Çin her ne kadar gözümüzde dünya’nın fabrikası olarak görünse de son zamanlarda ki değişikliklere boyun eğmek zorunda kaldı.
Kısa Bir Tarihçe
1. milenyumun sonunda 1000 AD döneminde Çin, dünyadaki en güçlü ülke durumundaydı. Sınırları içinde dünya nüfusunun %30’undan fazlasını bulunduruyordu. GSYH’sı ise dünyanın %50’sine tekabül ediyordu. Avrupa ise yanlarında çok ilkel bir toplum olarak kalıyordu. Avrupa ise yavaş bir şekilde ‘’Karanlık Çağ’’ından çıkarak Çin’in önemini azaltmaya başladı. Günümüzde hala bunu görmek mümkün lakin Çin tekrardan yükselişte.
1978 yılında Çin’in GSYH’sı 200 Milyar Dolar civarındaydı. Fakat son verilere baktığımızda ise bu rakam 11 Trilyon Dolar seviyesine ulaşmış bulunmakta. Ve böyle bir rakam ile dünyada oluşan tüm ekonomik olayların %15’ine sahiplik yapıyor.
Son 40 yılda olan bu gelişim tek bir sanayi üzerine kurulmuş bulunmakta ve buda İmalat/üretim. Şuanda Çin’in dünyanın fabrikası olduğu görüşündeyiz fakat her zaman böyle değildi. 20. yüzyılda ürünler genellikle satıldığı yerde üretilirdi.
Uluslararası ucuz kargo şirketleri çıktıktan sonra ve kargo gemilerinin dünyanın her yerine ulaşabilme imkanını elde etmeleri ile birlikte artık şirketler sattıkları yerde üretmektense üretim bantlarını dünyanın farklı yerlerine taşıma şansını buldu.
Fakat neden herkes Çin’i seçti?
1978 Yılında Deng Xiaoping Çin Halk Cumhuriyetinin başına geldi. Hızlı bir şekilde Bangkok, Singapore ve gelişmekte olan bazı Asya şehirlerini ziyaret ettikten sonra ülkesinin gelişimi için Çin’in dünyaya açılması gerektiğine ikna olmuştu. Çiftlik sahiplerine kontrol verdi, şirketleri özelleştirdi fakat en önemli adımlardan birisi ise ülkesini yabancı yatırımcıya açmak olmuştu.
Yatırım için vergi muafiyeti ve teşvikler içeren 4 özel bölge oluşturdu. Bu 4 alan Çin’in özgür bölgeleri olarak nitelendiriliyordu. Aralarında en başarılı olan ise Shenzhen’di.
1980 yılında özel bölge olmadan önce 30,000 kişiye ev sahipliği yapan bu ufak kasaba şuanda yaklaşık 18 milyon kişiyi barındırıyor. Yaklaşık 40 yıl gibi kısa bir sürede Londra ve New York gibi şehirler kadar kalabalık olmayı başardı. Büyüme rakamlarına baktığımız zaman ise dünya tarihinde en hızlı şekilde büyüyen şehir olarak kıyaslamak mümkün.
Özelleştirilen diğer 3 şehir ise öncesinden kurulmuş olduğundan ötürü büyüme rakamları bu kadar fazla olmadı. Shenzhen’in seçilme nedeni ise coğrafik konumu. Hong-Kong o zamanlar İngiliz bölgesiydi ve Shenzhen ise Hong-Kong’un kuzeyinde bulunduğu için batılılarla yakın temas sağlamak için mükemmel bir konumdaydı.
Dünyanın Teknoloji Üretim Başkenti ; Shenzhen
Shenzhen iki madde ile biliniyor.
- Tüketici Elektroniği imalatı. (Consumer Technology Manufacturing)
- Ar-Ge çalışmaları için mühendis bolluğu.
Apple, Samsung, Microsoft, Sony, Cannon ve daha birçok şirketin üretim tesislerini bulunduruyor.
Dünyadaki elektronik cihazlar veya en azından cihazların parçalarının %90’ı bu bölge içerisinde üretiliyor. Over-all bir şekilde Çin’de her şey daha ucuz olduğu için işçilikte ucuz. ABD’de bir fabrika işçisi saatlik 10-15 dolar alıyorken Çin’de çalışanlar 3-4 dolar ile memnuniyetle çalışıyorlar.
Fakat Çin doğal bir şekilde ucuz değil. Çin yapay bir şekilde para biriminin değerini düşürdü. 2005 yılına kadar Çin Hükumeti $1 = 8.27 Yuan olarak belirlemişti. Sonra ki yıllarda ise ufak miktarlar ile değerlenmesine izin verdi fakat 2008 yılında ki finansal kriz döneminde bir adım önde kalabilmek için seviyeyi tekrar sabitlediler. Günümüzde ise günlük bir değer belirliyor ve o değer üzerinden %2 oranında oynamasını sağlıyor. Bu sayede batılı şirketler daha az vererek daha çok alabiliyorlar.
