SERVET VERGİSİ ÜZERİNE İNCELEME

SERVET VERGİLERİ ÜZERİNE İNCELEME

Servet, bir kişinin belli bir anda sahip olduğu ekonomik değerlerin tümüdür. Sosyal mevki, ün ve itibar gibi faydalar sağlayabilen servet, ödeme gücünün temel göstergelerinden biridir. Servet vergileri ise vergileri doğuran olayın kapsamına göre çeşitlenmiştir. [1]

Ülkelerin yükümlülerden vergi alırken belli kriterleri göz önünde bulundurmaları gerekir. Bu kriterlerin başında mali güç bulunmaktadır. Mali güce göre vergi almak, yükümlülerden vergi alırken onların ödeme güçlerine dikkat etmek anlamına gelir. Vergi yükümlülerinin ödeme gücünün göstergesi de elde ettikleri gelir, yaptıkları harcama ve sahip oldukları servettir.   Bu yüzden ülkeler yükümlülerden gelir, harcama ve servet üzerinden vergi almaktır.  

Servet vergisi verginin mali yönünden çok verginin sosyal fonksiyonunu sağlamaya yöneliktir.  Bu nedenle servet üzerinden alınan vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı, gelir ve harcama vergilerine göre daha düşüktür.[2] Geçmiş dönemlerde ülkelerin vergi sistemleri içinde büyük önem taşımış olan servet vergilerinin günümüzdeki önemi başka bir ifadeyle bu vergilerin toplam vergi gelirleri içerisindeki payı son derece düşüktür. Bugünkü modern vergi sistemleri esas itibariyle gelir üzerinden alınan vergilerle gider vergilerine dayanmaktadır.[3] Servet üzerinden alınan vergiler günümüzde hiçbir ülkede gelir ve harcama üzerinden alınan vergiler kadar yaygın ve popüler olmamıştır. Dünya üzerindeki her ülke hem gelir hem de harcama vergilerini kullanmakta ve bu iki vergi türü çoğu ülkenin vergi gelirlerinin temelini oluşturmaktadır. Servet vergilerinden elde edilen gelirler ise bu iki temel vergi türünün oldukça gerisinde kalmaktadır.[4]  Servet vergilerinin kişiler arasında gelir ve servet dağılımındaki dengesizliklerin büyük boyutlara ulaşmasını engelleyebilecek olması vergi sisteminin içinde sürekli bulunmasının bir sebebini oluşturmaktadır. Servet vergisinin bir diğer amacı ise gelir vergisinin yanı sıra uygulanan servet vergisinin önemli bir denetim fonksiyonu görevi üstlenmesidir.[5] Servet vergileri devletin mali ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirmekten öte yaşayan bireyler arasında çok keskin servet farkları olmasını önlemek için oluşturulmuş bu amaca hizmet eden vergi türüdür.

        Servetin geniş bir kavram olmasından dolayı servet üzerinden alınan vergiler ülkeden ülkeye bölgeden bölgeye değişim göstermektedir. Türkiye’de servet vergileri Türk Vergi Sisteminde sayılmış olan; merkezi yönetim tarafından tahsil edilen ‘Veraset ve İntikal Vergisi[6] ve ‘Motorlu Taşıtlar Vergisi[7] ile mali idarelerce tahsil edilen ‘Emlak Vergisi[8] şeklinde yer almaktadır.

AB’ye üye ülkelerde servet vergileri yıllık olarak düzenli bir şekilde alınan ve servete konu olan malın değeri ile alakalı olarak hesaplanan servet vergileri ile, taşınmazların devir ve transfer işlemleri üzerinden bir defaya mahsus alınan emlak vergisi gelirleri diğer servet vergisi gelirlerine göre oldukça yüksek düzeydedir.[9] Veraset vergisi AB’ye üye 20 ,intikal vergisi ise 21 üye ülkede kullanılmaktır. Emlak vergisi üye ülkelerin her birinde tahsil edilmektedir. AB üyesi ülkelerde toplam servet vergileri açısından diğer ülkelere kıyasla öne çıkan ülkeler arasında Birleşik Krallık, Fransa ve Belçika yer almaktadır. Birleşik Krallıkta servet vergilerinin toplam vergi gelirleri içindeki payı 2015 yılına göre %12,5 Fransa’da %8,9 Belçika’da ise %7,8‘tir.[10] Türkiye’de ise bu oran %2-%3 bandını hiç aşmamıştır. Servet vergilerini oluşturan veraset ve intikal vergisinde, motorlu taşıtlar vergisinde ve emlak vergisinde de bu durumun aksi bir tablo yoktur. Türkiye’de ise durum, 2008 yılında servet  vergilerinin tüm vergi içindeki payı %3,41 2011 yılında %3,78 ve 2016 yılında %3,72 şeklindedir.

Yıllar 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016
Oran% 3,41 3,74 3,71 3,78 3,73 3,50 3,69 3,69 3,72

(Muhasebat genel müdürlüğü)

Servet vergilerinin vergi gelirleri içindeki gelişiminde yıllar arasında çok büyük farklar görülmemektedir. 2011 yılında en yüksek paya sahip olmuştur. Ancak bu durumun arkasında 2008 yılında yaşanmış olan küresel kriz sonrası oluşan vergi zamları bulunmaktadır. Olağanüstü durumlarda vergi artışları yaşanmaktadır. Günümüz 2021 dünyası da bu duruma verilebilecek en güzel örnektir. Pandemi şartları sebebiyle çoğu ülkede vergi artışları yaşanmış ve yaşanmaya devam etmektedir. Ancak olması gereken de zannımca budur.  Çünkü sosyal amacı önemli olan servet vergileri gelir dağılımındaki adaletin dağıtılmasında önemli rol oynamaktadır. Bu durum da servet vergilerinin genel bütçe içindeki payının artışıyla sağlanabilecektir. Ancak oransal istikrarın sağlanmasında hükümet politikaları ve vergi denetimleri de önemlidir. Devletin en önemli gelir kaynağı olan vergiler içinde oranında büyük sıçrayışlar yaşanmamış ve tahsil oranları da düşüktür. ( En çok tahsil edilen motorlu taşıtlar vergisidir.) Motorlu taşıtlar vergisi %60, emlak vergisi %30 veraset ve intikal vergisi ise %2 dolaylarında tahsil edilmektedir.

