Kısaca BMW
Günümüzün en önemli otomotiv ve motosiklet üreticilerinden olan BMW Almanya’nın Münih şehrinde 1916’da kuruldu. Kurulduğu ilk yıllar uçak motoru üretimi yapan firma daha sonrasında sırasıyla motosiklet ve araba üretimine başladı.
Kuruluşu savaş yıllarına denk gelen BMW ilk yıllarında da zorluklar çekti ve iflasın eşiğine geldi. Savaş döneminin etkisiyle ekonomik olarak sıkıntı yaşayan BMW çıkış yolları arıyordu. Prusya ordusunun bir anda verdiği 600 adet uçak motoru siparişiyle şirketin iflas bayrağı da dikilmeden rafa kaldırıldı.
Ürün kalitesinin düşüşü ve üretimi kesmesi için aldığı baskılar sonucu 1918 yılında uçak motoru defteri BMW için kapandı. Dünya savaşının bitimine denk gelen bu zaman diliminde BMW’yi iflastan kurtaran hamle yatırım almak oldu. Dönemin en zengin iş adamlarından biri olan Camilo Castiglioni’den yüklü miktarda yatırım alan BMW yaşadığı bu ikinci zorluğu da atlatıyor. 1923 yılına geldiğimizde şirket tasarımına yıllar harcadığı R32 modeli ile tarihindeki ilk motosikletini piyasaya sundu. Bu model o kadar başarılı oldu ki bugün bile ürettiği modellerin ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

Motosiklet sektörüne giriş yapan ve ekonomik durumunu toparlayan BMW iş alanını genişletmek adına otomotiv sektörüne girmeye karar veriyor ve 1928 yılında tasarım çalışmalarına başlıyor. Bu fikir için Fahrzeugfabrik Eisenach isimli otomotiv firmasını da satın alarak 1932 yılında ilk otomotivi olan BMW Dixi banda giriyor. BMW Dixi’nin ülkemiz adına önemi ise Mustafa Kemal Atatürk’ün kullandığı ilk BMW olmasıdır.

İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması ile birlikte diğer tüm firmalar gibi BMW’de yönetimin etkisiyle zorunlu olarak Alman ordusu için ekipman üretimi yaptı. Savaşın bitimine kadar otomotiv bandını kapayan BMW ordu için yalnızca uçak motoru ve motosiklet üretti. Savaşın etkisiyle ekonomik olarak tarihinin en büyük ekonomik zorluğunu yaşayan BMW’nin bir şeyler yapması gerekiyordu. Büyük bir risk alarak Isetta modelini üreten BMW bu sıkıntıyı da böylece atlatmıştır.
Isetta

Dünya savaşının ardından ekonomik ve şehir içinde rahat kullanıma sahip ufak tasarımlı arabalar önem kazanmaya başlamıştır. Dönemin en dikkat çekici araçları Amerikan arabalarıydı fakat bu arabaların yakıt tüketimi çok yüksekti ve Amerikan rüyasının etkisiyle çok büyük boyutlu bir tasarım anlayışına sahipti. Dar sokaklarda kullanımı çok zordu ayrıyeten yakıt tüketimi de ekonomik krizin ortasında cep yoruyordu. Buradaki açığı gören BMW mühendisleri ise küçük boyutlu, minimum yakıt tüketimine sahip ikonik bir tasarım için kolları sıvadı.
225 cm uzunluğa ve 134 cm genişliğe sahip Isetta motosikletten bile daha avantajlıydı diyebiliriz.353 kilo olan model günümüz otomobillerinin yaklaşık olarak dörtte biri kadar. O dönemin reklamlarında çekirdek bir ailenin rahatça sığabileceği söyleniyordu. 2 kişi ile rahatlıkla yolculuk yapılabilen model şehir içi için çok güzel bir seçenekti.

Otomotiv camiasında ilk defa rastlanan kapı tasarımıyla da dikkat çeken Isetta’ya otomobilin ön tarafından biniliyordu. Sol tarafa doğru açılan kapının üzerinde direksiyon da bulunuyordu. Bu özelliği kullanıcıyı her ne kadar zorlasa da ikonik bir tasarım olmasının başlıca nedenlerindendir. Kurbağa gözlerini andıran ön farları, arka tarafta bulunan tek tekeri, ve çift renk opsiyonu da bu tasarımın ikonik olmasının diğer sebepleri.
247 cc hacme sahip karbüratörlü bir boxer motor ile kontrol ettirilen Isetta 12 beygire sahipti. Maksimum gücünü 5800 devirde veren bu motor 6.80 gibi bir sıkıştırma oranına sahipti. Şanzıman sistemi ise 4 ileriydi ve arkadan çekişe sahipti.
10 litrelik bir yakıt deposu olan Isetta 353 kiloluk ağırlığıyla ortalama olarak 4.0 litre yakıt tüketimi ile ilerliyordu. Bu mantıkla bir depo ile 250 km yol yapan model, şehir içi aracı olduğunu da kanıtlıyor. Günümüz araçlarının bile bu rakama ulaşmadaki zorluğu Isetta’nın başarısını kanıtlar nitelikte.

Çin’de tekrardan satışa sunuldu. Eagle isimli Çin merkezli firma aynı tasarım diliyle 3 litre gibi inanılmaz bir yakıt tüketimine sahip EG6330K modelini Retro klasik severler için piyasaya sürdü. Otomobil koleksiyonerleri için vazgeçilmez bir araç olmasının yanı sıra değerini de gün geçtikçe katlaması sebebi ile yatırım amaçlı da kullanılmakta.
Günümüzde bir retro klasik olarak görülen Isetta, BMW’nin bugün sahip olduğu başarıda adeta bir mihenk taşı görevi görmekte. Dünyanın en büyük dördüncü otomobil şirketi olan BMW iflasın eşiğine geldiğinde dönemin ihtiyaçlarına hizmet eden ve tasarımıyla fark yaratan bu mini otomobili üretmeseydi belki de pek çok otomobil firması gibi tarihin tozlu rafları arasında kaybolup gidecekti.
Kaynakça
https://oto.net/otomag/dunden-bugune-bmw-7604h
https://otorapor.com/bmw-markasi-tarihi-ve-tarihsel-gelisimi





























Gerçekten çok bilgilendirici bir yazı. Berkcan Bey’i tebrik etmek lazım. Devamını bekliyoruz