeye sıkışmış durumda. Ülke özellikle son iki yılda ekonomik göstergeleriyle herkesin dikkatini çekmekte. Para birimi Ruble karşısında son iki yılda dolar %121 değer kazandı. Son yıllarda gelişmekte olan ülkelerin neredeyse hiçbirinde bu kadar sert bir devalüasyon gerçekleşmedi. Rus devletinin özellikle dış politika alanındaki saldırgan ve yayılmacı tavrı ülkenin dünya ekonomisi ile entegrasyonunu ve ekonomik istikrarın derinleşmesini engellemekte.

 

BRICS ülkelerinin üçüncüsü ise I harfini temsil eden ve bu beşlinin içinde işleri en düzgün giden Hindistan. Hindistan özellikle hizmet sektöründe ve teknoloji alanında planlı ve organize bir ekonomik gelişme yaşamaya devam ediyor. Yazımızın sonunda Hindistan’a ek olarak değineceğiz.

 

ÇİN

Kavramdaki C harfini temsil eden Çin, bu beş ülkenin içinde en önemlisi. Çin dünyanın en büyük 2. ekonomisi artık. Son yıllarda ortalama %10 büyüyen Çin artık bu hızlı büyüme sürecinin gerisinde ve 2015 yılı için %7’lik büyümeyi hedef edinmiş durumda. Öyle ki bu yeni dönemi Çin Devlet Başkanı Xi Jinping “yeni normal” olarak niteledi ve Çin’de büyük bir problem veya sert bir iniş olmadığını söyledi. Fakat durum Jinping’in yumuşatmaya çalıştığı kadar da normal değil. Çin’de borsadaki sert gerilemeyi durdurmak için yüz milyarlarca dolar harcanırken, 500 milyar dolardan fazla yabancı sermaye çıkışı da durumun pek parlak olmadığını gösteriyor. Çin ekonomisindeki tüm bu değişiklikler ya da trend değişimi ülkenin sadece kendisini de ilgilendirmiyor. Çünkü Çin ekonomisinin gidişatı tüm dünyasını etkiliyor. Çin dünyadaki emtia ithalatının önemli bir kısmını gerçekleştiriyor. Aynı zamanda tüm ülkelere rekabetçi fiyatlarla ihracat gerçekleştiriyor. Dünyada iç çamaşırından, spor ayakkabıya, saatten dizüstü bilgisayara kadar bir çok ürünün dev markalarının en önemli tedarikçisi ya da üretim üssü Çin. Çin ekonomisindeki en ufak aksaklık trend değişimi dünyanın bir çok ülkesini ve bu ülkelerdeki on binlerce şirketi direkt etkiliyor.

 

GÜNEY AFRİKA

BRICS kavramına sonradan etkilenen ülke ise Güney Afrika. Güney Afrika ekonomisine değinmeden önce bir açıklama yapalım. BRIC kavramını ortaya atan ve bugünlerde emeklilik günlerini yaşayan Goldman Sachs eski varlık yönetimi başkanı Jim O’Neill, yıllar önce gelişen ekonomiler içinde öne çıkacak ülkeleri tanımlamak için “BRIC” (Brezilya Rusya, Hindistan ve Çin) terimini ortaya koyduktan sonra, bu terime eklenecek diğer ülke için de yarış başladı. Türkiye, Güney Kore, Meksika’nın da adının geçtiği bu süreçte “S” yani Güney Afrika genel kabul gördü. Terimi ilk kez kullanan Jim O’Neill Güney Afrika’ya itiraz edip, “Gerek yok, Güney Afrika ekonomisinin nitelikleri ve potansiyeli dikkate alınsa da hacim olarak çok küçük bir ülke” dese de 2010 yılından bu yana BRICS ismi kullanılıyor. Güney Afrika uzun çalkantılı bir dönemden sonra siyasal istikrarı sağlamış bir ülke. Son yıllarda yeraltı kaynakları ile öne çıkan Kuzey Afrika ülkelerinin önüne geçmesinin sebebi ise Güney Afrika’da sanayinin hızla gelişiyor olması. Ülke gelişen sanayisinin yanı sıra turizm alanında da önemli gelişmeler kat etmiş durumda. Ülkenin tüm ihracat gelirleri arasında madenlerin oranı %40’ı geçmektedir. Güney Afrika Cumhuriyeti dünya krom ihracatının %44’ünü tek başına yapmaktadır. Son iki yıl tüm gelişmekte olan ülkeler için olduğu gibi BRICS’in S harfi için de oldukça zor geçti. 2015 yılında ülkede işsizlik rakamları %25’i geçti. Ülkenin para birimi Rand 2015 yılında %35 değer kaybetti dolar karşısında. Ülke için halen çok karamsar yorumlar yapılmasa da eski ışıltısı yorumlarda pek yer almamakta.