Genel olarak değerlendirmek gerekirse; AB üyesi ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de servet vergilerinin oranı gelir ve harcama vergilerine göre düşüktür. Ancak bu oranın arttırılması mümkün olabilir. Özellikle çoğu AB ülkesinde servet vergileri içerisinde önemli paya sahip olan emlak vergisinin ülkemizdeki payı oldukça düşük kalmaktadır. Emlak vergisinde yapılacak yeni uygulamalarla AB üyesi ülkeler standardına yaklaşılabilir. Belediyeler tarafından tahsil edilen emlak vergisinde belediyelerin yetersiz kaldığını söylemek yanlış olmaz. Emlak vergisi tahsilatını yapacak başka bir kurum ya da merkezi idare tarafından bizzat vergilerin alınmasıyla emlak vergisi tahsilatı daha da artırılabilir. Belediyeler ve hükümet tarafından uygulanan istisnalar ve muafiyetler kaldırılarak emlak vergisi olması gereken konumuna getirilebilir. Bir diğer servet vergisi olan veraset ve intikal vergisinde de durum bundan farklı değildir. AB üyesi ülkelerde de belirli bir seviyeyi aşamayan düşük oranlarda kalan bu vergi ülkemizde neredeyse sıfır düzeyindedir.  Belirli muafiyetler ve vergi indirimleri kaldırılarak bu vergiyi de olması gereken boyutlara taşıyabiliriz. Fakat daha AB ülkelerinde dahi olması gereken boyutlara ulaşmamış olan bu vergiyi daha yüksek oranda tahsil etmeye çalışmak oldukça güç bir durumdur ve bu su götürmez bir gerçektir. Veraset ve intikal vergisi ve emlak vergisinde yaşanan sıkıntılardan daha büyüğü aslında motorlu taşıtlar vergisinde yaşanmaktadır.  Ülkemizde deniz taşıtları vergilendirilmemektedir. Vergiden kaçmak için mükellefler deniz taşıtlarına yabancı ülke bandıralarını çekmiş ve Türk Vergi Sisteminden muaf olmaya çalışmışlardır. Bu durumun karışıklık yaratması üzerine deniz taşıtları vergilendirme tarifesi kaldırılmıştır. Bir başka olay da klasik araç sektöründe yaşanmıştır. Motor hacminin düşük ve arabanın yaşının büyük olması sebebiyle aslında yüksek fiyatlardan alıcı bulan klasik arabalar yanlış vergilendirilmektedir.

          Ülkemizde hâlâ vergi konusu tam anlamıyla çözülememiş özellikle gelir dağılımındaki eşitsizlikleri ortadan kaldırabilecek servet vergileri dahi göz ardı edilmektedir ve elde edilmesi gereken hasılalar elde edilememektedir. Vergi konusunda reformlar yapılmalı ve vergilendirmelerin adil ve belirli kurallarla kanunlara tâbi olması gerekmektedir.


[1] Binhan Elif Yılmaz  ,Maliye, Der Yayınları,İstanbul,2020.

[2] Özgür Mustafa Ömür  ,Türkiye ve AB Ülkelerinde Servet Vergilerinin Kıyaslanması ,MCBÜ Sosyal Bilimler Dergisi,C.15,Sayı 2 ,Haziran 2017

[3] Osman Pehlivan ,Vergi Hukuku, Celepler Matbaacılık,Trabzon,2015.

[4] Natalia Evans ,Too Rich toRein in? The Under-utilised Wealht Tax Base , C. 11 , Sayı 2 , 2013.

[5] Metin Erdem  ,Kamu Maliyesi,Ekin Yayınları,Bursa,2012.

[6] Veraset ve intikal vergisi sosyal bir denge aracıdır.  Gelir ve servet dağılımı arasında bir denge oluşturmakta önemli bir görev üstlenir. Tahsilatı sonucunda vergi gelirleri arasındaki oranı %1-%3 arasındadır.

[7] Türk Vergi Sistemi içerisinde yer alan üç servet vergisinden biri olan  Motorlu Taşıtlar Vergisi sadece kanunda sayılı motorlu  taşıtları kapsadığı için özel nitelikli bir servet vergisidir. Her yıl Ocak ayının başında kayıt ve tescil işlemi yaptırılır  ve  Ocak ve Temmuz ayında  iki eşit taksitle ödenir.

[8] Tahsilatı belediyeler tarafından gerçekleştirilen servet vergisi türüdür.  Bina, arsa ve arazilerin vergilendirilmesine yönelik uygulanmaktadır. Sadece gayrimenkuller üzerinden alındığı için özel servet vergisi karakteri taşır.

[9] Gelir İdaresi Başkanlığı,2014:31

[10] The Meriç Journal, Cilt2,Sayı 4 ,2018

PAYLAŞ
İstanbul üniversitesi işletme fakültesi öğrencisiyim. Finans ve maliye alanlarıyla ilgileniyorum. Tarih,psikoloji ve uluslararası ilişkiler dahil ilgi alanlarımla alakalı yazılar paylaşacağım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here