Tüm bunlarla birlikte Çin ihraç ettiği ürünlerden vergi almamakla birlikte ABD ise ithal ettikleri ürünlerden vergi almıyor. ABD özellikle tablet gibi teknolojik cihazlardan vergi almadığından ötürü Çin’de bulunan fabrikadan çıkan ürün hiçbir şekilde vergiye tabii olmadan ABD’de raflarda yerini bulabiliyor.
Neden Bilinen Çinli Bir Marka Yok?
Anker adında bir markadan bahsetmek istiyorum. Tüketici elektroniği üreten bir marka. Eğer duyanlarınız varsa genellikle Powerbank’leri sayesindedir.
Anker’ın CEO’su ile yapılan bir röportaj sırasında ‘’Neden Shenzhen’de siniz?’’ sorusunu yanıtlamıştır. Cevabı ise
‘’Her parçanın tedarik kaynağının tam ortasında bulunuyoruz. Eğer farklı bir ülkede olsak bir ürün tasarladıktan haftalar sonra ancak prototipini görebilirdik fakat şuanda tasarladıktan birkaç gün sonra ürünü elimize alabiliyoruz. Shenzhen’de istediğiniz her parçayı bulmak mümkün, bununda birlikte herhangi bir prototip ürünü günler içinde üretmeye hazır olan fabrikaları düşündüğümüz zaman ise gerçekten muazzam bir yerde olduğumuzu fark ediyoruz.’’ – Anker CEO, Steven Yang.
Yani baktığımız zaman anlayabiliyoruz ki AR-GE çalışmaları, tasarım ve üretim gibi birçok unsur çok daha hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. ABD menşeli bir şirket Shenzhen bölgesinde ki fabrikaları ve tesisleri kullanarak üretim yaptırabilir fakat coğrafi açıdan bulunan mesafeden ötürü mutlaka daha yavaş olacaktır.
Shenzhen herşeyi çok daha iyi ve hızlı üretebiliyor fakat her ürün sadece somutsal bir nesne değildir. Anker gibi bir şirketin üretim, tasarım ve fiyat bakımından Shenzhen’de olması çok büyük bir avantaj lakin markalaşmak için biraz zorluk çıkarabiliyor. Shenzhen’in üretemediği tek şey marka olarak belirtiliyor. Anker gibi şirketler harika PR hareketleri sayesinde uluslararası markete açılmaya başladı lakin birçok şirket markalaşmaya çalışmıyor bile. Batılı müşteriler markanın görünüşü, hitabı, müşteri memnuniyeti ve hizmet kalitesi gibi unsurlara çok büyük önem veriyor. Kültürel farklılıklar ile birlikte fiziksel uzaklığı düşündüğümüz zaman Çinli şirketler maalesef Batı coğrafyasında markalaşamıyor.
Bir Başarısızlık Hikayesi
AnkerBox bu konuya mükemmel bir örnek. AnkerBox dediğimiz ürün bir kutu. İçinde birçok powerbank bulunduran bu kutudan powerbank kiralayabiliyorsunuz. Anker deney olarak Seattle’da bazı barların içlerine bunları yerleştirdi fakat Çinde başarılı olduğu gibi ABD’de olamadı. Nedenine baktıklarında ise Çin’de insanlar barlara gittikleri zaman çoğunlukla telefonlarına bakıyorlar fakat Amerikalı insanlar bara gittikleri zaman tamamen sarhoş çıkmak için gidiyorlar. Bir ürününü tasarımcıları, kullanıcılarından binlerce kilometre uzakta olduğu zaman maalesef böyle uyuşmazlıklar çıkabiliyor kültürel değişikliklerden ötürü.
White Label Companies
Buna karşılık olarak markasız ürün üreten ‘’Beyaz Etiketli Şirketler’’ çıkmaya başladı. Bu şirketler ürettikleri ürünün üzerinde hiçbir şekilde marka yazmadan Batı’da bulunan bazı markalara satıyor ve bu markalarda bu ürünlerin üzerine markalarını yazdırıp çok büyük fiyat farkları ile satıyorlar.
Üretim Sektörü Gelecek İçin Nasıl Bir Yatırım?