 

bricks

O’Neill BRIC kavramını ortaya atarken bu 4 ülkenin gelecek yıllarda dünya ekonomisindeki etkisinin artacağını, dünya ekonomisinin en önemli aktörleri haline geleceğini ifade ediyordu. Nitekim bu gerçekleşti. 2001 yılından itibaren bu ülkeler, GSYH artışları açısından dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri arasında yer aldı. O’Neil bu kavramı ortaya atıp bu ülkeler için pozitif tavsiyelerde bulunduğunda onu dinleyen yatırımcılar büyük getiriler elde ettiler.

 

BRIC kısaltmasının içinde aynı zamanda bir ironi var. İngilizce ‘de tuğla anlamına gelen brick kelimesi ile ilişkilendirilmekte bu kısaltma. Bu ülkelerin yeni bir ekonomik düzenin tuğlaları olacağı da bu ironi ile paralel şekillenen bir beklenti.

 

İşin başka bir ilginç tarafı ise O’Neil’in yaptığı ve tüm ekonomi kamuoyunun benimsediği bu kısaltma sadece ekonomi dergilerinde, haberlerinde geçen bir kavram olarak da kalmadı. Dünya siyasetinde yeni bir sinir merkezi olma iddiasıyla adı geçen ülkelerin yönetimlerinde bir araya gelme, bir arada durma, birlikte aksiyon alma motivasyonunu oluşturdu. Aynı zamanda bu ülkelerin liderleri için de dünya kamuoyunda ve kendi kamuoyları nezdinde pozitif imaj katkısı sağladı BRICS kavramı. Bu ülkelerin dünyada çok konuşulması ve geleceğin yıldızları olarak görülmeleri de iç siyasetlerini de etkiledi. Nitekim Brezilya’da Lula da Silva, Rusya’da Vladimir Putin bu rüzgârı arkalarına aldılar.

 

Fakat dünyadaki dengeler her an değişiyor. Değiştikçe de pozisyonlar değişiyor. Beklentiler yön değiştiriyor. Yakın dönemde ekonomi haberlerinde sıkça yer alan ve güncel olma iddiasındaki her yorumcunun kendini yorumlarında yer vermek zorunda hissettiği BRICS kavramı ışıltısını kaybetmek üzere. Bu durumda özellikle iki ülkenin durumu çok etkili. Birincisi Çin. Çin’de borsada, emlak piyasasında çok büyük bir balon oluşmuş durumda. Aynı zamanda Çin’in ölmeyecek kadar şartlara sahip çalışanları artık ekonomik gelişmeden daha fazla pay istiyorlar. Bu durumda Çin’in çok avantajlı maliyetlerini riske sokuyor. İkincisi ise Rusya. Rusya’nın durumu Çin’den çok daha farklı. Rusya özellikle yakın coğrafyasında yaşadığı ve devletler arası hukuku hiçe sayan yaklaşımlarına artık sınırlarının ötesini de eklemiş durumda. 100 doların üstünden neredeyse 30 dolarlara gelen petrol fiyatları gerileyen emtia fiyatları Rusya’nın durumunu zorlaştırırken her an 3. Dünya savaşını başlatacak ülke konumuna kendisini sürüklemiş olması da bu ülkenin eski cazibesini yitirmesini sağlamış durumda. Rusya için bir diğer kritik başlık ise nüfusun hızla yaşlanıyor olması. Gelecek 40 yıl içinde Rusya’da çalışan nüfusun üçte bir azalacağı tahmin ediliyor. Petrol fiyatlarındaki gerilemenin Brezilya’yı da çok kötü etkilediğini söylemeden geçmeyelim. BRIC’e eklenen S takısı olan Güney Afrika ekonomisinin hacmi ve seyri de şu an için BRICS’in eski ışıltısı için pozitif bir katkı üretmiyor. Gelelim Hindistan’a…

 

Hindistan’la ilgili söylenecek çok söz var kuşkusuz. Dünya Gazetesi’nden Evrim Küçük Hindistan’ın bugününü çok güzel özetlemiş 20 Şubat 2015 tarihli yazısında, ona kulak verelim.

 

“Küresel ekonomiyi sırtlayacak ekonomiler olarak nitelenen BRIC ülkelerinde tablo giderek bulanıklaşıyor. Ancak içlerinden biri, FED’in teşvikleri sonlandırmaya başlayacağı sinyali vermesinden sonra gelişmekte olan ülkelerin içine sürüklenmeye başladığı kaosa meydan okuyor; o da Hindistan. Tüm büyük gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri alarm verirken, Hindistan küresel büyümenin yıldız ekonomisi olarak öne çıkıyor. BRIC ülkelerinden Çin ekonomisi yavaşlıyor, Brezilya yolsuzluk skandallarıyla boğuşuyor ve düşen emtia fiyatlarının baskısını hissediyor. Rusya düşen petrol fiyatları yüzünden önemli bir gelir kaybına uğradı ve Batı’nın yaptırımlarının da etkisiyle köşeye sıkıştı. Hindistan’da ise büyüme Çin’in hızına ulaştı, ülkenin borsası yükseliyor, parasındaki düşüş hızı yavaşladı. Çok uluslu şirketlerin de ülkedeki yatırımlarını artırmak için sıraya girdiği ifade ediliyor.

