Bioteknolojik İlaçlar

Başka ülkelerden ihraç ettiğimiz bir ürün var. Biz bu ürünün 1 kilosu için tamı tamına 1 milyon dolar ödüyoruz. Sizce bu ürün ne olabilir?

Yazımın ilerleyen cümlelerinde bu sorunun cevabını bulacaksınız. Bütün insanlık için çok değerli ve büyük yeniliklere gebe bu ürünle ilgili bilgilere de ulaşabileceksiniz.

Hangi Sektörde?

Ama önce size bazı bilgiler vermek istiyorum bu ürünün içinde yer aldığı ilaç sektörü ile ilgili. Başka hiçbir sektörde olmadığı kadar, sağlık sektöründe gerçekleşen yenilikler insan hayatını direkt etkiliyor. Sağlık sektörü ve özel olarak ilaç sektörü çok hızlı bir yenilik yarışı içinde. Dünyada ilaç sektöründe gerçekleşen AR-GE yatırımı 130 milyar dolardan fazla, ülkemizde bu tutar ancak 60 milyon dolar civarında.

Dünya nüfusu her geçen gün artmakta. Ortalama yaşam süresi uzamakta aynı zamanda toplam nüfus içindeki yaşlı nüfus oranı artmakta. Bu durum sağlık hizmetlerine olan talebi hızla arttırmakta. Yapılan bir araştırmaya göre 75 yaş üstü insanların %80’i en az bir reçeteli, %36’sı ise 4 reçeteli ilaç kullanmaktadır.

Dünya reçeteli ilaç satışlarının 853 milyar dolar olarak gerçekleştiği tahmin edilirken 2016 yılında ülkemizde 2 milyar kutu ilaç satıldı. Ülkemizdeki ilaç satışı 22,1 milyar TL oldu ve dünyadaki en büyük 17. İlaç pazarı konumundayız.

AİFD’nin bir araştırmasında yer alan bilgiler göre:

  • 1980’li yıllarda Amerika’da Kanserli hastaların 5 yıl hayatta kalmaları oranı %53 iken bu oran günümüzde %66 yı geçmiştir.
  • Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 2011 itibariyle dünyada 346 milyon diyabet hastası bulunmaktadır. Bu hastaların %80’i gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır. 1995 yılında Hindistan, Orta Doğu ve Güneydoğu Asya’da 84 milyon diyabet hastası varken, bu sayının 2025 yılında 228 milyona ulaşacağı öngörülmüştür.
  • 2011’de 366 milyon olan diyabet hastasının sayısının 2030’da 552 milyona ulaşması beklenmektedir.
  • 2004 yılında gelişmekte olan ülkelerde 639 milyon insanda hipertansiyon görülmekteyken, 2025’te bu sayının 1 milyara çıkması beklenmektedir.
Tekrar ülkemize dönelim.

Ülkemiz ilaç sektörü her yıl yaklaşık 4,5 milyar dolarlık cari açık veriyor. Bu çok büyük bir rakam. 2016 yılı cari açığımızın yaklaşık 33 milyar dolar olduğunu düşünürsek bu büyüklüğü daha iyi anlamamız mümkün.

Şimdi baştaki sorumuza gelelim. Koçak Farma CEO’su Hakan Koçak, Forbes dergisine yaptığı açıklamada bu sorunun cevabını verdi: 1 kilo biyoteknolojik ilaç almak için 1 milyon dolar ödüyoruz.

1 kilo altın almak için 40 bin dolar civarında paraya ihtiyacımız var. Fakat 1 kilo biyoteknolojik ilaç almak için 1 milyon dolar harcamamız gerekiyor.

Peki, nedir bu biyoteknolojik ilaç?