Her ne kadar son 30 yılda Çin’in GSYH’sını 30’a katlasa da uzun döneme baktığımız zaman üretim, Çin için yeterli bir sektör değil. Çin şuanda aşırı derecede ironik bir durum ile karşı karşıya. Üretim sektörü ekonominin hızlı bir şekilde büyümesine sebep oldu ve bu büyüme ile birlikte maaşların ve masrafların artması kaçınılmaz oldu. Tüm bunlara baktığımız zaman, Çin eskiden sahip olduğu rekabetçi fiyat avantajını yavaş yavaş kaybediyor. Üretim sektörü gelişmeden önce Çin fakirlerin dominant olduğu bir ülkeydi. Fakat şu anda Çin’de gerçek bir orta seviye insan popülasyonu mevcut ve bu nedenden ötürü yaşamın pahalı olduğu şehirler ortaya çıktı. Eskiden çalışanlar şehirlere gelirdi, birkaç yıl çalışır, para biriktirir ve geri dönerlerdi fakat şu anda şehre gelen işçiler geri dönmek istemiyor. Gayrimenkul fiyatlarına baktığımız zaman Shenzhen’de metre kare başına 12,000 dolar gibi fiyatlar talep ediliyor. Bu New York ve San Francisco gibi şehirlerden bile yüksek. Bu sorunlar yetmiyormuş gibi üretimin yükü yavaş yavaş insan emeğinden çok robotlara kayıyor. Otomasyon sistemleri gün geçtikçe ucuzluyor.
Üretimde Otomasyon
2015 yılında Çin aldıkları bir karar ile yüz milyarlarca dolar yatırarak fabrikaların kendilerini otomasyon sistemlerine entegre etmelerini teşvik etti. İşçiler açısından pek sıcak karşılanmasa da uluslararası şirketlerin farklı ülkelere yatırımını önlemek için atmış oldukları bu adım pek de etkili görünmüyor. Eğer ürün tamamen otomasyon üzerine kurulu bir fabrika içerisinde üretilebiliyorsa şirketler üretimi bulundukları ülkelerde yapacaktır. Bu hem masrafları azaltır hemde etkili bir PR hareketi olacaktır.
Fakat bu göründüğü kadar kolay bir değişim değil. Apple ve Vestel’den örnek verebiliriz. Apple, iPhone’ları her ne kadar Çin’de üretiyor olsa da parçalarını birçok farklı ülke ve şirketten temin etmekte. iPhone parçalarını kim üretiyor isimli yazımda iPhone üretimi hakkında daha fazla detaya ulaşabilirsiniz. Vestel’e gelecek olursak Venüs telefonunu üretmekteler. Venüs’ün işlemcisi Qualcomm tarafından üretiliyor. Bataryalarının üzerinde ”Made in China” yazısı mevcut fakat tam olarak hangi şirketin ürettiği hakkında bir bilgi mevcut değil ve araştırmalarım sonucunda Vestel’in Çin’de herhangi bir fabrikasını olduğuna dair bir bilgiye ulaşamadım. Bu durum dikkate alındığında Venüs’ün “gururla yerli” sloganının insanlar tarafından fazlaca sorgulanabileceğini düşünüyorum.
Üretim Sektörü Değişiyor Mu?
Otomasyon üzerine kurulamayan üretim sistemleri ise işçiliğin daha ucuz olduğu Bangladeş gibi ülkelere dönecektir. Bangladeş’te şahsen 7 yıl bulundum ve bizim de gitme sebebimiz işçiliğin ucuz olmasıydı fakat ülkenin siyasal durumu stabil olmadığından ötürü geri gelmek zorunda kalmıştık.
Tüm bu sorunlara cevap olarak Çinli üreticiler fabrikalarını Afrika kıtasında ki farklı ülkelere taşımaya başladı.
Bence eğer Çin pazarda güçlü bir şekilde kalmak istiyorsa Anker, OnePlus ve Xiaomi gibi markalaşmış şirketler ile öne çıkması gerekiyor. Kariyerim dergisinin 2017 sayısında Xiaomi ve Oneplus hakkında daha kapsamlı bir yazım bulunmakta, okumanızı tavsiye ederim. 10 yıl önce Shenzhen’de bulunan bir markanın dünyaya satış yapması neredeyse imkansızdı çünkü Apple gibi büyük markalar bunun için mükemmel bir bariyerdi fakat Amazon, eBay, Alibaba gibi e-ticaret şirketlerinin dünyanın her tarafında kullanılması ile birlikte artık Çin’de bulunan bir şirket hiçbir mağaza açmadan dünyanın her yerine satış yapabiliyor.


































Amerikan gazeteci Thomas Frıedman yaptığı bir röportajda bir çinli iş adamı;Amerikalılar Şuan ki dünyanın mimarı biz(çinliler)ise duvar işçisiyiz fakat gün gelecek biz mimar olacaz siz duvar işçisi olacaksınız diyor. Yazıya göre galba Çin bunun için çalışıyor ama yine yazıya göre bu pek mümkün değil gibi.Bilgilerin çok değerli teşekkürler