 

2016’da Çin’den hızlı büyüyecek

 

Hindistan ekonomisindeki büyüme, uzun süredir yavaş kalmıştı ama son aylarda ortalama yüzde 7’lerle büyüyen Çin’i yakaladı. Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre Hindistan 2016 yılında en hızlı büyüyen başlıca gelişen ekonomi olacak. IMF, Hindistan’ın bu yıl yüzde 6.3, gelecek yıl ise yüzde 6.5 büyümesini bekliyor. Çin ise tam tersi tahminlerde bulunuyor. Yani 2016’da Hindistan’da büyüme Çin’i geride bırakacak. 2014 yılında 2 trilyon dolarlık bir ekonomi haline gelen Hindistan’ın 2019’da3 trilyon dolar bariyerini aşması bekleniyor. Hindistan’ın yıldızlaşmasında global makro gelişmeler büyük rol oynuyor. Petrol fiyatlarındaki gerileme büyük bir enerji ithalatçısı olan Hindistan ekonomisine doping etkisi yapacak.

 

 

Modi’nin etkisi büyük

Hindistan ekonomisindeki canlanmanın arkasında, iş dünyası yanlısı politikaları benimseyen yeni Başbakan Narenra Modi’nin etkisi büyük. New York Times gazetesinde yer alan bir analize göre, sekiz aydır görevde olan Modi’den önce küçük fabrikalar denetlemeler için bir gün kapalı tutuluyordu ve bu da şirketlerin üretimlerini derinden etkiliyordu. Modi’den sonra bu denetimlerde değişime gidildi. Modi, yabancı yatırımcıları kaçıran katı kuralları da yumuşattı. Bu özellikle sigorta şirketleri, askeri ekipman üreticileri ve gayri menkul şirketlerinin ülkeye akın etmesine neden oldu. Modi önümüzdeki dönemde ülkenin vergi sisteminde de bir iyileştirmeye gitmeyi hedefliyor. İş dünyasındaki olumlu algının artması, yerli yatırımcıları da harekete geçiriyor. Hindistan’ın tekstil endüstrisinin kalbi olarak gösterilen Tiruppur gibi şehirlerin artması bekleniyor.

 

hindistan

Hindistan’da neler oluyor?

 

  • Başbakan Modi, kendi eyaleti Gujarat’ı önemli yatırım noktası haline getirdi. Bu reformların ulusal çapta yapılması ülkeye güveni artırdı.
  • Maliye Bakanı Arun Jaitley, bütçe açığını azaltmak, sübvansiyonları kısmak, altyapıya yatırım yapmak, yerel tasarrufları artırmak için bir plan açıkladı.
  • Devlet küçültüldü, kabine üyelerinin sayısı azaltıldı.
  • Ekonomik büyüme desteklendi, yatırımcı güveni arttı.
  • Tüketici güveni de arttı. Geçtiğimiz yılın eylül-ekim döneminde otomobil satışları yüzde 20 arttı. GSM abonesi sayısında da önceki yıla oranla yüzde 10 artış yaşandı.
  • Ülkenin parası rupi istikrar kazandı, düşüş hızı yavaşladı.
  • Sanayi üretimi giderek artıyor, enfl asyon düşüyor.
  • Cari açığın GSYH’ye oranı yüzde 1’e indi. Yakında cari fazla vermeye başlaması bekleniyor.

 

Hindistan’ın uzun vadeli avantajları

 

Demografik yapısı

  • 1.3 milyarlık nüfusun yarısı 25 yaşın altında. 2020’de dünyanın en genç nüfusuna sahip olacak. Ülkede 2020’de ortalama yaş 29 olacak. Çin’de ise 37.

 

Orta sınıf hızlı büyüyor

  • 250 milyon kişilik orta sınıfı dünyadaki en büyük orta gelir düzeyini temsil ediyor. Gelecek yıllarda hızlı artış sürecek.

 

Düşük penetrasyon

  • Son 25 yılda hızlı ekonomik büyümeye karşın mal ve hizmet penetrasyonu görece olarak düşük. Bu da önemli bir büyüme potansiyeline işaret ediyor.

 

 

İşleyen demokrasi

  • Performansı beğenilmeyen hükümetlerin gitmesine izin veren demokratik yapısı yatırımcıya güven veriyor. Dünyanın en büyükleri arasında yer alan Hint ordusunun apolitik olması da yatırımcı açısından önemli.

 

Kurumsallaşma

  • Dinamik KOBİ’ler ve denizaşırı pazarlarda hızlı büyüyen şirketler, güçlü finansal kurumlar iş dünyasını güçlendiriyor.

BRIC kavramının öne çıkması kesinlikle çok önemliydi. Dünya ekonomisinin değişimini yansıtması, dikkatleri bu değişime çekmesi ve pastadan alınan payların ne şekilde değişeceğine dair insanları önceden bilgilenmesine sebep olması açılarından BRICS önemli bir kavram olarak uzun yıllar konuşulmaya devam edecek. Ama bu tip ülke gruplamaları BRICS’le de sınırlı kalmayacak. MINT, CIVETS gruplamaları artık BRICS’in önüne geçecek gibi görünüyor.