Yaşam öyküsünü yazmak genç yetişkinlerde depresyon belirtilerini azaltabilir

Cornell Üniversitesi’nin rastgele kontrollü çalışmasında, geçmişten geleceğe kimliklerini iki hafta boyunca yazan 18-29 yaş arası katılımcılar iki ay sonra daha düşük depresyon belirtileri bildirdi. Yöntem düşük maliyetli bir destek olabilir; ancak terapi yerine geçmiyor ve olumsuz düşünceleri sürekli tekrarlamaya yatkın kişiler için uygun olmayabilir.

İnsanın çocukluğundan bugüne kim olduğunu ve gelecekte kim olmak istediğini yazması, depresyon yaşayan genç yetişkinler için erişilebilir bir psikolojik destek sunabilir. Cornell Üniversitesi araştırmacılarının Journal of Consulting and Clinical Psychology’de yayımlanan çalışması, kimlikler arasında süreklilik kurmaya odaklanan iki haftalık günlük çalışmasının belirtileri azaltabildiğini gösterdi.

Araştırma, çevrim içi olarak ulaşılan yaklaşık 260 kişinin depresyon, ‘raydan çıkmışlık’ hissi ve benlik sürekliliği açısından değerlendirilmesiyle başladı. Yaygın kullanılan ölçekte en az orta düzey depresyon belirtisi gösteren 111 kişi günlük deneyine alındı. Katılımcıların yarısı markete gitmek gibi sıradan günlük faaliyetleri yazan kontrol grubuna, yarısı kimlik odaklı çalışma grubuna rastgele atandı.

Deney grubuna iki hafta boyunca erken çocukluk, ortaokul, lise, üniversite ve arzu edilen gelecek dönemlerindeki motivasyonlarını, tutkularını ve hedeflerini düşünmeye yönelten beş yazma görevi verildi. Katılımcılardan her dönemdeki kimliklerini ‘fidan’, ‘kararlı’ veya ‘meraklı’ gibi tek bir sözcükle özetlemeleri ve bu deneyimlerin bugünkü yönlerini nasıl etkilediğini anlatmaları istendi.

Belirtiler program sırasında, bitiminden iki hafta sonra ve iki ay sonra ölçüldü. İki aylık takipte kimlikleri üzerine yazan grup kontrol grubuna göre daha düşük depresyon ve raydan çıkmışlık hissi, geçmiş benliğiyle daha güçlü bağlantı bildirdi. Kontrol grubu başlangıç düzeyine döndü. Bu fark, yararın yalnızca günlük tutmaktan değil, kişinin yaşam öyküsü içinde bağlantı kurmasını sağlayan içerikten kaynaklanabileceğini düşündürüyor.

Bununla birlikte müdahale herkeste aynı sonucu vermedi. Katılımcıların yaklaşık dörtte birinde belirgin değişim görülmedi. Günlük metinlerinin analizi, en çok yarar görenlerin geçmişteki olumlu unsurları da hatırlayan ve yaşamlarına daha içgörülü biçimde bakan kişiler olduğunu gösterdi. Yarar görmeyenler ise kısa, ağırlıkla olumsuz deneyimleri tekrarlayan ve ‘ruminatif düşünme’ örüntüsü sergileyen metinler yazdı.

Bu ayrım klinik uygulama açısından önemli. Geçmişe bakmak bazı kişilerin hayatındaki sürekliliği ve güçlü yönlerini fark etmesine yardımcı olabilirken, olumsuz olayları tekrar tekrar düşünmeye yatkın kişilerde sıkıntıyı pekiştirebilir. Dolayısıyla çalışma, herkese aynı biçimde önerilecek basit bir ‘günlük reçetesi’ sunmuyor; uygulamanın kimlere, hangi yönlendirmelerle yararlı olacağını belirlemek için yeni araştırmalar gerekiyor.

Araştırmacılar yöntemi profesyonel tedavinin yerine değil, yapılandırılmış bakımın yanında kullanılabilecek düşük maliyetli bir araç olarak görüyor. Örneklemin görece küçük olması ve sonuçların öz bildirimlere dayanması da dikkate alınmalı. Buna rağmen çalışma, genç yetişkinlikte artan depresyon ve kimlik kaybı hissine karşı kişinin geçmiş, bugün ve gelecek benlikleri arasında anlamlı bir bağ kurmasının terapötik potansiyeline işaret ediyor.

PAYLAŞ
Kariyerim Dergisi, Türkiye kampüslerinin sesi ve mecrası olmak için kurulmuş üniversite ve kariyer odaklı bir dergi ve web platformudur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here