Başarısız Olmanızın Sebebi Ebeveynleriniz Olabilir

Her aile çocuğunu başarılı bir birey olarak yetiştirmek ister. Ebeveynler genelde kendi yaşayamadığı ya da imkansızlıklar yüzünden gerçekleştiremediği hayallerini, çocuğunun gerçekleştirmesini ister. Fakat çoğu ebeveyn bunun aslında ne kadar yanlış bir tutum olduğunun farkında değildir. Bu konuya son zamanlarda izlediğim ve çok etkilendiğim bir filmden örnek vermek istiyorum. DANGAL(GÜREŞÇİ).  Dangal ünlü Hintli oyuncu ve yönetmen Aamir Khan’ın başrolünü oynadığı 2016 yapımlı bir Hint filmi. Kısaca anlatmak gerekirse Aamir Khan (Mahavir Phogat ) Hindistan’ın fakir bir köyünde dünyaya gelen hayalleri olan bir çocuktur. Ayrıca Hindistan Güreş şampiyonudur.

Tek hayali milli Güreşçi olup olimpiyatlarda ülkesine altın madalya  kazandırmaktır. Fakat bu genç , ailesinin güreşçi olup ne olacaksın, para kazanabileceğini mi sanıyorsun ? gibi baskılarından ve babasının zorlamasından ötürü bu hayalinden vazgeçirilmiştir ve evlendirilmiştir . Hayalini bir süreliğine rafa kaldırmıştır. Fakat daha sonra hayalini gerçekleştirmek için  o da çocuğunu kullanmak istemiştir ve bir erkek çocuğu olsun istemiştir. Şansızlık ya üst üste tam 4 kız çocuğu olmuştur. Tam hayallerim suya düştü diye düşünürken bir gün 2 kızı, bir başka 2 erkeği dövmüştür ve bunu gördükten sonra umudu tekrar yeşermeye başlamıştır. Kızlarını milli güreşçi yapmak istemektedir.. Önce çocuklarnın saçlarını erkek gibi kestirir ve her sabah 5 te uyandırıp askeri bir düzende onları eğitime götürür. Tabi bu durum Hindistan gibi katı kuralları olan bir toplumda pek hoş karşılanmaz. Çocuklar hor görülmeye başlanır  ve dışlanır. Derslerinde başarısız olmaya başlarlar.

Bu psikolojik baskılar altında çocuklar çok ezilmektedir ve herkes onlarla dalga geçmektedir. Bu süreç çocukları çok yıpratmıştır ve sürekli bu düzenden kaçmak için planlar yapmışlardır. Fakat çocuklar bu düzenden kurtulamadılar, maalesef  babalarına boyun eğerek milli güreşçi oldular ve filmin sonunda ülkelerine altın madalya kazandırdılar. (!)

Şimdi asıl sorumuz şu ;  Ya çocukların kendi hayalleri ne olacak ?  Gençliklerinin en güzel zamanlarını hiç istemedikleri bir hırs yüzünden kaybetmişler, fakat ‘’altın madalya’’ kazanmışlardır. Önemli olan hangisi, başkalarının hayalleri mi, kendi hayalleri mi ?

Elbette ki hiçbirimiz her istediğimizi yapamıyoruz bu hayatta ama önemli olan nasıl doğruya yönlendirildiğimizdir. Hayallerimizi reel hayata dökebilmemiz için bize yardımcı olunması gerektiğidir. Bunu yapıcak, bizi yetiştiricek insanlar anne ve babamızdır.  Önemli  olan çocuğu mental olarak sağlıklı yetiştirmektir, başarılı olması, istemediği bir hayatı yaşaması onu sağlıklı bir birey yapmaz.

Şimdi ebeveyn ve çocuk ilişkisinin nasıl olup-olmaması gerektiğini maddeler halinde inceleyelim.

  • Sıklıkla Emir Cümleleri Kurmak

Ağzın doluyken konuşma, kalk sofrayı hazırla, televizyonu kapat, ödevlerini hemen yap ! gibi emir cümleleri kurmak çocuğu hayata karşı pasif duruma getirir ve hiçkimse emir almaktan hoşlanmaz bu hayatta. Çalıştığımız işyerinde bile birinden emir almak zorumuza gidiyorken ailede bunun bize empoze edilmeye çalışılması çok yanlış bir tutumdur ve çocuğu aileden uzaklaştırıp, kendi karamsar dünyasına itmeye sebep olabilir. Bunun yerine daha nazik ve hoşgörülü bir dil kullanarak çocuğumuzu doğruyu yapmaya yöneltmeliyiz, zorbalıkla değil.