İstanbul Üniversitesi Biyolojik ve Genetik Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne kulak verelim:

“İnsan vücudunda doğal olarak bulunan maddelere yapısal ve aktivite olarak benzer özellikte olan biyolojik ürünlerin geliştirilmesinde ve üretiminde biyoteknoloji’den yararlanılmaktadır. Biyolojik ürünlerin çoğunluğu büyük molekül ağırlıklı hormonlar, antikorlar, aşılar, kan faktörleri ve büyüme faktörleridir. Biyolojik ürün keşfetmede ve geliştirmede kullanılan üç temel biyoteknolojik yöntem; rekombinant DNA teknolojisi, monoklonal antikorlar ve PCR (polimeraz zincir reaksiyonları)’dır. Ayrıca gen terapi, farmakogenomik, ribozimler ve transgenik hayvan teknolojileri de kullanılmaktadır. Son 10 yılda moleküler mühendisliğin kullanılmasıyla büyük ilerlemeler gösteren biyoteknolojik ürün geliştirmede, molekülün aminoasit ve karbonhidrat içeriği değiştirilerek biyolojik etkinliğinin arttırılması ve toksisitesinin azaltılması sağlanmıştır. Gelişen biyoteknolojiyle beraber teknolojiler, ürünler, şirketler ve kazançtaki büyüme de dikkate değerdir. İlaç endüstrisine bakıldığında artan bir şekilde geleneksel kimyaya dayalı ilaçlardan biyoteknolojik ilaçlara doğru büyük bir ivme ile geçiş söz konusudur. Günümüzde 100’ün üzerinde hastalık rekombinant DNA teknoloji ile üretilmiş biyoteknolojik ürünlerle tedavi edilmektedir. FDA tarafından onaylanmış biyolojik ürünlerle tedavi edilen hastalıklar arasında: kanser, hemofili, multiple skleroz, diyabet, hepatit, büyüme geriliği ve akut miyokard enfarktüs yer almaktadır.”

Biyoteknolojik ilaç üretimi ilaç endüstrisi için bir devrim, bir dönüm noktası. Konvansiyonel (geleneksel) ilaçlar kimyasal süreçlerle üretilirken biyoteknolojik ilaçlar canlı hücrelerden üretiliyor. İlk biyoteknolojik ilaç olarak 1928 yılında Alexander Fleming tarafından üretilen Penesilin kabul ediliyor.

1980’li yılların başında ise ilk kez rekombinant DNA teknolojisiyle insan insülini üretilerek diyabet tedavisinde kullanılmış.

2016 Yılında En Çok Satılan Biyoteknolojik İlaçlar

  • Humira: 14 Milyar Dolar.
  • Remicade = 5,78 Milyar Dolar
  • Enbrel 23 Milyar Dolar

5 Milyar dolar ve üzerinde global satış yapan daha birçok ilaç var.

Peki Biz Adım Attık Mı?

Ben bu yazımı yazarken ve yazım için yaptığım araştırmalar sırasında aklıma hep şu geldi. Biyoteknolojik ilaç üretimi sürprizlere gebe bir sektör. Daha doğrusu bu alanda alınacak mesafeler bir şirketi hatta bir ülkeyi dünya liginde çok ileri noktalara taşıyabilir.

Ülkemizi biyoteknolojik pazarın bir oyuncusu haline getirmek için önemli adımlar atan ve Güney Koreli Genexine şirketi ile %50-%50’lik bir ortaklık ile Türkiye’nin ilk biyoteknolojik AR-GE ve üretim tesislerini kuran İLKO İlaç’ın Genel Müdürü Hatice Öncel’in çok önemli tespitine dikkatinizi çekmek istiyorum.

“ 959 milyar dolar olan dünya ilaç sektörü içinde biyoteknolojik ilaçların payı 200 milyar dolar ve bu pay 2020 yılında 500 milyar dolara çıkabilir” diyor İLKO İlaç Genel Müdürü Hatice Öncel.

Sanırım beni olduğu kadar sizleri de heyecanlandırıyor biyoteknolojik ilaçlar. Ben bu konudaki araştırmalarıma devam edeceğim. Şimdiki hedefim konunun önde gelen uzmanlarından biriyle bir röportaj yapabilmek. Bunu başardığımda ise kaldığımız yerden devam edeceğim.

Sağlıklı kalın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here