  • Gözdağı Vererek Konuşma Biçimi

‘’ Ödevini yapmazsan sokağa çıkamazsın.!! ‘’ gibi tehditkar ve şarta bağlı kurulan cümleler ebeveyn olarak hayatı kolaylaştırsa da çocuğun piskolojisi olarak hoş sonuçlar doğurmaz. Bu tür cümleler çocukta boyun eğme, itaat etme gibi davranışların oluşmasına sebep olur ve çocuğun özgüvenninin yitirilmesine sebep olur. Bunun yerine küçük ödüllerle onları mutlu edebileceğiniz ve sorumluluk bilinci katabileceğiniz cümleler kurmalısınız.

  • Çocuğu Sürekli Övmek

Bir çocuğun  istenilen davranışı yapması onun her ortamda övünülmesine sebe p olabilir. Fakat bu çocukta her zaman olumlu bir etki yaratmaz. Çocuklar bu iletileri anne babanın kendilerini yönlendirme ve isteğini yaptırma girişimi için kurnazlık olarak yorumlarlar. “Siz böyle söyleyince sanki ben daha çok mu çalışacağım?” gibi düşünebilirler. Ayrıca övgü başkalarının yanında yapılırsa bu çocuğu utandırabilir, daha kötüsü sürekli övülme gereksinimi duyabilir. Bunu göremediği durumlarda hayal kırıklığına uğrayıp, yapacağı işlerden vazgeçebilir.

  • Ad Takmak, Alay Etmek

‘’Koca bebek ‘’ , ‘’Hadi sende sulugöz’’ gibi cümleler kurmak çocuğun kendini çok değerli ya da çok değersiz hissetmesine sebep olabilir. Sevilmediğini düşünebilir ve bu da kişisel gelişiminde kötü rol oynayabilir.

  • Sıklıkla Yargılamak, Eleştirmek

“Sen zaten tembelin tekisin”,”zaten başarsaydın şaşardım”,“yine mi bitiremedin” gibi cümleler kurmak yetersiz, aptal hissetme duygularına neden olabilir.Bu en tehlikeli iletişim kopukluğudur ebeveyn ve çocuk arasında. Çocuk bu durumda benlik duygularını kaybedebilir ve ailesine kin duymaya başlayabilir. Son derece özen gösterilmesi gereken bir konudur, aile ve çocuk arasındaki bağı korumak adına..

Ve son olarak bu konularda neler yapabileceğimize dair bir kaç ipucu :

  1. Çocuğunuzu dinleyin. Dinlenildiğini düşünen çocuk, düşüncelerinin değerli olduğunu düşünür ve kendini ifade etmekten kaçınmaz.
  2. Çocuğunuza karşı olan tavırlarınızda tutarlı olun, çelişkili davranışlarda bulunup çocuğu kişilik oturtma konusunda yanlış yönlendirmeyin.
  3. Aşağılamak, onun yerine karar vermek yerine onu dinleyin fikirlerine saygı gösterin. Eğer yanlış bir yoldaysa doğruyu güzel bir yolla gösterin. Bağırmak, dövmek onu sizden daha çok uzaklaştıracaktır.
  4. Çocuğunuza zaman ayırın. Eğer bunu yapmassanız çocuğunuz zamanla sizde göremediği ilgiyi dışarıda arayacaktır ve sizden kopacaktır. Hem siz bir aile olamayacaksınız hem de çocuğunuzu kaybetmiş olacaksınız.
  5. Son olarak çocuğunuzu başka çocuklarla karşılaştırmayın. ‘’Komşunun oğlu taktir getirdi, ya sen ? ‘’ gibi kinayeli, onu küçük düşürücü cümleler kurmayın. Çocuğunuz sizin gözünüzde değerli olduğunu görmek ve bilmek ister. Bu çocuğunuzun ruh sağlığının temelini oluşturur.

Aile bu hayattaki en önemli kurumdur. İyi çocuk  da aileden çıkar, kötü çocuk da.  Onu özgür bir birey olarak yetiştirmeli ve kendisine olan saygısını hiçbir zaman kaybetmemesini sağlamalısınız.  Ve birlik olmalısınız. Çünkü aile olmak bunu gerektirir. Sağlıcakla kalın. 🙂

 

PAYLAŞ
1995 İstanbul doğumlu olan Özlem Yılmaz Adanalı ve memleketinin bütün çılgın özelliklerini taşıdığını düşünüyor. :) Ailesinin tek çocuğu ve tam 7 sene sabırla beklenen bir çocuk.. Liseyi mahalle arasında "Buradan kimse üniversite kazanamaz" denilen bir okulda okudu ve dereceyle bitirdi. Daha sonra onları yanıltarak İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce bölümünü kazandı. 1 sene İngilizce hazırlık okudu ve şu an 3. Sınıf öğrencisi. En sevdiği şey spor yapmak, fazla kilolarından kendi yaptığı diyet ve sporla kurtulmayı başaran biri. (Siz yine de diyetisyene başvurun:) ) Mezun olunca alanında başarılı bir bankacı olmak istiyor.

9 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here